Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
27°

Kaybedilmiş çocuklar

YAYINLAMA:
Kaybedilmiş çocuklar

Kaybedilmiş hayatlarımız ve bu hayatların ortasında kaybolmuş çocuklarımız var. Kaybedilmiş, kahırlarla geçirilmiş zamanların izleri yalnız hanelerin duvarlarına değil; çocukların yüzlerine de siniyor. Ve çocuklar yüzlerini gizlemeyi beceremeyince, yüzlerini siliyorlar. Hayatın bir köşesine sinip kayboluyorlar. Çünkü onlar maskeli bir hayattan haberdar değiller henüz.

Hayata duyduğumuz öfkenin ve hayattan yediğimiz bütün tokatların acısını çocukların küçücük yüreklerinde yaralar açıp onları acıtarak hafifletmeye çalışıyoruz. Acıyan yerlerimize sebep olanları görmezden gelip acılarımıza sebep olan her şeyi örtbas ediyoruz. Oysa acılarımıza sebep olanları kovup çocuklarımıza yer açmalıyız hayatımızda. Ve bizim için çocuklarımızın hayatlarında her daim hazır tuttukları kocaman yeri görmeliyiz. Çünkü biz görmedikçe uzağımıza düşüyor çocuklarımız.

Onları aramak için gece yarıları sokaklara düşmeden önce, hayatımızın meydanlarında ve sokaklarında onlara yer açmalıyız. Onların hayata dair söylediklerinin ve hayattan beklediklerinin en az bizimkiler kadar anlamlı olduğunu görebilirsek, ne biz onların uzağına düşeriz ne de onlar bizden fersah fersah uzakta bir hayata düşerler.

Evleri bir savaş alanına çevirdik ve dikkatlerimiz düşman bellediğimiz diğerinin üzerinde her daim. Düşmanımızı gözlemekten çocuklarımızı görmeye fırsat bulamıyoruz. Acıyan yüreklerinin, titreyen ellerinin ve “ben buradayım” diyen çığlıklarının farkında değiliz. Arada sırada fark ettiğimizde ise hıncımızı ve hırsımızı kusuyoruz onlara. Ve onlar buna dayanamayıp terk ediyorlar bizi kendilerini.

Onların hayata dair düşlerinin hiç farkında değiliz. Düşleri ertelenmiş ve renkleri solmuş bir hayatı dayatıyoruz onlara. Ve onlar, buna dayanamayıp” kaybedilmiş çocuklar “ kervanına katılıyorlar. Oysa düşlerimizi gerçekleştiremese bile hayatımızın orta yerinde kendini gizlemeden var olabilen bir çocuk kaybedilmiş çocuktan iyidir…

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız