Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde yaşanan ve 11 öğrencinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırının ardından Eğitim-İş Antalya Şubesi, bugün eylem gerçekleştirdi. Eğitim-İş Genel Merkezi tarafından alınan karar doğrultusunda düzenlenen eylem kapsamında eğitim emekçileri siyah giyinirken, hafta boyunca “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” yazılı kokartların takılacağı belirtildi.

Eğitim emekçileri Attalos Meydanı’nda buluştu
Eğitim-İş Antalya Şubesi’nin çağrısıyla eğitim emekçileri, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve yurttaşlar saat 18.00’de Kapalı Yol Halk Bankası önünde bir araya geldi. Buradan Attalos Meydanı’na yürüyen grup, saat 18.30’da meydanda basın açıklaması gerçekleştirdi. Eylemde konuşan Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar, Manisa’da yaşanan saldırının ardından okul güvenliği konusunda ciddi soru işaretlerinin ortaya çıktığını söyledi.

“Çocuklarımız okul sıralarına ulaşamadan şiddetin ortasında kaldı”
Acar, Manisa’daki saldırıda yaralanan öğrencilerin eğitim görmek amacıyla evlerinden çıktığını belirterek, çocukların okula ulaşamadan silahlı şiddetin ortasında kaldığını ifade etti. Okul güvenliğinin yalnızca okul binasının sınırları içerisinde değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Acar, çocukları etkileyen sosyal çevre, aile, eğitim ve ekonomik koşulların da birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Acar, şiddetin bir anda ortaya çıkmadığını belirterek, şiddeti besleyen nedenler görülmeden yalnızca sonuçlara müdahale edilmesinin yeterli olmayacağını dile getirdi.
“Riskli okulda neden gerekli önlemler alınmadı?”
Saldırının gerçekleştiği okulun güvenlik açısından “1. derece riskli okul” olarak değerlendirildiğini öne süren Acar, bu durumda gerekli güvenlik tedbirlerinin neden alınmadığını sordu. Okulların çocuklar açısından “riskli alanlar” olarak sınıflandırılmasının başlı başına sorgulanması gereken bir durum olduğunu belirten Acar, okulun riskli olduğu tespit edildiyse bu risklere karşı gerekli önlemlerin neden hayata geçirilmediğinin açıklanması gerektiğini söyledi. Acar, yaşananların yalnızca bir olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, geçtiğimiz eğitim-öğretim yılında okullarda yaşanan saldırıların ardından yaz tatilinin güvenlik eksikliklerinin giderilmesi için kullanılabileceğini ifade etti.
“Protokol sorumluluğun yerine getirildiği anlamına gelmez”
Okulların açılmasının ardından yedi bakanlığın güvenlik değerlendirmeleri ve alınan önlemlerle ilgili açıklama yaptığını hatırlatan Acar, imzalanan protokolün sahadaki karşılığının sorgulanması gerektiğini söyledi. Acar, “Protokol imzalamak sorumluluğun yerine getirildiği anlamına gelmez. Protokol, ancak sahada karşılığı varsa anlamlıdır” ifadelerini kullandı. Çocukların güvenliği konusunda sorumluluk üstlenen bakanlıklara çağrıda bulunan Acar, “Altına kaç Bakanın imza attığı değil, o imzaların kaç çocuğu koruyabildiği önemlidir” dedi.
Eğitimden kopan çocuklara dikkat çekti
Saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen çocuğun eğitim sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Acar, çocuğun açık liseye geçerek örgün eğitimden uzaklaştığını, daha sonra yeniden okula kayıt yaptırmasına rağmen bir hafta boyunca okula gelmediğini belirtti. Acar, bu durum üzerinden Milli Eğitim Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yönelik sorular yönelterek, eğitimden uzaklaşan ve risk altında bulunan çocukların takip edilmesi gerektiğini söyledi. “Çocuklar şiddeti icat etmez, toplumdan öğrenir” diyen Acar, asıl tartışılması gereken konulardan birinin de bir çocuğun nasıl şiddetin faili haline geldiği olduğunu ifade etti.
“Çocuk güvenliği okulun dört duvarıyla sınırlı değil”
Çocuk güvenliğinin yalnızca okul içerisindeki güvenlik tedbirleriyle sınırlı tutulamayacağını belirten Acar, eğitimden uzaklaşan, sosyal veya psikolojik açıdan risk altında bulunan çocuklara erken aşamada ulaşılması gerektiğini söyledi. Acar; okul, aile, sosyal hizmetler, sağlık sistemi ve güvenlik birimleri arasında etkin bir mekanizmanın oluşturulması gerektiğini belirterek, “İşte biz buna çocuk güvenliği diyoruz” ifadelerini kullandı.
Eğitim-İş’ten rehberlik ve sosyal destek talebi
Okul güvenliğinin yalnızca polisiye tedbirlerle sağlanamayacağını savunan Acar, okullarda yeterli sayıda rehberlik öğretmeni ve PDR uzmanı istihdam edilmesini istedi. Acar ayrıca çocuk ve ergen psikologları, psikiyatristler ve sosyal hizmet uzmanlarının yer aldığı güçlü bir mekanizma kurulması; kalabalık sınıfların azaltılması, ikili eğitimin sonlandırılması ve öğrencilerin ücretsiz sanat, spor, kültür ve kulüp faaliyetlerine erişiminin sağlanması çağrısında bulundu. Zorbalık ve sosyal dışlanmayla mücadele edilmesi gerektiğini belirten Acar, öğrencilerin okula aidiyetini güçlendirecek politikaların uygulanmasını istedi.
“Güvenli okul yalnızca güvenlik görevlisi bulunan okul değildir”
Acar, güvenli okul kavramının yalnızca okul kapısında güvenlik görevlisi bulunmasıyla açıklanamayacağını söyledi. Güvenli okulun öğrencinin kendisini ait hissettiği, geleceğine umutla bakabildiği, öğretmenin mesleki güvencesinin ve saygınlığının korunduğu, zorbalığın görmezden gelinmediği ve yardım isteyen öğrencinin sesinin duyulduğu okul olduğunu belirtti.
“Çocuklarımızı koruyamayan düzenin sorumluları istifa”
Eğitim-İş olarak eğitimde şiddetin normalleşmesine ve okulların şiddet, korku ve suçla anılmasına karşı mücadele ettiklerini belirten Acar, “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” taleplerini sürdüreceklerini söyledi. Acar, çocukların ve eğitim emekçilerinin güvenliği sağlanana kadar konuyu gündemde tutacaklarını belirterek, açıklamasını “En büyük erdem sorumluluktur. Çocuklarımızı koruyamayan bu düzenin sorumluları istifa” sözleriyle tamamladı. Eğitim-İş Antalya Şubesi, eylem kapsamında siyah giyinme ve “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” yazılı kokart takma uygulamasının üç gün boyunca sürdürüleceğini açıkladı.