Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller’le Tarihe Düşen Anı
1965 yılı... İsmet İnönü istifa etmek ve iktidarı koalisyona bırakmak zorunda kalmıştı. Sovyetlerin bir kozmonotu uzayda on beş dakika yürümüştü, Amerikan Ordusu Vietnam'a saldırmıştı...
Dünya gene de bugünden beter değildi.
Kuleli Askeri Lisesi son sınıftayız. Okulun Halk Oyunları ve Münazara ekibindeyim. Halk Oyunlarında İstanbul birincisi olurken Liseler Arası Münazara Yarışmalarında birinciliği o zamanki Kara Kuvvetleri Komutanı olan Cemal Tural'ın eşinin müdirelik yaptığı bir özel liseye kaptırmıştık.
Münazara elemelerinde rakibimiz İstanbul Erkek Lisesi Takımı... Karşı ekipte gözlüklü, çenesi önde, bariton sesiyle konuşurken e'leri a'ları uzatan zeki ve sempatik bir çocuk...
Yenmiştik onları ve epey şişinmiştik.
Kader o çocuğu Türkiye'nin en liberal tavırlı siyasetçisi, en samimi ve efendi Başbakanı yapmıştı. Mesut Yılmaz’a hiç oy vermedim ama bir sevgim vardı. Şimdiki siyaset ağalarına baktıkça da saygım hep arttı.
Bir başka yarışmada Robert kolej münazara takımının lideri sarışın, çaçaron bir kızdı. Ekipten bir arkadaşım ona platonik âşık olmuştu. Zengin kızıydı. Bizimkine bakmadı bile.
O kız da büyüdü ve Türkiye’de o da Başbakanlık yaptı. Tansu Çiller’e ve partisine de hiç oy vermedim. Kendini beğenmişliğini devamlı sırıtmasıyla gizleyen bir siyasetçiydi. Bana hiç sempatik gelmemişti.
Askeri Liseler dikkatlice ve bütün ideolojik önlemler alınarak yeniden açılmalıdır. Askeri Liseler, Türk Ordusunun kaliteli insan gücü yetiştirilmesi bakımından önemlidir. Bu anılarımı burada bunun için anlattım.
Kuleli Askerî Lisesi, Erzincan Askeri Lisesi, Işıklar Askeri Lisesi, Heybeliada deniz Lisesi, İzmir Hava Lisesi Türkiye’nin en önemli liselerindendir. Bu liselerde askerlikle ilgili özel ders verilmez. Hepsinde Millî Eğitim Bakanlığının Fen Lisesi müfredatı uygulanır.
Kuleli binasında Harp Okulları hazırlık sınıfları açtık falan diye takiye yapılmasın. Harp Okullarının müşterek bir hazırlık sınıfının subay adaylarına bir yararı yoktur.
Askeri Liseler zaman geçirilmeden açılsın. Heybeli adadaki okul çürümeye bırakılmasın. Türk Ordusunun -eskiden olduğu gibi- vatan ve görev bilinciyle çok iyi yetişmiş, kendine güvenen, maddiyatçı olmayan, sofistike, ekonomik ve sosyal konulara, tarihimize ve geleceğimize hakim, önderlik, öğretmenlik ve diğer komutanlık özelliklerine sahip, çağdaş subaylara gereksinimi vardır.
Askeri Liseler, çağdaş Köy Enstitüleriydi. İyi yetişmiş vatansever subaylardan darbeye kalkışırlar diye korkan bir iktidar örneği dünyada yoktur.
Milli Savunma Üniversitesi rastgele bir siville değil Orduyu bilen, Harbiye'de yetişmiş bir general tarafından yönetilmeli, 20 Temmuz 2016 günü iki KHK ile allak bullak olan Türk Ordusunun eğitim ve Öğretim sistemi yeniden rayına oturtulmalıdır.
**
Papa’nın Türkiye’yi ziyaret etmesi, dünyanın bugünden beter olmadığı bir tarihi aklıma getirdi. Papa niçin neden gelmiş, İznik neden önemliymiş bilmem. İstanbul’da sıkıyönetimde askerlerimle birlikte, sözde sokakları emniyete alma görevinde olduğum 1979 yılı Kasım günlerini anımsadım. O günlerde geceleri epey soğuk olurdu İstanbul.
Papa gelirse onu vuracağım diyordu Abdi İpekçi'nin katili... Şişli'de bir posta kutusuna mektup bırakmıştı. Papa geldi. Gece bizim bölgede kaldı. Notr Dam Desyon kilisenin kapısında sabahladıydım. Az daha Hristiyan oluyordum. Bizimki bir şey yapamamış, Papa Vatikan'a dönmüştü.
Sonra bu manyak Mayıs 1981'de Vatikan meydanında Papa'yı öldürmeye teşebbüs ederken yakalandı. Ben mehdiyim falan diyordu. Şimdilerde serbest ve televizyonlarda abuk sabuk konuşuyor. Papa İznik'te, Ağca nerede? Acaba mehdilik mi yapıyor?
Sevgiyle…