Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
20°
Akdeniz Gerçek | Antalya | "Para Aldığımı Uydurdum, Haklarını Helal Etsinler"

"Para Aldığımı Uydurdum, Haklarını Helal Etsinler"

Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında Tuncay Kaya, mahkemedeki savunmasında önceki ifadelerini baskı altında verdiğini ileri sürerek, eşinin tahliye edilmesi amacıyla bazı isimler aleyhine asılsız beyanlarda bulunduğunu kaydetti.

Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında Tuncay Kaya, mahkemedeki savunmasında önceki ifadelerini baskı altında verdiğini ileri sürerek, eşinin tahliye edilmesi amacıyla bazı isimler aleyhine asılsız beyanlarda bulunduğunu kaydetti.

KAYNAK: Tayfun Akyatan
"Para Aldığımı Uydurdum, Haklarını Helal Etsinler"

Tayfun Akyatan Haberi / Antalya kamuoyunun yakından takip ettiği Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davada, İmar Şube Müdür Vekili Tuncay Kaya çarpıcı bir savunma yaptı. 5 Temmuz’da evine yapılan baskınla başlayan gözaltı süreciyle söze giren Kaya, emniyetteki ilk ifadesini baskı altında değiştirdiğini öne sürdü.

Tuncay Kaya Savunması

Tuncay Kaya, savunmasında şu ifadeleri kullandı:

"Para Aldığımı Uydurdum, Haklarını Helal Etsinler"


Eylem 13:

"5 Temmuz sabahı polisler eve geldiler, evde arama yaptılar ve beni rüşvet soruşturmasıyla ilgili gözaltına aldılar. Gözaltı süresi içinde konuyla alakam olmadığı zaten ortaya çıktı. Konuyla ilgili gözaltına alınma sebebi olan kişi elini kolunu sallayarak evine giderken, ben sonrasında rüşvet suçlamasıyla tutuklandım. Şu anki iddianameye baktığımız zaman, o suçlamaların hiçbirinin iddianamenin içinde olmadığı görülmekte. Daha sonra Ekim ayında iki kişi, bir aydınlanma yaşayıp benimle ilgili ihbarlarda bulunuyorlar. Bu ihbarlar üzerine 14 Ekim sabahı tekrar eve geliniyor, bu sefer tekrar evim aranıyor; bu sefer eşim gözaltına alınıyor. O gece 18. yaş gününü kutladığımız kızım, 100 gündür babası yanında olmayan çocuklarım, annesinin de gözler önünde gözaltına alınışına şahit oldu. Kızım üniversite sınavına hazırlanıyor, oğlum liseye yeni başladı. 100 gündür onlardan uzaktayım, bir aydır da annelerinden uzaktalar. Tahliye olana kadar hiçbirinden haber alamadım. O bir ay gerçekten çok zor geçti. Sonra bana birkaç defa suçlamaları kabul etmek ve itirafçı olmak konusunda haber gönderilmişti. Ben de dilekçeyle başvurarak bu talebi yerine getirdim. Bu ifadelerden sonra eşim de tahliye oldu.Bana yöneltilen suçları kabul etmek zorunda kaldım. Emniyette bu eylemlerin hiçbirinin doğru olmadığı söylenmişti ama eşimin çıkamayacağı bana bildirildi. Mecburen ben kendiliğimden üç kişinin ismini vererek onlardan para aldığımı iddia ettim. Ramazan Karabulut, İbrahim Tunç ve Fikret Bayram'dan özür diliyorum, haklarını helal etsinler. Eşimin ilk projesi olan Ramazan Karabulut'un ilk projesi Moda Park'ta 2020 yılında çalışmaya başlıyorlar. Arsa sahibi Muharrem bey, eşimle beraber çalışmaya başlamışlar proje üzerinde. Muharrem bey kendisi Ramazan Karabulut ile anlaşarak devam etmişlerdir. Sonrasında ilk etapta Ramazan Karabulut kendi süresi içinde uygun bir şekilde, ikinci ruhsatı da aynı şekilde Ramazan Bey eşimle çalışmaktan memnun olduğu için projeye başlamışlar, sonrasında aralarında çıkan anlaşmazlıklardan dolayı projeyi başka bir mimarla tamamlamışlardır. Ben bu olaylarla ilgili para aldığımı tamamen emniyette baskıdan dolayı söylemek zorunda kaldım."

"Benim Onayım Yok"

Eylem 18:

"Konyaaltı Belediyesi zamanından Demir Demir'i tanırım. Ben onun, Tuncay Sarıhan'ın arkadaşı olduğunu sonradan öğrendim. Burada şunu açıklığa kavuşturmamız lazım; benim görevim imar müdürü vekiliydim. Benim altımdaki arkadaşlar gelen projeleri incelerler, gelen üst yapıdaki evrakları incelerler, eksiklikleri yanlışlıkları varsa bunları tamamlattırırlar, ruhsat ve iskanları düzenlerler. Ben bunları kontrol eden olarak imzalarım. Benden önce mimar, inşaat mühendisi, makine mühendisi, elektrik mühendisi ve jeoloji mühendisi bu projeleri ve dosyaları inceler. Ben müdür vekili olmama rağmen bu arkadaşları yönlendirme şansım yok. Benim üstüm Kent Estetiği Daire Başkanı Barış Soykam'dır. Ruhsat ve iskanları o onaylar, son onay mercii odur. Ben en alt düzey yöneticisiyim. Altımdaki arkadaşlar ruhsat ve iskan incelemelerini yaparlar, düzenlerler. Benim bir onayım yoktur. Onayı kent estetiği daire başkanı verir. Demir Demir'in anlatımlarına göre, Muhittin Başkan ile görüştüğü, Genel Sekreter Cansel Tuncer ile daha sonra. Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara'nın ekibindedir. Bu kadar bürokrasinin içinde olan, onlarla görüşen, başkanlarla yemek yiyen, görüşen bir insanın benden zorla rüşvet alabileceği iddiası çok komik gelmektedir.

Demir Demir ve eşimin ilişkisi benden öncedir.

Emniyette arabamda paketi açılmamış bir telefon bulunduğu söylendi. Ben bu telefonu iki çocuğum sınava giriyordu; biri üniversite sınavına, öbürü LGS sınavına. Telefonu kendime almıştım, kendi telefonumu kızıma verecektim, kızımın telefonunu oğluma verecektim. Böyle bir güzellik yapmayı düşünmüştüm. Ancak sınav ikisinin de pek iyi geçmedi, Haziran sonuydu zaten sınavlar. Bu hediyeyi veremedim, paketiyle duruyordu evde. Zaten sınavdan hemen sonra bir tatil programı yaptık, tatile çıkmıştık. İspanya'ya gittik ailecek hepimiz beraber. Biz İspanya'dayken zaten başkanın rüşvet soruşturması kapsamında gözaltına alındığını duyduk. 5 Temmuz'da biz o gün dönüş yaptık. Telefonu ben kendim satın aldım, faturası var"

tuncay-kayadan-antalya-buyuksehir-davasinda-baski-iddiasi-para-aldigimi-uydurdum-haklarini-helal-etsinler

"Eşimin Tahliye Olması İçin Yalan İfade Verdim"

Eylem 24:

"Ben bu ifadelerimi baskı altında olduğum için söyledim. Eşimin tahliye olması için söyledim. Ben bu ifadeleri tamamen uydurdum. Ramazan Karabulut, İbrahim Tunç ve Hikmet Bayram aleyhine ifade vermek zorunda kaldım. Çünkü eşim tutukluydu ve onun zor durumda olduğunu söyledikleri için böyle bir şeye başvurdum."

"Devletten Korkuyorum"

Cumhuriyet savcısı Tuncay Kaya'ya, "Baskı altında olduğunuz ifadeyi verdikten sonra kişilerden para aldığınızı, fakat neden şimdi almadığınızı söylediniz? Daha önce bu beyanlarda neden başvuru yapmadınız?" sorusunu yöneltti. Kaya, "Korkumdan dolayı beyanlarımı söylemedim, şimdi söylüyorum" dedi. Savcı, "Kimden korkuyorsunuz?" diye sorunca, "Devletten korkuyorum" dedi.

Özlem Yıldız Kaya Savunması

"İfade Verirken Baskı Yaptılar"

Tuncay Kaya’nın ardından savunma yapan eşi Özlem Yıldız Kaya da kolluk aşamasında ağır bir psikolojik baskıya maruz kaldığını iddia etti:

"Demir Demir ile ilgili şöyle bir durum var. Ben 2020'de tanıştım Demir Demir'le. Kendisi mimarlık ofisi kapsamında, Mimarlar Odası kapsamında kendisiyle ilgili 2020’de tanıştık Demir Demir Bey’le. Daha sonra biz Demir Demir Bey’le Mimarlar Odası ile ilgili beraber çalışmalarımız oldu mimari proje olarak, bu söz konusu projenin yapılmasıyla ilgili. Kendisi de Mimarlar Odası kapsamında olduğu için beraber proje çalışması yapılması yapıldığını söylediler. Ben de projeyi kabul ettim. Kollukta ifade verirken baskı yaptılar. Çünkü eşim içeride ulaşamıyorum. Ben baskı altında ifade verdim. Hatta emniyetteki bir kişi, 'Biz bu olayı 3 yıldır takip ediyoruz. Sizin ne yaptığınızı biliyoruz' dedi. Bana emniyette, 'O daireyi kaça aldın? Arabayı kaça aldın?' diye sorular sordu. Ben o an tapu göstermemiştim ya da fatura göstermemiştim ama şimdi hepsi elimde var. Ben doğrusunu söyledim. Efendim hepsini sunuyorum. Fakat bunu ifade alınırken söyleyemedim. Emeğimle aldım bunları, paramla. Ben alnımın teriyle aldım."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız