Kadınlarımız ‘sokaktan’ korkuyor!
Geçtiğimiz günlerde 8 Mart tarihini ‘Dünya Kadınlar Günü’ olarak yine millet olarak kutladık. Mesaj atanlar, çiçek alanlar hatta bunu fırsata çevirip bu günde kadınlara özel indirim yapan onlarca markanın kampanyasına tanık olduk. Yani ‘körler sağırlar birbini ağırlar’ durumu bu yıl da değişmedi. Ama gerçekler böyle mi? Maalesef değil!… Toplumun yüzde 78’i Türkiye’de kadın olmanın zor olduğu konusunda hemfikir üstelik yapılan araştırmalara göre 18–29 yaş arası kadınların yüzde 68’i yaşadıkları bölgede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetmiyor. Böyle bir acı gerçek varken ‘Kadınlar Günü’ kutlamak ne kadar anlamlı sizce?
Kıymetli okurlar; 8 Mart Kadınlar Günü kapsamında çevrenizde pek çok etkinliğe denk gelmişsinizdir. Hatta belediyeler birbiriyle bu özel günde yarıştılar. Sadece belediyeler mi? Büyük büyük onlarca firma ve marka kadınların bu özel gününü bir ticari amaç olarak kullanıp pek çok kampanya, indirim vs. yaptılar. Kimse Türkiye’de kadın olmanın zorlukları, kadının sıkıntıları, çektikleri sorunlar üzerine eğilmedi. Varsa yoksa gösteriş, şatafat, indirim, satış… Kadınlar gününde çiçek almakla ya da onlara indirim vermekle kadınlarımızı anlamış olmuyoruz. Kimsenin bunu gördüğü dahası idrak ettiği yok.
Kadınların güvenlik endişesi var…
Geçtiğimiz günlerde Veri Pusulası’nın yeni araştırması yayınlandı. Rakamlar çok ama çok ciddi. Araştırma; Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği algısını ve kadınların gündelik yaşamda karşılaştığı zorlukları verilerle ortaya koydu. Veri Enstitüsü toplumun yüzde 78’inin Türkiye’de kadın olmanın zor olduğu konusunda hemfikir olduğunu belirterek ve ekliyor: “18–29 yaş arası kadınların yüzde 68’i yaşadıkları bölgede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetmiyor.”
Araştırmaya sadece gerçekleri ortaya koymuyor. Kadınların beklentilerini de gözler önüne seriyor. Nasıl mı? Araştırmaya göre eşitlik ve kapsayıcılıkta kadınların en güçlü beklentisi yüzde 57 ile taciz ve ayrımcılığa karşı güvenilir şikâyet mekanizmaları kurulması. Hatta kadınlar büyük büyük markalardan onları sadece bu tür özel günlerde kampanyalarla anmasını da istemiyor. Markaların; sosyal sorumluluk bilinci ile şiddet mağduru kadınlara güvenli istihdam sağlanmasını da istiyor. Araştırmaya göre bunu isteyen, bekleyen kadınların oranı yüzde 76! Umarız kadınların bu sesini markalar duyarlar…
Kadınlar kıyafetinden dolayı yargılanıyor
Kıymetli okurlar; ülkemizdeki kadınların bu durumu gerçekten endişe verici bir tablo. 18–29 yaş grubundaki kadınların yüzde 68’i ve çalışan kadınların yüzde 63’ü yaşadıkları bölgede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetmiyor. Aynı yaş grubundaki kadınların yüzde 66’sı kıyafeti veya dış görünüşü nedeniyle yargılandığını belirtiyor. Toplumun yüzde 78’i Türkiye’de kadın olmanın zor olduğunu düşünüyor. Bu verilerin eşitlik meselesini yasal çerçevenin ötesine taşıyor.
Özetle; güven duygusu zedelendiğinde, eşitlik talebi yalnızca bir hak meselesi olmaktan çıkıp bir var olma meselesine dönüşür. Biz ülke olarak maalesef kadınlarımızı koruyamıyoruz. Kadın cinayetlerine hiç girrmiyorum bile. Baksanıza verilere; kadınlarımız artık gece sokağa çıkmatan bile korkar hale gelmiş. Yıl 2025 ama gelinen nokta çok vahim. Duygu Asena'nın kült romanı ‘Kadının Adı Yok’, ilk kez 1987 yılında çıktığında yer yerinden oymaştı. Bu romanın üzerinden neredeyse 40 yıl geçmek üzere ama gelinen nokta maalesef ileri değil geri…
Sevgi&Saygı