Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
26°

Saka- Bozkurt Mitinden Kalki’ye

YAYINLAMA:
Saka- Bozkurt Mitinden Kalki’ye

Mitler, yalnızca inanç dünyasının ürünü değil, aynı zamanda toplumların kriz anlarında geliştirdiği hareket ve yenilenme tasavvurlarının sembolik anlatımlarıdır. Orta Asya bozkır havzasında bu tasavvur, Türk ve Saka mitolojilerinde belirgin biçimde Bozkurt sembolü etrafında şekillenir. Bozkurt, bir hayvan kültü ya da soy işareti olmaktan ziyade, çöküş dönemlerinde ortaya çıkan yenileyici hareket ilkesini temsil eder. Bu ilke, tekil bir kurtarıcıyı değil, kurtuluşu mümkün kılan tarihsel ve kozmik süreci ifade eder.


Antik kaynakların aktardığına göre Sakaların baş tanrısı Papaïos, göğü ve egemenliği; yer–su tanrıçası Appi ise bereketi ve sürekliliği simgeler. Herodotos’un verdiği bilgilerde bu ikili, Saka kozmolojisinde gök–yer dengesinin temsili olarak karşımıza çıkar.[1] Siyasal meşruiyet, Papaïos’tan gelen göksel kut ile Appi’nin temsil ettiği yer–su düzeninin birleşmesiyle anlam kazanır. Bu yapı, bozkır mitolojisinde kutsalın durağan değil, hareket üretici bir karakter taşıdığını göstermektedir.


Türk mitolojisindeki Bozkurt anlatısı, bu gök–yer dengesini tarihsel harekete dönüştüren sembolik bir çerçeve sunar. Ergenekon anlatısında demirin eritilmesi, yalnızca bir kaçış değil; kozmik düzenin yeniden kurulması anlamına gelir. Bozkurt burada yol göstericidir.Kapalı zamanı kırar ve topluluğu yeni bir döngüye taşır. Bu yönüyle Bozkurt, Papaïos’un göksel buyruğunu Appi’nin yer–su sürekliliği üzerinden toplumsal harekete dönüştüren bir arketip olarak okunabilir.[2]


Benzer bir yenilenme ve kurtarıcı tasavvuru, farklı bir dinî dil içinde Hindistan’da da görülür. Hindu kozmolojisinde zaman doğrusal değil, yuga adı verilen döngüler hâlinde ilerler. İçinde bulunulan karanlık dönem Kali Yuga olarak tanımlanır. Bu çağın sonunda, Tanrı Vişnu’nun avatârı olarak Kalki’nin geleceğine inanılır. Kalki, beyaz at üzerinde ortaya çıkar, kılıcıyla bozulmuş düzeni ortadan kaldırır ve yeni bir çağ başlatır.[3] Bu anlatı, biçimsel olarak Hint teolojisine ait olsa da, ak renk, at ve sert müdahale gibi unsurlarıyla bozkır mitolojisinin temel sembol diliyle örtüşmektedir. Hindistan yerlileri MÖ.3bin yıllarda başlayan 1500.’lü yıllara kadar süren Türkistan’daki hareketlenme sonunda buraya gelen Turani kavimlerdir. Tatbiki inanç ve davranışlarıyla gelmişlerdir.


Hindistan’da kurtarıcı mitinin yalnızca teolojik düzlemde kalmadığı, tarihsel figürler üzerinden de yaşatıldığı görülür. Rajput geleneğinde öne çıkan Bappa Rawal (yerel söyleyişle Babam), siyasî dağınıklık döneminde ortaya çıkan kurucu ve yenileyici bir lider olarak anlatılır. Babam/Bappa figürü, ilahî bir avatar değil; kurtarıcı mitin maddî ve tarihsel yüzünü temsil eder. Bu durum, mitin yalnız kutsal metinlerde değil, tarih yazımı içinde de varlığını sürdürdüğünü göstermektedir.[4]


Saka Papaïos–Appi ikiliği, Türk Bozkurt anlatısı ve Hindu Kalki inancı birlikte değerlendirildiğinde, ortak bir mitik çekirdek belirginleşir. Çöküş yaşayan bir çağ, merkezî ve sert bir müdahale ve yeniden kurulan düzen. Farklı coğrafyalarda bu çekirdek, yerel dinî ve kültürel dillerle yeniden yorumlanmıştır. Bu benzerlikler, kurtarıcı–yenileyici mitin Orta Asya bozkır havzasından Güney Asya’ya doğru kültürel etkileşim ve yayılım yoluyla taşınmış olabileceğini düşündürmektedir.


Sonuç olarak Bozkurt, Kalki ya da Babam/Bappa figürleri birbirinin birebir karşılığı değil; aynı hareket ilkesinin farklı kültürel tezahürleridir. Mit değişmiş, adlar ve biçimler farklılaşmıştır; ancak kriz anlarında ortaya çıkan yenilenme fikri sürekliliğini korumuştur. Bu durum, mitlerin coğrafyalar üstü bir hafıza taşıdığını ve insanlığın ortak sembolik dilini oluşturduğunu göstermektedir.
________________________________________
KAYNAKLAR
1. Herodotos, Historiai, çev. Müntekim Ökmen, İstanbul: Remzi Kitabevi, 1991, Kitap IV, s. 58–61.
2. Bahattin Ögel, Türk Mitolojisi, Cilt I, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2014, s. 91–104.
3. Kalki Purāṇa, çev. H. H. Wilson, Calcutta: Asiatic Society, 1840, s. 12–27; ayrıca bk. Mircea Eliade, Dinler Tarihine Giriş, çev. Lale Arslan, İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2003, s. 214–219.
4. R. C. Majumdar, Ancient India, Delhi: Motilal Banarsidass, 1952, s. 412–418.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız