Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
19°

86 milyon TBMM'ye sesleniyor

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
86 milyon TBMM'ye sesleniyor

Öncelikle bu ülkede 23 Nisanların ebediyete kadar sürmesi temennisiyle diyerek söze başlamalıyız.

Ülkemizde demokrasinin en büyük güçlerinden birisi de “yasama” gücüdür, değil mi? Alınan bilgilere göre birçok milletvekilinin Meclis çalışmalarına girmediği, hatta girmeyenlerden bazılarının yerine oy kullanıldığı yolunda TV haberlerinin yayınlandığı malumdur. Bu nedenle Meclis kararlarına, çıkarılacak ve ayrıca revize edilecek kanunların işlev kazanmasına imkân verilmediği (bazı vekillerin Meclise gelmedikleri) için sonuca gidilemediği; dolayısıyla 86 milyonun lehine olacak kanun ve kararların vücut bulmadığı, devamında ise vatandaşlarımızın anayasal ve evrensel haklarının savunulmamış sayılacağı, aynı paralellik içinde ülkemizde toplumsal maliyetlerin artacağı noktasında çok yönlü sorunların oluşabileceği gerçeği söz konusudur.

Şimdi soruyoruz: Bir devlet memuru bir gün görevine gelmezse hakkında gereken işlem yapılır mı? Evet. Bir askerî üst düzey komutan “Bugün göreve gitmiyorum, askerler ne yaparsa yapsın.” diyebilir mi? Hayır. Bir öğretmen “Bugün öğrenciler ne yaparsa yapsın, evde keyfime bakacağım, gezmeye gideceğim.” diyebilir mi? Hayır.

Bir hâkim, bir savcı “Bugün duruşmalara girmeyeceğim, davacılar ve davalılar başka zaman gelsinler.” diyebilir mi? Hayır, hayır, hayır...

Peki hâl böyleyken nasıl oluyor da yüz binlerce maaş alan, farklı özlük haklara ve yüksek derecede sosyal imkânlara sahip olan milletvekilleri keyfî manada, işlerine geldiği gibi hareket edip yasama faaliyetlerine katılmama cüretini kendilerinde bulabiliyorlar? Ben 1/86 milyonum. Ben bir vatandaşım. Vekiller benim vekilim. Seçip Meclise gönderiyoruz. Ülkemizin kalkınmasına ve haklarımızın savunulmasına yarayacak kanunlar çıkarın diye Ankara’ya uğurluyoruz.

Sen ise bütün bunları unutup duruma göre tercihler yaparak Meclisteki yasama faaliyetlerine iştirak etmiyorsun; üstelik her açıdan avantajlı dokunulmazlığın var. Ben bunların hiçbirine sahip değilim. Yani ben birinci sınıf vatandaş olmuyorum. (Demirel demişti ya: “Benim vatandaşlarımın hepsi birinci sınıf.”)

TBMM Sayın Başkanından talebimizdir ki bu keyfiyetin ortadan kaldırılmasına ilişkin olarak derhâl Meclis iç tüzüğü revize edilerek vatandaşı üzüp incitecek vekil davranışlarının bertarafı için çalışmalar yapılmalıdır.

Ayrıca birçok soru önergesinin reddine mahsus kararların bilimsel ve hukuksal olmadığı noktasında kanaatler hasıl olmaktadır. Halkın sesi dinlenmelidir.

Şu anda bu ülkenin hayrına odaklı olup süratle revize edilmesi gereken on civarında yasa mevcuttur. Söz konusu yasaların revize edilerek milletimizin ve coğrafyamızın kaliteli yaşamının sürdürülebilirliği bakımından, 600 milletvekili arasından bir AR-GE komisyonunun kurulmasına da acilen ihtiyaç vardır.

Bilgi ve gereğini arz ederim.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız