KALLEŞÇE ÖLDÜRÜLEN TÜRK BAŞBUĞLARI- 10
Alpaslan devletin başına geçmeden önce yönetici deneyimleri olmuştu. Şöyle ki; Babası öldükten sonra Horasan Valiliğine atandı. Kendi arkadaşları ile özel olarak oluşturduğu askeri birlikle, Dandanakan savaşında gösterdiği başarı, onun yiğit bir komutan olduğunu ortaya koymuştu. Dini inancı çok kuvvetliydi. Gelecekle ilgili öngörüleri ve tasarıları vardı. Anadolu ele geçirilmeliydi. Bu amacına yönelik olarak Oğlu Melikşah’ı da yanına alarak Doğu Anadolu yörelerini fethetmeye girişti. Gürcistan’ı ve Doğu Roma İmparatorluğunun elinde bulunan nice beldeleri ele geçirdi. Halife Kaim bi-Emrillah bu fetihler sonucu Alpaslan’a “Ebu – Feth” (Fetihlerin babası) unvanını verdi (Milâdî 1064). Ayrıca Halife Bağdad’da Başbuğ Alpaslan adına hutbe okunmasını da emretti. Birçok hediye ve hilatlar hazırlatarak, Nakib Tarrâv ez-Zeynebî Alpaslan’dan bi’at almak ve hilatları törenle giydirmek üzere Başbuğ Alpaslan’a yolladı. Halifenin Naibi yanına geldiğinde Başbuğ Alpaslan Nahcivan’daydı. Alpaslan, Türkistan içlerine doğru kısa bir sefer düzenleyerek Üst –Yurt ve Mangışlak yörelerini ve o yörenin halkı olan Kıpçakları yönetimi içine aldı (Milâdî 1065) Bu arada Cent kentine de giderek dedesi Selçuk Bey’in mezarını ziyaret etti. Türkistan’dan dönüşünde; Kirman yöresinin Valisi olan kardeşi Kavurt, söz dinlememeye, bir çeşit isyana yönelmişti onunla uğraştı (Milâdî 1066 – 1067).
Başbuğ Alpaslan Türkistan içlerinde ve Kirman tarafında olsa da, Küçük Asya olarak da bilinen 15 bin yıllık Türk Yurdu Anadolu’nun yeniden ele geçirme mücadelesi sürmekteydi. Aslında fetih hareketleri Tuğrul Bey tarafından başlatılmıştı, Alpaslan tarafından hız verildi. Emir Afşin Milâdî 1067’de, Kayseri ve çevresini ele geçirdi. Sonra Malatya ve Konya’ya hücum edildi. Başbuğ Alpaslan tekrar Gürcistan tarafına yöneldi ve Tiflis’i ele geçirdi. Oradan Halep tarafına harekete geçti. Mısır Fatimileri iyice korkmuşlar sanki kabuklarına çekilmişlerdi. Bu arada Melik Atsız, Er-Remle’yi ve Kudüs’ü Fatimilerin elinden aldı. Mekke Şerifi Muhammed b. Ebî Hâşim, Mekke’de hutbenin Abbasi Halifesi ve Selçuklu Sultanı adına okunduğunu bildirdi.
Türklerin Anadolu’yu yavaş yavaş ama sürekli bir şekilde yöre yöre ele geçirmelerinden çok tedirgin olan Doğu Roma İmparatoru hemen savaş hazırlıklarına başlamıştı. Kendi ordusunun yanı sıra Makedon, Bulgar, Maldav, Macar, Avusturya, Norman ve Frank askerini de ordusuna kattı. Bunlardan başka, Ermeni, Peçenek, Kıpçak ve Abhazaları da yanına alarak o zamanın en büyük ordusunu oluşturdu. Doğu Roma ordusunu; Zubdet üt-Tevarih ve Ravdat us-Safa müellifleri üçyüzbin olarak, İbn-ir-Ravendi ise yediyüzbin olarak yazmıştır. Bence asker sayısı, İbn-i Esir’in yazdığı ‘ikiyüzbinden biraz fazla’ tesbiti doğru olandır.
Hazırlıklarını Tamamlayan Doğu Roma İmparatoru Romen Diojen önce Ahlat’a geldi oradan a Malazgirt ovasına yöneldi. Ovaya geldiğinde ordugâhını orada kurdu. Başbuğ Alpaslan ise bu sırada Halep’te idi. Doğu roma İmparatoru’nun büyük bir ordu ile Malazgirt ovasına kadar geldiğini öğrenince hemen, Azerbaycan’ın Hoy Kenti’ne gitmek üzere yola çıktı. Oraya vardığında durumun ne kadar vahim olduğu daha iyi anlaşıldı.
DEVAMI VAR