'Türkiye Ağız Sağlığı Haritası' araştırması, ülkenin ağız sağlığına dair güncel bir tablo sunuyor. Araştırma, tüketicilerin bildikleri ile uyguladıkları arasındaki farkı sayısal verilerle gözler önüne seriyor.
Sadece Yüzde 12’miz İdeal Fırçalamayı Yapıyor
Yapılan araştırmaya göre diş fırçalama süresinde de ülke olarak sınıfta kaldığımız gözleniyor. Öyle ki; Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) önerdiği ideal diş fırçalama süresi 2 dakika olmasına rağmen, katılımcıların yalnızca yüzde 12'si bu süreye uyuyor. Bunun yanında toplumun yarısı diş hekimlerinin önerdiği günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor. Yüzde 30’u dişlerini günde yalnızca bir kez, yüzde 13’ü ise haftada 3-4 kez fırçalıyor. Nüfusun yüzde 6’sı ise dişlerini yalnızca sosyalleşeceği zaman fırçaladığını ifade ediyor.

Acillik Olunca Dişimizi Tedavi Ettiriyoruz
Araştırmaya göre toplumun yüzde 25’i, yani her 4 kişiden 1’i, ağzında aktif ve tedavi edilmemiş bir çürükle yaşamını sürdürüyor. Aktif çürüğü bulunan kişilerin yüzde 76’sı son 3 aydır diş hekimine gitmediğini belirtirken, her 5 kişiden 1’i son 2 yıldır diş hekimi koltuğuna hiç oturmadığını ifade ediyor. Bu verilere göre, çürükler acillik olacak ağrı seviyesine gelene kadar ertelendiğini ve tedavi ettirilmediğini gösteriyor.
Araştırma Türk insanının diş hekimiyle olan bağını dahası gitme sıklığını da ortaya koyuyor. Buna göre; Türkiye'de yetişkinlerin diş hekimiyle ilk tanışma yaşı ortalama 16 olarak öne çıkıyor. Diş hekimine gitmeme nedenleri arasında en çok ihtiyaç duyulmaması ve maliyet öne çıkarken, bu faktörleri diş hekimi korkusu ve zaman bulamamak izliyor. Bu tablo, yetişkinlerde koruyucu hekimlik refleksinin hala zayıf olduğunu ve diş hekiminin çoğunlukla kriz anında başvurulan bir çözüm noktası olarak konumlandığını gösteriyor.

Diş Hassasiyeti Var Ama, Önemsenmiyor
Toplumda yaygın görülen ağız sağlığı sorunlarından biri olan diş hassasiyeti, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Hassasiyet en çok soğuk yiyecek ve içeceklerde hissedilirken; sıcak gıdalar ve tatlılar da başlıca tetikleyiciler arasında yer alıyor. Araştırma, bu sorunla başa çıkarken tedavi yöntemleri kadar, problemi göz ardı etme eğiliminin de yaygın olduğunu gösteriyor. Katılımcıların yüzde 41'i hassasiyet giderici macun kullanıp yüzde 36'sı diş hekimine başvururken; yüzde 35'lik kesim kalıcı bir önlem almak yerine, yalnızca sevdiği yiyecek ve içecekleri tüketmekten kaçınarak problemi hasıraltı etmeyi tercih ediyor.
Görsel Olarak Dişlerimizi Önemsiyoruz
Araştırma sonuçları dişlerin aslında kişiler arasında çok önemli bir görsellik değeri olduğunu da ortaya koyuyor. Öyle ki; toplumun yüzde 78'i ağız ve diş sağlığının özgüvenini doğrudan etkilediğini belirtiyor. Diş görünümünden kaynaklanan memnuniyetsizliklerin temelinde kozmetik kaygılar yatıyor; özgüveni en çok zedeleyen sorunların başında yüzde 50 oranıyla diş rengi ve yüzde 40 oranıyla diş dizilimi geliyor. Bu durum günlük rutinlere de yansıyor; dişlerin fırçalanamadığı bir günde tüketicilerin yüzde 74'ü kendini huzursuz ve rahatsız hissederken, yüzde 33'ü doğrudan özgüven eksikliği yaşadığını ifade ediyor.
Şerbetli Tatlıya 'Dur' Deyin! Bayramda Formda Kalmanın 5 Pratik Yolu
Serviks kanserinde erken teşhis vurgusu: Ücretsiz taramalar sürüyor
