Şol Yemen'de Can Verenler…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Şol Yemen'de Can Verenler…

Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya savaşında, İngiliz kışkırtmasıyla ayaklanan Arap kabilelerine ve İngiltere'ye karşı savaştığı Hicaz-Yemen Cephesi, on binlerce vatan evladının can verdiği aradan yüz yılı aşkın süre geçmesine rağmen acı ve elem dolu hatıralarla anılan bir cephedir.
Anadolu’dan Yemen çöllerine giden Mehmetçik, bir taraftan düşmanla mücadele ederken diğer taraftan çöl şartları, açlık, kıtlık ve hastalıklarla mücadele etmiş, Türk Ordusu tarihindeki en ağır kayıpları vermişti.
Yemen'de verilen bu muazzam zayiat, Anadolu'da öyle büyük bir travma oluşturmuştur ki, askere uğurlanan gençlerin arkasından daha yola çıkmadan taziye yemekleri verilmiş, gidenlerin dönmeyeceği peşinen kabul edilmiştir. 
Bu toplumsal acı, günümüzde bile kulaklarımızda çınlayan;

"Havada bulut yok bu ne dumandır
Mahlede ölüm yok bu ne figandır
Şu Yemen elleri ne de yamandır
Anu Yemendir / Gülü çemendir
Giden gelmiyor / Acep nedendir?"

Ağıtının doğmasına neden olmuş Anadolu insanının gönlünde kor ateşine dönüşerek duygu dolu türkülere yansımıştır…
Yemen Türküsü ’nün şu mısraları yüz yıl sonrasında bile hangimizin yüreğini sızlatmıyor ki…

Yemen yolu çukurdandır
Karavana bakırdandır
Zenginimiz bedel verir
Askerimiz fakirdendir
           ***
Tarlalarda biter kamış
Uzar gider vermez yemiş
Şol Yemen'de can verenler
Biri Memet biri Memiş

Bir asır öncesi, Yemen çöllerinde on binlerce vatan evladının şehit olması hafızalarımızda dip diri dururken, türkülerle gönlümüzü sızlatmayı sürdürürken…
7 Ağustos 2026 tarihinde Suudi Arabistan ve Pakistan’la adına ‘’Mekke Antlaşması’’ denilen bölgesel güvenlik ve savunma antlaşmasına imza koyduk.
Yapılan antlaşmanın temel amacı, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan herhangi birine yapılacak silahlı saldırıyı üçüne birden yapılmış sayarak ortak bir caydırıcılık unsuru oluşturmayı hedeflemektedir…
Suudi Arabistan, stratejik olarak; İran-Amerika/İsrail savaşında, Amerika’nın yanında durmakta ve emperyalizmin dolaylı olarak da siyonizmin amaçlarına hizmet etmektedir. Bu yüzden de Yemen’deki İran destekli Husilerin hedefi olmaktadır.
Bu antlaşmanın en kritik tarafı şudur; Husilerin hedefi olan Suudi Arabistan’a yapılan saldırılar Mekke Antlaşmasına göre Türkiye’ye de yapılmış sayılmaktadır.
Gündemimizde Mekke Ortak Savunma Antlaşması'nın onay için TBMM'ye sunulması var. Her ne kadar Dışişleri Bakanımız Türkiye'nin katkısının tamamen hava savunma ve lojistik odaklı olacağını, başka bir ülkenin (Yemen'in) toprağında doğrudan bir savaşa girilmeyeceğini açıklasa da gelecek günlerde nasıl bir pozisyon alınacağı ortaya çıkacaktır.
En büyük endişemiz ise ‘’büyük patronun’’ istek ve talepleridir…
Dünyanın başına her türlü belayı açmakta mahir olan büyük patron (!) yani ABD Başkanı Trump, Yemen’e asker göndermemizi isterse ne yapacağız?
Acı ve elem dolu hatıralarla gönüllerimize kazılan ‘’Yemen Türkülerini’’ yeniden mi söyleyeceğiz?
Dahası…
Cumhuriyetimizin Banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün; ‘"Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesinin giderek daha anlamlı hale geldiği günümüzde…
Ümmetin umudu olarak; mazlumun yanında mı, zalimin tarafında mı olacağız?
Bekleyip görelim…

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız