Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
30°
Akdeniz Gerçek | Antalya | Antalya Muratpaşa’da Yeni Bir Kentsel Dönüşüm Krizi

Antalya Muratpaşa’da Yeni Bir Kentsel Dönüşüm Krizi

Geçtiğimiz günlerde Antalya Muratpaşa’da kentsel dönüşüme giren bir parselin hak sahipleri süreçte mağdur olduklarını iddia ederken bu kez de aynı ilçede Altındağ Mahallesi’nde isyan yükseldi.

Geçtiğimiz günlerde Antalya Muratpaşa’da kentsel dönüşüme giren bir parselin hak sahipleri süreçte mağdur olduklarını iddia ederken bu kez de aynı ilçede Altındağ Mahallesi’nde isyan yükseldi.

KAYNAK: Doğa Arı
Antalya Muratpaşa’da Yeni Bir Kentsel Dönüşüm Krizi

Antalya'nın Muratpaşa ilçesi Altındağ Mahallesi'nde bulunan 3. Eren Apartmanı'nda yaşanan kentsel dönüşüm süreci, apartman sakinleri ile süreci yürütenler arasında hukuki bir mücadeleye dönüştü. Apartman sakinleri, karot alınması sürecinin usulüne uygun yürütülmediğini, projeye aykırı olduğunu öne sürdükleri bazı uygulamalara rağmen yaptıkları başvuruların sonuçsuz kaldığını ve mülklerini piyasa değerinin altında satmaları yönünde baskıyla karşı karşıya bırakıldıklarını iddia etti.  

Yaşanan süreci Akdeniz Gerçek'e değerlendiren İnşaat Mühendisi Filiz Babalık, apartmanın maliki olmadığını ancak halası için buradan daire satın aldıklarını belirterek, uzun yıllar belediyede görev yapmış bir inşaat mühendisi olarak süreci hem teknik hem de hukuki açıdan takip ettiğini söyledi. Filiz Babalık, "Tam yerleşeceğimiz sırada alt kattaki dükkânlardan birinin satıldığını öğrendik. Birkaç gün sonra binamız için karot başvurusu yapıldığı konuşulmaya başlandı. Daha sonra araştırınca alt kattaki yangın deposu olarak kullanılan kiralık alanın satıldığını öğrendik. Projeleri yeniden incelediğimde önemli bir ayrıntıyla karşılaştım. Projede iki ayrı bağımsız dükkân olarak görünen bölüm yerinde tek dükkân haline getirilmişti. İki bağımsız bölümü ayıran ara duvar kaldırılmış ve iki dükkân birleştirilerek tek iş yeri olarak kullanılmaya başlanmıştı" dedi.

Projeye aykırılık iddiasıyla belediye, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, CİMER ve savcılığa başvurduklarını belirten Babalık şöyle konuştu:

“Yetkililere, 'Burada projede iki bağımsız dükkân görünüyor ancak fiilen tek dükkân kullanılıyor. Öncelikle bu aykırılık giderilmeli. Mevcut haliyle bağımsız bölüm kimliği değiştirilmiş bir iş yerinin karot başvurusu yapmasının doğru olmadığını düşünüyoruz.' dedik. Ancak yaptığımız başvurulara rağmen herhangi bir sonuç alamadık.”

"'Evlerinizi Satın, Yeni Binadan Yer Vermeyeceğiz' Dediler"

Babalık, başvurularının ardından apartmana gelen kentsel dönüşüm temsilcilerinin kendilerine mülklerini satmaları yönünde teklifte bulunduğunu öne sürdü:

"Bizim itirazlarımız değerlendirilmeden bu kez henüz gerekli resmi izinlerini tamamlamadığını düşündüğümüz bir kentsel dönüşüm firması apartmanımıza geldi. Firma yetkilileri bizimle görüşerek kentsel dönüşüm yapmak istediklerini söylediler. Ancak görüşme sırasında bize açıkça, 'Size yeni yapılacak binadan daire ya da dükkân vermeyeceğiz. Siz mevcut yerlerinizi bize satın.' şeklinde baskı yaptılar. Üstelik bunu yaparken mülklerimizin değerini yaklaşık 4-4,5 milyon lira seviyesinde gösterdiler. Oysa burada yeni yapılacak binadaki bağımsız bölümlerin değerinin çok daha yüksek olacağını düşünüyoruz. Ben de kendilerine, 'Yeni yapılmış bir binada bu taşınmazın değeri en az 10 milyon lira olacaksa ben neden bugün bunun yarı fiyatına mülkümden vazgeçeyim?' diye sordum. Biz bu teklifi kabul etmedik. Kendilerine açıkça, 'Bizim evimize çökmeye mi çalışıyorsunuz? Amacınız nedir?' diye sorduk."

"Polisle Geldiler, Evlerimize Girip Karot Almak İstediler"

Filiz Babalık, karot almak için gelen ekibin gerekli izinleri tamamlamadan işlem yapmak istediğini iddia ederek şunları söyledi:

"Karot almak üzere gelen ekibin o tarihte gerekli başvuruyu yapmadığını öğrendik. Buna rağmen yanlarında polisle birlikte apartmana geldiler. Evlerimize girerek karot almak istediklerini söylediler. Biz de kendilerine, 'Böyle bir şey mümkün değil. Öncelikle bize yetki belgelerinizi ve izinlerinizi göstermeniz gerekiyor. Apartmanın yönetmelikleri ve yasal prosedürler var. Bunlara uygun hareket etmek zorundasınız.' dedik. Yetki belgelerini görmek istediğimizde, 'O zaman sizi şikâyet edeceğiz.' diyerek ayrıldılar. Bunun üzerine biz yeniden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne başvurduk. Araştırmalarımız sonucunda, o gün apartmana gelen kentsel dönüşüm firmasının gerekli lisans işlemlerini tamamlamadan bu girişimde bulunduğunu öğrendik."

"Kaymakamlık Yazısıyla Çilingirle Kapıların Açılacağı Söylendi"

Babalık, sürecin daha sonra farklı bir boyut kazandığını öne sürerek, "Biz bunu da resmi olarak şikâyet ettik. Ancak bu kez farklı bir süreç başladı. Şikâyetimizin ardından kaymakamlık aracılığıyla resmi bir yazı hazırlandı. Yazıda, gerekirse çilingir yardımıyla evlerin açılması ve insanlar evde yaşarken içeri girilerek karot alınması yönünde talimat verildi. Biz buna anlam veremedik. Elbette devlet yasa çıkarır ve vatandaş olarak biz de buna uyarız. Ancak insanlar evlerinde yaşamaya devam ederken, sırf kolonlar içeride olduğu için evlerin içine girilip karot alınmasını doğru bulmuyoruz. Karot almanın farklı yöntemleri var. İskele kurularak dış cepheden de numune alınabilir. Bunun çeşitli teknik yöntemleri mevcut. Ancak maliyet daha düşük olduğu için en kolay yöntem tercih edilerek insanların yaşadığı evlere girilmek isteniyor" dedi.

"Biz Kentsel Dönüşüme Değil, Plansızlığa Karşıyız"

İnşaat Mühendisi Filiz Babalık, kentsel dönüşüme karşı olmadıklarını ancak uygulama biçimine itiraz ettiklerini belirtti. Babalık, "Biz bugün adeta insanı hiçe sayan bir kentsel dönüşüm anlayışıyla karşı karşıyayız. Evlerin içinde halılar, koltuklar ve eşyalar dururken kolonlardan numune alınması planlanıyor. Bunun oluşturacağı maddi ve manevi zararı kim üstlenecek? Biz kentsel dönüşüme karşı değiliz. Elbette herkes güvenli yapılarda yaşamak ister. Kamu yararı varsa devlet gerekli tedbirleri almalıdır. Buna hiçbir itirazımız yok. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var. Yeni yapılan bir bina da depremde zarar görebilir. Ben bunu yıllarca inşaat mühendisliği yapmış biri olarak söylüyorum. Zemin sıvılaşması olabilir, farklı mühendislik sorunları ortaya çıkabilir. Yani sadece bina yapmak tek başına çözüm değildir. Eğer devlet gerçekten güvenli şehirleşmeyi hedefliyorsa bunun planlı şekilde yapılması gerekir. Kanun yalnızca insanları evlerinden çıkarmaya değil, aynı zamanda onları yeniden güvenli ve yaşanabilir konutlara kavuşturmaya hizmet etmelidir. Bugün yüzde 51 çoğunluk sağlandığında tek bir başvuruyla bütün apartman dönüşüm sürecine sokulabiliyor. Oysa devlet bu dönüşümü teşvik edecek imar düzenlemelerini de yapmak zorunda" şeklinde konuştu.

"Kanun Herkese Eşit Uygulanmalı"

Apartmanda çoğunluğu yaşlı insanların yaşadığını dile getiren Babalık, "Burada yaşayan insanların çoğu ileri yaşta. Engelli komşularımız var. Bakıma muhtaç insanlar var. Şimdi bu insanlar 40 metrekarelik dairelerde nasıl yaşayacak? Bunların hiçbiri düşünülmüyor. Bir sabah uyanıyorsunuz, kapınıza karot ekibi geliyor. İnsanlar içeride yaşamaya devam ederken evlere girilmek isteniyor. Yetkililer bölgenin sosyal yapısını, burada yaşayan insanların yaşını, sağlık durumunu ve yaşam koşullarını değerlendirmeden karar veriyor. Biz bütün bunları CİMER'e bildirdik. Belediyeye başvurduk. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne müracaat ettik. Gelen görevliler inceleme yaptıktan sonra 'Burada çok da önemli bir durum görünmüyor.' diyerek ayrıldı. Bir taraftan projeye aykırı şekilde iki bağımsız bölümün birleştirilmesiyle ilgili başvurularımız sonuçsuz kalıyor, diğer taraftan tek kişinin talebiyle kentsel dönüşüm süreci işletiliyor. Kanun herkese eşit uygulanmıyor mu? Aynı mevzuat bazı kişiler için farklı, bazı kişiler için farklı mı işliyor? Eğer ortada bir hukuka aykırılık varsa bunun da gereği yapılmalı. Eğer kanun bize uygulanıyorsa başkalarına da aynı şekilde uygulanmalı. Bizim tek talebimiz hukukun herkes için eşit işlemesidir" ifadelerini kullandı.

"İnsanlar Evlerinden Değil, Belirsizlikten Korkuyor"

Babalık, apartmanda yaşayanların büyük bölümünün yaşlı ve yalnız yaşayan kişiler olduğunu belirterek şunları söyledi:

"Apartmanımızda yalnız yaşayan çok sayıda kadın var. Çoğu 65 yaşın üzerinde. Böbrek hastası olanlar var, kalp hastaları var. Komşularımızdan biri kısa süre önce Alzheimer hastası annesini kaybetti. Burada yaşayan insanların büyük bölümü yaşlı ve sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. Bütün bu insanlar evlerinden çıkarılma endişesi yaşıyor. Sabah kapının çalınıp karot ekibinin geleceğini düşünerek yaşamak gerçekten çok yıpratıcı. İnsanlar psikolojik olarak da büyük baskı altında."

"Resmi Muhatap Bulamadık"

Sürecin en dikkat çekici yönlerinden birinin kendileriyle görüşen kişilerin resmi yetkilerini belgelememesi olduğunu öne süren Babalık, "Bizim yaptığımız başvuruların hiçbirinden somut bir sonuç alamadık. Buna rağmen bize teklif getiren kişiler herhangi bir firma adı, kaşe ya da imza taşımayan belgelerle hareket etti. Resmi hiçbir evrak göstermeden sözlü teklifler sundular. Hatta bize, 'Bir zarf vereceğiz, herkes teklifini yazsın.' dediler. Böyle bir yöntemin hukuki dayanağını anlayamadık. Ortada ne firmanın unvanı vardı ne de teklifin resmi niteliğini gösteren herhangi bir belge. Bu durumun vatandaş açısından ciddi bir güvensizlik oluşturduğunu düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

"Kentsel Dönüşüm Planlı Yapılmalı"

İnşaat mühendisi kimliğiyle de değerlendirmelerde bulunan Babalık, mevcut uygulamanın şehir planlaması açısından doğru olmadığını savundu. Babalık, "Bizim devletimizden beklentimiz çok açık. Devlet elbette vatandaşını güvenli binalarda yaşatmak ister. Ancak bunun planlama yapılarak gerçekleştirilmesi gerekir. Ben eski belediye çalışanıyım. Yıllar önce belediyelerde riskli alanların belirlenmesine yönelik çalışmalar yapıldığını biliyorum. Önce riskli mahalleler belirlenmeli, ardından bu bölgeler için bütüncül projeler hazırlanmalı. İnsanlara süre tanınmalı ve dönüşüm planlı şekilde yürütülmeli. Bugün ise bunun tam tersi yaşanıyor. Tek tek parseller üzerinden ilerleniyor. İnsanlar mülksüzleşiyor. Çok daha küçük dairelere mahkûm ediliyor" açıklamasını yaptı.

"100 Metrekarelik Ev Yerine 40 Metrekare Öneriliyor"

Kentsel dönüşüm sürecinin sosyal yaşamı da olumsuz etkileyeceğini savunan Babalık, planlamanın yalnızca bina odaklı yapılmaması gerektiğini ifade etti. Filiz Babalık, "Bizim bulunduğumuz bölgede yeşil alan yok. Sosyal donatı alanı yok. Otopark sorunu zaten var. Buna rağmen mevcut planlama anlayışıyla aynı sorunlar büyüyerek devam edecek. Eğer gerçekten kentsel dönüşüm amaçlanıyorsa insanların yaşam kalitesi de düşünülmeli. Daha geniş sosyal alanlar oluşturulmalı, otopark sorunu çözülmeli ve şehir planlaması buna göre yapılmalı. Biz sonradan öğrendik ki bulunduğumuz bölge imar planlarında ticaret alanı olarak geçiyormuş. Oysa burada yıllardır insanlar konut olarak yaşıyor. Hiç kimsenin bundan haberi yoktu. Karot süreci başlayınca projeleri inceleyerek bunu öğrendik. Vatandaşın bilmediği plan kararlarıyla karşı karşıya bırakılması doğru değil" dedi.

"Talebimiz Çok Basit: Hukuk Herkes İçin Eşit İşlesin"

Babalık, sözlerini şu çağrıyla tamamladı:

"Bizim mücadelemiz yalnızca bu apartman için değil. Bu sorun bugün Altındağ'ın da, Muratpaşa'nın da, Antalya'da eski yapı stoğunun bulunduğu birçok mahallenin ortak sorunu haline gelmiş durumda. Kentsel dönüşüm elbette yapılmalı. Buna karşı değiliz. Ancak dönüşüm; insanları mağdur ederek, mülksüzleştirerek ve yaşam alanlarını daraltarak değil, planlı bir şehircilik anlayışıyla gerçekleştirilmeli. Eğer devlet gerçekten bu bölgeleri dönüştürmek istiyorsa gerekli imar düzenlemelerini yapmalı, müteahhitlerin ekonomik olarak bina yapabileceği koşulları oluşturmalı ve vatandaşın hakkını korumalıdır. Böyle olursa hem insanlar mağdur olmaz hem de şehir sağlıklı şekilde yenilenir. Bizim istediğimiz çok basit. Kanun herkese eşit uygulansın. Vatandaş mağdur edilmesin. Kentsel dönüşüm gerçekten kamu yararını esas alan, planlı ve şeffaf bir anlayışla yürütülsün."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız