Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
20°

Yılan kabuk değiştiriyor!

YAYINLAMA:
Yılan kabuk değiştiriyor!

Devlet Bahçeli'nin geçtiğimiz haftadaki grup toplantısında, "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” ifadesinin ardından, DEM yetkililerinden destek geldi.

Ahmet Türk; Bahçeli’nin sözlerine ilişkin: "Değerli ve önemli buluyoruz. Ama pratikte atılmış hiçbir adım yok" dedi. Ve ‘'hukuki düzenlemelerin ortaya çıkması gerekiyor'' ifadelerini kullandı.

DEM ’in desteği üzerine coşan Bahçeli bu hafta da “PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?” diye net bir şekilde talebini dile getirdi.

Sn. Bahçeli, İmralı’ya nasıl bir statü verelim de süreç sıkıntıya girmesin? Örneğin Meclis Başkanlığı, MHP Eş Başkanlığı, DEM Genel Başkanlığı, Barış Elçisi… Kurucu Önder, Süreçten Sorumlu Bakan Yardımcılığı vs. “Seç seç al” diyelim bari. Kendisinin başka bir düşünce ve niyeti varsa açıklasın da onu da yerine getirilim!

“Terörsüz Türkiye süreci” sadece Öcalan’ın bireysel refahı ve statüsünün ne olacağına kilitlendi ise, bu işte bir hayır çıkmaz! Kürt sorunu mu? Konuşulan talepler içinde Kürt sorunun adı bile yok. Zira Türkün sorunu ne ise Kürdün de sorunu aynı.

Olay niye Öcalan’ın kürk sorununa indirgendi, biliyor musunuz? Türkiye’yi de içine alan BOP dahilinde Öcalan’ın önemli bir işlevi var da ondan. Diyelim ki Öcalan’a statü verdiniz, Kandil: “Hani bizim statümüz? Bize de statü…” derse, ne olacak?

Sinsice getirildiğimiz noktaya bakın: Terörist başı Öcalan; önce muhatap alınacak, meşrulaştırılacak, aklanacak ve bu sürecin baş aktörü olarak otorite kabul edilecektir.

Ne istiyor, Öcalan? “Sözde anayasal vatandaşlık”, “Sözde Barış yasaları”, “Sözde demokratik toplum”, “Sözde entegrasyon kisvesi altında anayasanın değiştirilmesini üniter devletin parçalanmasını, kısacası devletin ve egemenliğin çöküşünü amaçlıyor.

Erdoğan ve hükümetinin işi gerçekten zor. Öcalan’a ve Kandil’e nasıl bir statü vermeli ki hem Öcalan’ı hem Kandil’i hem de Bahçeli’yi memnun etsin. En iyisi II. Abdülhamit’in isyan çıkaran Kürt aşiretlerine yaptığı gibi, devlet kesesinden isteyene çeşitli unvanlar da verilebilir. Burada ana sorun şu: Statü ya da unvan verilen PKK’lılar; bir süre sonra yeniden silahlanıp, düşmanla iş birliğine girerek isyan ederlerse… Zira hainlik mayalarında var. Bu sürecin akla ve vicdana sığar yanı bebek katilinin İmralı’da ikamete devam etmesidir.

MHP gibi üniter devleti esas alan, milliyetçi bir partinin bunları dillendirmesi, sosyolojik açıdan imkânsız gibi bir şey. Devlet Bey’e bu konuşmaları kim yazıyor, kim ya da kimler ikna ederek, Meclis gurubunda okumasını sağlıyor? Bu sözlerin

Terörsüz Türkiye ile ne alâkası var?

DEM ile MHP; aynı çizgide oldukları görüntüsü veriyor. Karşılıklı jestler havada uçuşuyor. İki kesimin de muhatabı Öcalan. O halde Türkiye’nin karşısındaki muhatap müzakereci Abdullah Öcalan’dır. Zira onun fikirleri esas kabul ediliyor. Peki, Öcalan’ın talimat aldığı gizli odak neresi? Asıl sorumlu iktidar olduğu halde sessiz kalması ve Bahçeli’nin bu konudaki ısrarı… “Terörsüz Türkiye…” diyerek bizi “Bölünen Türkiye” konumuna getirecekler. İşte Türk milletinin bir ferdi olarak beni endişelendiren konu budur.

Halkın onca ekonomik sorunları varken, İsrail-ABD kirli ittifakı Ortadoğu’yu kan gölüne çevirirken, İran’a İsrail uçakları bomba yağdırırken, Bahçeli’nin Öcalan ısrarı nedir?

Milli iradenin tecelli ettiği TBMM nasıl olur da bir mahkûmun siyasal tezlerini sürecin hızlandırıcı unsuru olarak görmektedir? Egemenlik kayıtsız şartsız millete ait olduğuna göre bir hükümlünün, bir teröristin, bir eli kanlı katilin, ideolojik çerçevesini referans alması kabul edilemez.

Bu iş komisyonlarda çözülemez. Varsa bir mecburiyet referanduma gidilsin, kararı millet versin. Bu iktidar PKK karşıtlığı ile oy devşirmedi mi? Başka bir ifadeyle; bir caninin metni üzerinden Cumhuriyet’in kurucu ilkeleri yeniden mi yorumlanacaktır? Anayasa MADDE 66 şöyledir: “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” Buradaki “Türk” ifadesi etnik değil, siyasal bir üst kimliktir ve hukuki bağı ifade eder. Bu hüküm, millet egemenliğinin hukuki formülüdür.

DEM, “Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır” diyor. Yani Türk milletinin kapsayıcı tanımını kabul etmiyorlar.

DEM ve Öcalan’ın açıklamalarından anlaşılıyor ki, terör örgütü; terör-eylem-parçalama-nüfuz etme stratejisini değiştiriyor, amaçları ise yine aynı. BOP ’un gereği olarak yapısal bütünlüğünü, ideolojisini, karar mekanizmalarını, silahlarını ve niyetleri muhafaza altına alıyor. Hem de İsrail ve ABD’nin himayelerinde.

Yani yılan kabuk değiştiriyor.

Kadim devlet geleneği olan Türk devleti; eli kanlı bu terörist başını, “Kurucu Önder” olarak başının üstüne mi koyar, ayağının altında mı alır?

Başka sorum yok.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız