Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
26°

“İnsan en çok hangi hâlinden utanır?”

YAYINLAMA:
“İnsan en çok hangi hâlinden utanır?”

Otobüs ani bir fren yaptı.

Kimse düşmedi ama herkes bir anlık sendeledi.

İnsan o an refleksle bir yere tutunuyor ya…

İşte bazen yanlış yere tutunduğunu da böyle fark ediyorsun.

İnsan kendinden tam olarak böyle utanır.

Başkalarına anlattığı hikâyelerden utanmaz insan.

Yanlışlarından, hatalarından, “ama çok şey öğrendim” dediği anlardan utanmaz.

Onlar anlatılabilir. Hatta parlatılabilir.

İnsan en çok, kendine yakıştıramadığı hâlinden utanır.

Konuşması gerektiği yerde susmasından.

Gitmesi gerektiği yerden gidememesinden.

Bir gün dönüp “Ben bunu neden kabul ettim?” dediği o andan.

Çünkü o anın bahanesi yoktur.

Ne zaman, ne şart, ne karşı taraf…

Hepsi silinir.

Geriye sadece şunlar kalır:

Kendi sınırını bile bile esnetmiş olmanın ağırlığı.

İnsan en çok şuna utanır:

Kendini küçülttüğü hâlde bunu kimseye söyleyememesine.

Bir cümleyi yutmasına.

Bir sınırı çizememesine.

Sırf yalnız kalmamak için, kendiyle arasına mesafe koymasına.

Ve kimse şunu sormaz: “O an neden yapamadın?”

Herkes güçlü olmanı bekler. Dik durmanı. Anında karar vermeni.

Ama insan bazen yapamaz. Çünkü yorgundur.Çünkü şaşkındır.

Çünkü henüz kendini savunacak kadar sevmiyordur.

Ve evet…

İnsan bazen koruyamaz kendini...

Asıl utanç da buradan gelir zaten.

Başkalarına değil, kendine karşı mahcup olmaktan.

Aynaya bakıp “Bunu ben nasıl sineye çektim?” dediğin o sessiz an, en ağır yerdir.

Ama kimse şunu kabul etmek istemez:

İnsan bazı hâllerinden utanarak değil, ancak içinden geçerek kurtulur.

Belki de bu yüzden utanırız. Çünkü o hâller bizim zayıflığımız değil, henüz kendimizi savunmayı öğrenememiş olmamızdır.

Şimdi dürüst olalım:

Siz başkalarının bilmesinden mi utanıyorsunuz, yoksa kendinizin bunu fark etmiş olmasından mı?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız