Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
25°

Uğur Mumcu'nun Ardından

YAYINLAMA:
Uğur Mumcu'nun Ardından

33 yıl önce 24 Ocak 1993 tarihinde, Atatürk sevdalısı değerli Gazeteci,Yazar ve Akademisyen Uğur Mumcu, esas failleri hala bulunamayan karanlık eller tarafından gerçekleştirilen hain bir suikaste kurban gitmişti.

Mumcu, yazıları ve konuşmalarında laikliğin önemini her vesile ile vurgulardı. Karanlık günlerin gelişini o yıllarda gören Uğur Mumcu, laikliğin aşındırılmasına yönelik eylem ve söylemler konusunda topluma her vesileyle uyarırdı. "Cuma İzni" başlıklı yazımı kaleme alırken, Mumcu, üniversitelerimizin ve medyamızın önemli bir bölümünün günümüzdeki derin sessizliğine tanık olsaydı ne yazardı diye düşünmeden edemedim.

Uğur Mumcu yazılarını her zaman beğeni ve heyecanla okuduğumuz bir gazeteciydi. Mumcu'ya yönelik suikast, aynı zamanda, kısa sürede birbirini izleyecek diğer cinayetler dizisinin de meşum bir halkası ve bugün yaşadığımız “karşı devrimin” ayak sesleriydi. Bu hain suikasti bir kez daha lanetliyor, Demokrasi Şehidimiz Uğur Mumcu’yu rahmet ve özlemle anıyoruz.

Suikastı gerçekleştirenler Uğur Mumcu’yu yok edemediler. Pek çok genç gazeteci çıktı Mumcu’nun ölümünden sonra. Bayrağı devraldılar. Çok güzel de taşıyorlar. Tükenmedi Mumcular vurulmayla. Araştırmalarıyla pislikleri, dolandırıcılıkları, soygunları, ahlaksız ilişkileri gün yüzüne çıkarıyorlar.

Kimi zaman düşünüyorum Uğur Mumcu sağ olsaydı günümüz siyaset, ekonomi dünyasını nasıl değerlendirirdi? Siyaset, cemaat, tarikat ilişkileri konusunda neler yazardı? Uyuşturucu maddelerin kullanımının ve kaçakçılığının önlenmesi; sınıraşan organize suçlarla mücadele; yolsuzlukla mücadele;silah kaçakçılığı; kadın kaçakçılığı sorunları üzerinde neler yazardı? Siyaset-yargı ilişkisi hakkında neler yazardı? Çözüm sürecini, iktidarın CHP'yi itibarsızlaştırma ve CHP'li belediye başkanlarına karşı "yargı sopasını" kullanma politikasını, milletvekilleri transferlerini nasıl değerlendirirdi?

Onca ekonomik sıkıntılara karşın gerçekleştirilen lüks, gereksiz, işlevsiz milyarlarca dolara mal olan yatırımlar, inşa olunan saraylar hakkında neler yazardı? Mevcut düzenden nemalananlara nasıl dikkat çekerdi? Emperyal güçlerin bölgemize yönelik sinsi planları hakkında neler yazardı? Atatürk’ü, Cumhuriyeti, laikliği içlerine sindiremeyenler hakkında neler derdi? “Ben size dedim, sizi uyardım dinlemediniz, beni sakıncalı ilan ettiniz” mi derdi?

Keşke yaşıyor olsaydı Türk basınının cesur kalemi. Bu konularda halkı aydınlatmaya, uyarmaya devam etseydi. Bugün yaşadığımız tehlikelerin farkına yıllar önce varıp toplumu uyarmıştı Mumcu. Hayatı pahasına savunduğu düşünceleri, ondan güç alan genç gazeteciler tarafından izlenmeye devam ediyor. Mumcu’nun yolunda yürüyen nice gazetecilerimiz var.

Mumcu’nun her daim dile getirdiği “Ben Atatürkçüyüm, ben, cumhuriyetçiyim, ben lâikim, ben anti emperyalistim, ben tam bağımsız Türkiye’den yanayım, ben insan hakları savunucusuyum, ben terörün karşısındayım; ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım” sözleri bugün Mumcu’nun izinden yürüyen gazetecilerin rehberi.

Mumcu’nun araştırarak yazdığı hiçbir konu yalanlanamamıştı. Mumcu’yu vurarak, parçalayarak yok edeceklerini sananlar bilemediler, düşünemediler Mumcu’nun her parçasından nice Mumcular doğacağını…

Mumcu’nun yolundan, izinden yürüyen pek çok gazeteci var olmasına var da, günümüzde de gazeteci olmak da kolay değil. Her türlü baskıyı, tehditi, sindirmeyi, tutuklanmayı, işten atılmayı, rüşvet teklif edilmeyi vs. göze almak gerek. Kısacası “riskli bir meslek” gazetecilik. Sabah evlerinden dualarla uğurlanıyor olmalılar. “Aman yazdıklarına, söylediklerine dikkat et, kalemini, diline, twitine dikkat et” diye uyarılarak.

Oysa yaptıkları iş onurlu, gurur verici. Kamuoyunu aydınlatmak, bilgilendirmek görevleri.10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle gazetecilik meslek örgütleri ve sendikalar yaptıkları açıklamalarda, iktidarın basın üzerinde oluşturduğu baskı ve gazetecilik mezunları arasındaki yüksek işsizlik oranına dikkat çektiler.

Mumcu’nun izinden giden gazeteci, baskılarla, soruşturmalarla, tutuklamalarla boğuşmaya devam etse bile umutsuzluğa düşmemeli, yılmamalı.. Basının yeniden dördüncü güç olarak idareyi özgürce denetleyebileceği, eleştirebileceği günlerin er geç geleceğine inanmalı.

Uğur Mumcu da böyle isterdi…

Atatürkçü, Cumhuriyetçi, antiemperyalist, demokrasi ve insan hakları savunucusu Uğur Mumcu’yu ve diğer demokrasi şehitlerimizi saygı ve özlemle anıyoruz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız