En Sarsıcı Soru “ Kendim İçin Ne Yaptım”?

En Sarsıcı Soru “ Kendim İçin Ne Yaptım”?

İnsanın hayatın koşuşturmacası, sorumlulukları ve başkalarının beklentileri arasında kaybolduğunu hissettiği anlarda kendisine sorduğu, en dürüst ve sarsıcı sorudur; “ Kendim için ne yaptım”? sorusu. Genelde bu sorunun hemen arkasından derin bir suçluluk duygusu ve kendimize karşı yaptığımız ihmalkarlıklar listesi gelir.
Aslında “ kendine geç kalmışların” hayat muhasebesidir bu ve hep zarar gösterir!

Başkalarını kırmamak, onları mutlu etmek veya hayal kırıklığına uğratmamak için, sürekli kendi zamanından ve enerjinden çalarsın.
Çevrendeki herkese “ evet” derken, aslında her defasında kendine “ hayır” dersin.

Kendi ihtiyaçlarını ertelersin mesela. “ Şu iş bitsin, kendime vakit ayıracağım”, “ Şu dönemi bir atlatayım dinleneceğim” diyerek sürekli bir geleceğe yatırım yaparsın. Ancak öyle yoğunsundur ki; “ o uygun zaman “ hiçbir zaman gelmez; çünkü hayat yeni sorumluluklar üretmeye devam eder.

Çoğu zaman duygularını; halının altına süpürürsün. Dile getiremediğin sevgiyi, üzüntüyü, yorgunluğu veya kırgınlığı “ zayıflık göstermeyeyim” ya da “ şimdi sırası değil” diyerek geçiştirirsin. Ancak unutma; yaşanmayan ve ifade edilmeyen her duygu zihninde ve bedeninde bir yük olarak birikir.

Giderek dış onaya bağımlı yaşamaya başlarsın. Kendi değerini, başkalarının seni ne kadar takdir ettiğiyle veya ne kadar başarılı bulduğuyla ölçmeye başlarsın. Bu da seni sürekli başkalarını memnun etmeye çalışan bir robota dönüştürür.

Sonra bedenin sinyal vermeye başlar. Kronik yorgunluk, stres, baş ağrıları veya uykusuzluk, aslında bedenin; “ Dur ve bana bak!” deme şeklidir. Kendimizi ihmal ettiğimizde, bu fiziksel çığlıkları bile kahveyle veya ilaçla geçiştirip çalışmaya devam ederiz. Bedenin sinyallerini görmezden geliriz.

“ Kendim için ne yaptım?” Sorusu; kaybedilmiş zamanlar ve kaçırılmış fırsatların geriye dönük pişmanlığını barındırır içinde. İnsanın zihninde taşıyabileceği en ağır yüklerden biridir “ geriye dönük pişmanlık”. İnsanı sürekli geçmişe zincirleyen, “ Keşke o zaman öyle yapmasaydım.” ya da “ Neden o fırsatı değerlendirmedim?” dedirten kısır bir döngüdür. Ve bu döngüyü durdurmak da bizim elimizdedir.

Düşününce insan şunu fark ediyor; Zamanı geriye sarmak imkansızdır, ama geçmişe olan bakış açımızı değiştirmek bizim elimizdedir.
Bugün kendimizi verdiğimiz kararlar ve kaçırdığımız fırsatlar için acımasızca yargılarken, şunu düşünmüyoruz; o günkü biz, bugünkü biz değildik! Geçmişe bu günkü aklımızla, tecrübemizle ve olgunluğumuzla bakıyoruz. O yüzden eski kararlarımız bize “ ihmalkarlık” veya “ hata” gibi geliyor. Oysa o günkü bilgimizle, o günkü psikolojimizle ve o günkü şartlarımızla, elimizden gelenin en iyisini ya da tek bildiğimizi yaptık öyle değil mi?

Kayıp gibi görünen o yıllar, canımızı ne kadar yakarsa yaksın, bize bugün neyi isteyip, neyi istemediğimizi net olarak öğretti. O hataları yapmasaydık, o fırsatları kaçırmasaydık, bugün kendimizi bu kadar derinlemesine sorgulayan ve “ kendim için ne yaptım?” diyebilen o olgun insana dönüşemezdik.

Eski biz, kendi hayatımızın baş rolünde değildik, ama şimdi başroldeyiz. Hiçbir şey için geç kalmış değiliz. Geçmişin pişmanlıklarını düşünerek harcadığımız her dakika, gelecekte pişman olacağımız yeni bir “ kayıp zamana” dönüşür. Unutmayın, “ geç kalmışlık” duygusu sadece bir illüzyondur. Her zaman yeni başlangıçlar yapabiliriz. “Treni bir kere kaçırdık” diye, istasyonda oturup ağlamak yerine, bir sonraki seferin ne zaman olduğuna bakmalıyız. Ne dersiniz?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız