Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
25°

“Ruh Uyumadı Dediğimiz Yerde”

YAYINLAMA:
“Ruh Uyumadı Dediğimiz Yerde”

Bazı cümleler vardır, ilk duyduğunda insanın hoşuna gider.
Derin durur.
Bilge durur.
Sanki seni anlatıyormuş gibi gelir.

Ama sonra bir bakarsın, o cümle hayatının en kritik yerlerinde hep ortaya çıkmaya başlamış.

“Göz hoşuna gideni sever.
Akıl kendini anlayanı sever.
Ama ruh, kendine benzeyenden başkasını sevemez.”

Bu söz, yüzyıllar öncesinden bugüne gelirken çok şey yaşadı.
Söylendi, aktarıldı, paylaşıldı.
Ama bir yerden sonra anlaşılmaktan çok kullanılmaya başlandı.

Bu cümleyi söyleyen Şems-i Tebrizi, ruhu rahat ettiren bir alan olarak tarif etmiyordu.
Tam tersine, ruh dediği şey insanı yerinden eden, alışkanlıklarını bozan,
“bildiğini sandığın her şeye bir daha bak” diyen bir hâldi.

Bugün ise bu söz çoğu zaman şuna dönüşüyor:
Zorlanan gidiyor.
Kafası karışan uzaklaşıyor.
Derinleşme ihtimali olan yerde kapı kapatılıyor.

Ve kapı kapanırken kimse suçlu olmuyor.
Ne sen kötüsün, ne o eksik.
Sadece…
“Ruhlar uymadı.”

Oysa biraz durup bakınca şunu görmek mümkün:
Bazı karşılaşmalar insanı sakinleştirmek için gelmez.
Bazıları insanı rahatsız etmek için gelir.
Çünkü rahatsız eden şey büyütür.

Gerçek bağlar her zaman tanıdık hissettirmez.
Hatta çoğu zaman insanı huzursuz eder.
Soruları artırır.
Aynaları büyütür.
Ve insan tam da orada zorlanır.

Çünkü benzerlik güvenlidir.
Aynı yerden susmak, aynı yerden kaçmak kolaydır.
Bu, uyum gibi görünür.

Ama ruhun meselesi uyum değildir.
Ruh, sahicilikle ilgilenir.
Yanında rol yapmadığın, küçülmediğin, kendini saklamak zorunda kalmadığın hâlle ilgilenir.

Ve bu hâl her zaman “benim gibi” değildir.

Bugün “ruh benzemedi” dediğimiz birçok yerde, aslında mesele ruh değildir.
Mesele, o karşılaşmanın insanı değiştirecek kadar gerçek olmasıdır.

Çünkü değişmek cesaret ister.
Kalmak cesaret ister.
Kolayca vazgeçmemek cesaret ister.

Şems’in işaret ettiği ruh, konfor aramazdı.
Hakikat arardı.
Ve hakikat, çoğu zaman rahat değildir.

Belki de bu yüzden bu sözü bu kadar seviyoruz.
Çünkü erken vazgeçişlere çok yakışıyor.

Ama belki de asıl soru şudur:

Ruh mu seçmedi, yoksa biz kalmaya cesaret mi edemedik?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız