1416 Yıldır Kur’an Okuyup Şeytanı Taşlıyoruz: Kul Hakkını Yiyen Kim?
Hacda yüzyıllardır şeytana taş atılıyor. Benim aklımdaki soru şu: Madem kötülüğe karşı taş atıyoruz, kötülük neden hayatımızdan çıkmıyor?
Mekke’de, Medine’de, camide, mescitte, minberde şeytanın adı sık sık anılıyor. Birisi yalan söylüyor, “Şeytana uydu” deniyor. Birisi kul hakkı yiyor, yine şeytan suçlanıyor. Peki hakkı yiyen insanın hiç mi suçu yok?
Nasreddin Hoca’nın bir fıkrası var. Evine hırsız girince komşuları Hoca’yı suçlamaya başlar: “Kapıyı neden iyi kilitlemedin? Niçin damda uyudun?” Hoca sonunda dayanamaz: “İyi de komşular, hırsızın hiç mi suçu yok?” der.
Ben de soruyorum: Her kötülüğü şeytana bağlayacaksak, kötülüğü yapan insanın hiç mi suçu yok?
İlk vahiyden bu yana yaklaşık 1416 yıl geçti. Müslüman toplumlar nesiller boyunca Kur’an okudu. Güzel ahlaktan, adaletten, merhametten ve kul hakkından söz etti. Peki okunanlar hayata ne kadar geçti? Kur’an okumak tek başına bizi güzel ahlaklı ve iyi insanlar yapmadı. Yapsaydı yalanı, rüşveti, yoksulun hakkını yemeyi ve inancı çıkar için kullanmayı bugün hâlâ bu kadar sık konuşur muyduk?
Elbette dürüst ve vicdanlı Müslümanlar var. Ben onların emeğini ve inancını yok saymıyorum. Söylediğim açık: Bir kitabı okumakla onun öğütlediği ahlakı yaşamak aynı şey değildir. İnsan okuduğunu davranışına taşımıyorsa söz dilde kalır.
Hacdaki taşlama da kötülüğe karşı durma iradesini anlatır. Fakat asıl sınav, hacdan dönünce başlar. İşçisinin ücretini vermeyen, komşusunun hakkına giren, kamu malını kendi malı gibi kullanan kişi attığı taşla hangi kötülüğü durdurmuş olur?
Japonya’da, İsveç’te, Norveç’te de kötü insanlar var. Hiçbir toplumu kusursuz görmüyorum. Benim dikkat çektiğim, sorunlarla nasıl yüzleştiğimizdir. Bir köprü yıkıldıysa mühendislik ve denetim konuşulmalı. Para çalındıysa hırsız bulunmalı. İnsanlar hastaysa bilimle çare aranmalı. Her olayın cevabı “Şeytan yaptı” olamaz.
Şeytanı taşlamak kolay. Zor olan kendi yanlışını kabul etmek, kul hakkından el çekmek ve güçlüden hesap sormaktır.
Benim derdim ibadet eden insanla değil. Ben, ibadetle hayat arasındaki farkı soruyorum. Kur’an’ı okuyup adaleti uygulamıyorsak, şeytanı taşlayıp haksızlığa devam ediyorsak şu sorudan kaçamayız:
Biz gerçekten kötülükle mi mücadele ediyoruz, yoksa kendi sorumluluğumuzu şeytanın üzerine mi atıyoruz?