Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
26°

Hiçbir yere geç kalmadık ama hep acelemiz var

YAYINLAMA:
Hiçbir yere geç kalmadık ama hep acelemiz var

Artık kimsenin geç kaldığı yok ama herkesin bir acelesi var. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Ama nereye, niçin gittiğini pek bilen yok. Bu acele hali bireysel bir tercih değil. Toplumun bize dayattığı bir alışkanlık. Yavaşlayan tuhaf karşılanıyor, hızlı olması gereken biri yavaşladığında kötü gözle bakılıyor. Herkes bir yerlere yetişebilmek için ömründen çalmıyor mu?

İnsan beyni sürekli çalışan bir motor mu? Nefes almaya ihtiyacımız yok mu? İnsanoğlu hız için mi yaratıldı? Aksine, çalışmamak için sayısız icatlar bulunmadı mı?

Peki durum böyleyken, neden biz bir yerlere yetişmek ya da bir şeyleri başarmak için durmayan bir motor gibi çalışıyoruz?

Neden nefes almaya ihtiyacımız varken nefes almayı unutuyoruz? Hızlı olanı çalışkan, yavaş olanı verimsiz saymıyor muyuz?

Örneğin trafikte kimse kimseye tahammül edebiliyor mu? Kasada beklemek sinir bozucu gelmiyor mu? Çünkü artık beklemek zaman kaybı sayılıyor.

Bu acele hali sadece ruhumuzu değil, toplumsal ilişkilerimizi de zedeliyor. Dinlemiyoruz, söz kesiyoruz, sabırsızız. Herkes bildiğini okuyor. Kimse kimsenin umurunda bile değil.

Teknoloji bu süreci belki daha da hızlandırdı. Ama asıl sorun şu: Biz bu hıza gönüllü teslim olduk. Her şeyin hızlısını istedik. Hızlı çözüm, hızlı başarı, hızlı mutluluk. Oysa bilimin söylediği açık. Sürekli acele eden beyin yüksek stres altında yaşar. Bu da dikkat kaybına, tahammülsüzlüğe ve tükenmişliğe yol açar. Belki de yeniden düşünmemiz gereken şey şu: Yavaşlamak geri kalmak değildir. Bazen yavaşlamak, nefes alıp hayata devam edebilmektir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız