Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
26°

Küçük ülke, büyük bonfile

YAYINLAMA:
Küçük ülke, büyük bonfile

Tarım ve Orman Bakanlığı bu yıl 500 bin besilik sığır ithalatı yapacağımızı açıkladı. İnsanlık tarihinde tarım ve hayvancılığın başladığı kadim Anadolu üzerinde yaşıyoruz ancak tarım ve hayvancılığımızı geliştirmek yerine ithalat yaparak el âlemin çiftçisini neden zengin ediyoruz anlayabilmek mümkün değil.
Hâlbuki 783 bin kilometrekarelik vatanımızda olabildiğince geniş arazilerimiz, dağlarımız, yaylalarımız var! Hayvancığımızı geliştirmek, hayvan varlığımızı artırmak yerine borçlanarak ithal etmek hangi aklın ürünüdür bilinmez!

Dış borç stokumuz 600 milyar dolara yaklaşmışken hayvan ithalatına devam etmemiz akıllara ziyan!
Canlı hayvan alımında 12 bin kilometre uzağımızdaki Uruguay’ın en büyük müşterisi olduk!

Uruguay’a biraz yakından bakalım isterseniz. Güney Amerika kıtasında yer alan, yüzölçümü 176 bin kilometrekare, nüfusu yaklaşık 3,5 milyonluk bir ülke. Yani, toprağı Türkiye’nin 5’te biri kadar, nüfusu ise yüzde 4’ümüze tekabül ediyor. Yüzde 58’i Hristiyan, yüzde 41’i ateist olan Uruguay’ın en önemli ihracat kalemi canlı hayvan.

Uruguay’ın dünya kamuoyundaki tanımı ‘’Küçük ülke, Büyük bonfile’’

Bonfile tanımlaması, ülkenin etçi sığır varlığı ve canlı hayvan ihracatından elde ettiği gelirden kaynaklanıyor. Bu küçük ülkenin hayvancılıkta dünyanın en önemli yetiştiricilerinden biri olmasının mimarı ise Uruguay’ın efsane Cumhurbaşkanı José Mujica.

Eski bir gerilla olan Mujica, 2005-2008 yılları arasında Hayvancılık, Tarım ve Balıkçılık Bakanlığı yaptı. Öyle başarılı işlere, öyle parlak projelere imza attı ki, Uruguay’ı nüfusuna oranla dünyada en fazla hayvan yetiştiren ve satan ülke konumuna getirdi, hayvancılıkta dünyanın sayılı ülkesi yaptı.

Bu başarısının sonucunda 2009’da cumhurbaşkanlığına aday gösterildi ve kazandı. 2010-2015 yılları arasında Uruguay’ı yönetti. İlginç bir kişiliği vardı Cumhurbaşkanı Mujica’nın…

Maaşı sadece 12 bin dolardı. Aldığı maaşın neredeyse tamamını yoksullara, hayır kurumlarına dağıtıyor, elinde avcunda kala kala 1250 dolar kalıyordu. Bu yüzden kendisine ‘’Dünyanın en yoksul Cumhurbaşkanı’’ deniyordu. Son model otomobilleri kullanmadı, 1987 model bir Volkswagen Beetle'a bindi yıllarca. Koruması falan olmadı, saraylarda yaşamadı! Mütevazı bir hayat sürdü ve geçtiğimiz yıl Mayıs ayında 90 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.

Geride 3,5 Milyonluk bir ülke ve 15 Milyon büyükbaş hayvan varlığı bıraktı. Anlayacağınız, Uruguay’da şuan kişi başına 4‘ten fazla büyükbaş hayvan düşüyorsa bu O’nun eseri.

Ya bizde durum nasıl?

87 Milyonluk Türkiye’nin büyükbaş hayvan varlığı ise sadece 17 Milyon. Mümbit arazilere, yaylalara, hayvancılık için uygun coğrafik şartlara sahip olmamıza rağmen kişi başına düşen hayvan sayımız bir büyükbaşın 5’te biri!

Her fırsatta ‘’Yerli ve Milli’’ olduğunu dile getiren iktidarımız, Türkiye’ye çağ atlattığını söylerken tarım ve hayvancılıkta bırakan ilerlemeyi 25 yıl öncesine göre çok gerilemiş durumdayız. Birçok nedeni bulunmakla birlikte; girdi fiyatlarının her gün alabildiğince artması hayvancılığımıza ciddi darbe vurmaktadır.

Nasıl vurmasın ki?

Lüks yatlara, teknelere ötv’siz yarı fiyatına mazot verirken, yem karma makinasını çeken traktöre 60 liradan mazot satarsan… Yem bitkisinde dışa bağımlı olup döviz artışına paralel yüksek maliyetlerle ithalat yaparsan... Tarım ve hayvancılıkta yerli iş gücünü özendirmeyip Afgan ve Suriyeli göçmenlere işi havale edersen…

Uruguay işte böyle şahlanırken, sen de borç para ile 12 bin kilometreden canlı hayvan alıp yemeye devam edersin aziz kardeşim!

Besi hayvanını Uruguay’dan, süt hayvanını Hollanda’dan, arpayı, mısırı Ukrayna’dan alır hale getirilen güzel ülkemizde yanlış tarım politikaları sonucunda hayvancılığımız can çekişmektedir!

Merak eden varsa araştırsın lütfen.

AKP İktidarında canlı hayvan ithalatına 15 Milyar dolardan fazla para ödemişiz. 2000’li yıllara kadar dışarıya büyükbaş hayvan satan Türkiye bugün dünyanın en önemli alıcı ülkelerinden biri olmuş durumda.

Örneğin ithalatımızın büyük kısmını canlı hayvan kaleminin oluşturduğu Uruguay’a yılda yaklaşık 50 milyon dolarlık mal satarken 600 milyon dolarlık alım yapıyoruz. Her yıl Uruguay ekonomisine 550 Milyon dolar fazladan kazandırıyoruz!

Netice; bu sene kurban bayramında ateistlerin yetiştirdiği hayvanları tekbir getirerek kurban edeceğiz belki de! Ne diyelim, bu kafayla daha çok bayramlar...

Alırsın ateistten hayvanı, kesersin kurbanı!

Yersin, afiyetle kavurmayı!

ALLAH kabul etsin; Âmin…

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız