Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
23°

Türk kültürünün özgün geleneklerinden biri -1

YAYINLAMA:
Türk kültürünün özgün geleneklerinden biri -1

Türk Töresinin ayrıntılarına baktığımızda, önemli konulardan biri de yeni bir yuva kurulmak üzere, uygun görülen yaşa geldiklerinde bir kız ile oğlanın evlendirilmesi ile ilgili geleneklerdir. Bu konudaki uygulamalar binlerce yıl önceye dayanır ve Orta Asya’dan getirilen kadim gelenekler arasındadır. Göçler ve karşılaşılan başkaca kültürlerin etkisi ile bazı değişiklikler olmuştur.

Konumuzla ilgili olarak bu yazıda anlatacaklarım; Afyon İli Bolvadin İlçesine bağlı Derekarabağ köyündeki, halen uygulanmakta olan geleneklerdir. Söz konusu gelenekler; Afyon yöresinde, bütün Anadolu’da hatta bütün Türk Dünyası’nda, bazı küçük değişiklikler olmasına karşın birbirlerinin benzeridir.

Bir düğünün kısaca, baştan sona gelişimi şöyledir:

Köyde; ergenlik çağına gelmiş kızlar ve oğlanlar, kendilerine uygun birini araştırma, bulduklarında ise bu duygu ve düşüncelerini karşı tarafa bir şekilde belli etme girişimi içinde olurlar. Bazen yetişkin abla ve ağabeyler, yakın akrabalar hatta samimi arkadaşlar bu işte önayak olurlar. Durum ailelere duyurulduğunda uygun görülür ise kız isteme aşamasına geçilir. Yalnızca oğlan tarafı değil kız tarafıda, gençlerin anlaşmalarından haberleri yokmuş gibi haberdardırlar. Kız istemenin önünde ki en önemli engel, evlendirilmesi düşünülen oğlan ve kızın önlerinde, kendilerinden büyük ağabey veya ablanın olmasıdır. Hele kızın bekâr bir ablası varsa bu durum çok daha önem kazanır. Önce ablanın evlenmesi koşul olarak ileri sürülebilir ya da konu beklemeye alınabilir hatta kız tarafı oğlan tarafının isteğini olumsuzlukla geri çevirebilir. Yaşça büyük olan ağabey ve ablanın; okumak, yurt dışında olmak, bazı iş durumları hatta hastalık gibi evlenmeye engel durumları varsa bu sorun daha kolay aşılır.

Kız istemeye, ailenin büyüklerinden, hatırlı kişilerinden ve de kız tarafının hatırını kıramayacağı erkek ve kadınlardan oluşan bir gurup halinde gidilir. Kız istemeye gelineceğinden kız tarafına haber verilmiş olur. Giderken öyle hediye ve benzeri şeyler götürülmez (çiçek vd. götürmek sonradan çıkmadır). Kız tarafı misafirlerini gayet resmi ve ağırbaşlılıkla karşılar, çay veya kahve ikram edilir, karşılıklı hal hatır sorulur. Başkaca konular açılmadan ve fazla zaman geçirmeden, oğlan tarafındaki en saygın kişi (bu genelde oğlanın babası olur); hayırlı bir iş için geldiklerini söyleyerek konuya girer ve ‘Allah’ın emri Peygamber’in kavliyle…’ diyerek başladığı sözlerini, kızı oğluna isteyerek tamamlar. Kız tarafı (genelde kız babası) ‘Allah yazmışsa elimizden ne gelir, kısmetse olur ama biz bir soralım soruşturalım sonuçtan size haber veririz’ der. Oğlan tarafı fazla oturmaz, öyle geyik muhabbeti falan olmaz, izin isteyip giderler.

Kız tarafı bu evliliğe izin vermeyecekse kısa zaman da (1-2 gün içinde) haber göndererek ‘kız istemek niyetiyle bir daha gelmesinler’ deyip konuyu kapatır. Fakat bu evliliği uygun görüyorlarsa; yakın akrabalarına, dostlarına, köyde olmayan (yurt dışı veya başka illerde olan) yakınlarına sorup onların da onayını alırlar. Bütün sormalar ve onay almalar kısa zamanda bitse bile yine de bir hafta – on gün kadar beklerler ve sonunda ‘gelsinler’ diye haber yollanır.

Kız isteme işi tamamlandıktan sonra söz için girişimler başlatılır. Günümüzde ‘nişan’ denilmekte olan bu durum aslında ‘söz kesimi’ dir. Kız tarafı ile karşılıklı danışmalar sonunda söz kesim günü belirlenir. Söz gününe yalnızca her iki tarafın yakın akrabaları çağrı yapılır. Oğlan tarafı kız için; kaftan, iç peşkiri, krep, poşu, ayna ve en önemlisi de ‘pullu al’ alır. Takı olarak, altın ve gümüşten süs takısı alınır. Kararlaştırılan günün akşamı oğlan tarafı topluca kız evine gider. Yapılan duanın ardından gelin kıza kaftan giydirilir ve başına pullu al atılır (günümüzde nişan elbisesi). Ve gelin kıza takılar takılır. Kız evi ve oğlan tarafı tatlı yiyip tatlı konuşarak samimi bir ortam içinde hısım oluşlarını kutlarlar. Başında pullu al olan bir kız artık sözlü demektir.

Söz kesiminden sonra oğlan tarafı zaman zaman kız evine ‘göre’ ye (gelin kızı görmeye) gider. Giderken mutlaka bir bohça ile gidilir. Bohçada; delme (süslü bayan yeleği), bayan köyneği, ala çorap, döşcelik, kolcalık ve poşu gibi giyeceklerin yanı sıra bolca çerez bulunur. Kız tarafı göre gelenleri konuk eder. Daha sonraki bir günde kız tarafı da karşılık ziyaretini yapar. Onlar da bir bohça ile giderler. Kız tarafının bohçasında; damada, damadın babası ve anasına çorap, yağlık (havlu) iç giysisi gibi eşyaların yanı sıra bolca çerez olur. Onlar da oğlan tarafınca konuk edilip ağırlanır. Gelinkıza, göre gitme sayısı, söz kesimi ile düğün arasındaki zamanın uzunluğuna bağlı olmakla beraber 1-2 ayda bir göre gitmek gereklidir. Ayrıca damat da zaman zaman, kız tarafının (özellikle kız anasının) bilgisi ve gözetimi altında sözlüsünü görmeye gider. Giderken bazı küçük hediyeler ve özellikle bolca çerez götürür.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız