Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
28°

SANAT VE SAĞLIK

YAYINLAMA:
SANAT VE SAĞLIK

Acaba sanat ve sağlık mı yoksa sağlık ve sanat mı? Hangisi önceliklidir? Sağlıksız da sanatsız da yaşanmaz bence. Belki de sanat, bedensel ve ruhsal tedavi ediciliği nedeniyle sağlıktan önce vaz geçilemeyecek bir konudur. Buna biraz da felsefe katmanlarında bakmak gerekir. Dolayısıyla kişisel sağlık ve kişisel sanatı psikiyatrlara ve felsefecilere, toplumsal sağlık ve toplumsal sanatı ise siyasetçilere ve sosyologlara bırakmalı…

Bırakmalı da tabipleri ve sanatçıları ne yapmalı bu arada? Onlar yol göstericilerimizdir. Öyle olmalıdır…

Bir sanatçı arkadaşıma şöyle demiştim: “Dünyayı görebilen, renkleri, sesleri ve hareketleri tespit edebilen, anı yakalayabilen ve doğayla sohbet edebilen insana sanatçı denir.” Bilmem doğru mu demiştim ve bilmem bu tanım pek bilimsel bir tanım olmasa da pek mi sanatsal olmuştu? Demiştim işte… Belki de binlerce yıl önceden söylenmiş bir sözün kırıntısıydı bu tanım. Sanat ve sanatçı hakkında ne çok tanım yapılmıştır kim bilir? Sanat, sanat için midir, sanat toplum için midir münakaşaları da cabası…

Bence hoşa giden şey sanattır ve o hoşuma giden şey yaşadığım toplumun iyiliğine bir şey veriyorsa daha da hoşuma gider. İşte bu kadar... Yani sanat her şey ve herkes içindir. Sanat bedenin ve ruhun dinginliği içindir de...

İnsan bedeninden vaz geçemediği gibi sanatçılar da insan bedenini betimlemekten bir türlü vaz geçemiyorlar. Ressamlar hala insan bedeni çiziyor, müzisyenler ha gayret insan seslerine yakın sesler çıkartmaya çalışıyorlar müzik aletlerinde… Eğitimli insan bedeni, sağlıklı insan bedeni ve genç insan bedeni sanatçıların ilgisini çekiyor.

Bir de beş duyu var değil mi? Belki hepsi ayrı ayrı sanat eserleri yaratamaz ama bu beş duyunun ayrı ayrı hepsi sanat eseri gibi… Allah’ın hikmeti olan insanı insan yapan beş duyu… O beş duyu sağlıklı olmaz ise sanat olabilir mi? İnsan hasta yatağında ya da çok yaşlı bedeniyle baş başa kaldığında ne yaratabilir ki?

Bu durumda iş dönüp dolaşıp beden ve akıl sağlığına geliyor. Sanat, bedensiz ve akılsız olamayacağı için sağlıklı bir sanatın da sağlıklı akla ve sağlıklı bedene gereksinimi ortaya çıkıyor. Aynen beden ve aklın, sağlıklı, etkili bir sanata her zaman gereksinimi olması gibi… Bu döngü Aşık Veysel’in deyişinin aksine, döndükçe dolanmayan, kör düğüm ve kısır olmayan, kendini tamamlayan bir döngüdür.

Kısaca sağlıklı olmak her şeydir ve sanatsız olmak da hiçbir şeydir. Bu konuyu Mustafa Kemal Atatürk’ün değerli sözlerini yineleyerek bitirmekte yarar vardır:

“Esas olan bütün her yaştaki Türkler için beden eğitimini sağlamaktır. ‘Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur’ sözünü atalarımız boşuna söylememişlerdir. 1937”

“Milletimizin güzel sanatlar sevgisini her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.”

Herkese önce sağlıklı bir beden, sonra sanatlı bir ruh dilerim.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız