İşitme Kaybı ile Alzheimer İlişkisi!
21 Eylül “Dünya Alzheimer Günü”ydü. Her yıl bu konuda farkındalık yaratmak, yapılacakları ve değiştirilebilir risk faktörlerini bildirmek gibi konularda insanların aydınlatılması için çalışmalar yapılır.
Bu çalışmalardan biri ve belki de en çarpıcı keşiflerden olanı; işitme kaybı ile Alzheimer ve demans, yani (bunama), arasındaki ilişkidir. Nörolojik bilimler dünyasındaki bu çarpıcı keşif, işitme kaybı konusunda da insanları uyarıyor!
“The Lancet Komisyonu” tarafından yayımlanan kapsamlı raporlar, orta yaşta başlayan işitme kaybının, demans gelişimi için “değiştirilebilir en büyük tekil risk faktörü” olduğunu ortaya koymaktadır.
Bilimsel verilere göre, tedavi edilmeyen hafif işitme kaybı demans riskini “yaklaşık 2 kat”, orta derece işitme kaybı “3 kat”, ağır işitme kaybı ise “5 kat” artırmaktadır.
İşitme kaybının Alzheimer hastalığını tetikleme veya hızlandırma mekanizmaları “dört temel süreç” üzerinden açıklanmaktadır:
1- Bilişsel Yük (Beyin Yorgunluğu): İşitme kaybı yaşayan bir birey, sesleri tam olarak alamadığı için, kelimeleri ve konuşmaları anlamlandırmak adına “aşırı zihinsel çaba” (çaba gerektiren dinleme) harcar. Normalde otomatik olarak yapılan ses işleme süreci için beyin ekstra kaynak tüketir. Bu durum; hafıza, planlama ve mantık yürütme gibi diğer bilişsel fonksiyonlar için ayrılması gereken beyin kaynaklarının tükenmesine neden olarak bilişsel gerilemeyi hızlandırır.
2- Beyin Yapısındaki Değişimler ve Atrofi (Erime): Gelişmiş nörogörüntüleme çalışmaları, beyne yeterince ses uyarısı gitmediğinde (duyusal yoksunluk), beynin sesi işlemekten ve anlamlandırmaktan sorumlu “temporal lob” gibi bölgelerinde daha hızlı hacim küçülmesi (atrofi) yaşandığını göstermektedir. İşitme yetersizliği yaşayan bireylerde, Alzheimer’ın temel biyobelirteçleri olan “tau proteinleri ve beta-amiloid plakları”nın beyinde daha yoğun biriktiği de güncel araştırmalarla tespit edilmiştir.
3- Sosyal İzolasyon ve Depresyon: İşitme güçlüğü çeken kişiler, özellikle kalabalık ortamlarda konuşmaları takip edemedikleri için, zamanla utanç duyma veya yorulma hissiyle “sosyal çevrelerden uzaklaşmaya” başlarlar. Bu sosyal izolasyon ve beraberinde getirdiği depresyon, beyin sağlığının en büyük düşmanlarındandır. Sosyal olarak aktif kalmayan bir beyinde “sinaps” (hücreler arası iletişim) bağlantıları zayıflar ve bu da Alzheimer’a zemin hazırlar.
4- Ortak Nedensel Faktörler: Bazı durumlarda işitme kaybı ve Alzheimer doğrudan birbirine neden olmaz; bunun yerine her iki durumu da tetikleyen “ortak mekanizmalar” mevcuttur. Yaşlanma, damar hastalıkları (beyne giden kan akışının azalması) ve genetik faktörler (örneğin APOE geni varyantları) hem iç kulaktaki işitme hücrelerine hem de beyindeki nöronlara aynı anda zarar verebilir.
Bu tablonun en olumlu yanı, işitme kaybının “müdahale edilebilir” bir risk faktörü olmasıdır. Geniş çaplı araştırmalar, işitme kaybı olan kişilerin “işitme cihazı” kullanmaya başlaması halinde, bilişsel gerileme ve demans riskinin, normal işiten bireylerle “neredeyse aynı seviyeye gerilediğini” göstermektedir.
Bu nedenle özellikle “40-65 yaş arasındaki” bireylerin, düzenli işitme testleri yaptırması, sadece kulak sağlığı için değil, ilerleyen yaşlarda Alzheimer’dan korunmak için de hayati bir adımdır.
Bu konuda Antalya Ses İşitme Cihazları Lara Şubesi’nde görev yapan (İşitme Uzmanı) Zeynep Akyürek’ten işitme cihazları ve kullanımları konusunda bilgi aldım. Cihazlardaki yenilikler ve kullanım kolaylıkları şaşırtıcı boyutlardaydı. Üstelik kullanım süresi boyunca ses artırımı, ayarları ve kullanılan cihazların bakımıyla da ilgileniyorlardı. İşitme kaybının ilerlemesini bu cihazlarla durdurmanın mümkün olduğunu söyledi. Ama bence ne kadar erken başlarsanız o kadar iyi tabii. İhmal etmeyin!
Çünkü özetlersek; işitme cihazları sadece sesi yükseltmekle kalmaz, beyne ihtiyacı olan “duyusal uyarıyı geri vererek” temporal lobun erimesini (atrofi) önler, zihinsel yorgunluğu azaltır ve kişiyi sosyal hayatın içinde tutarak beyni aktif tutar. Bu nedenle uzmanlar, orta yaştan itibaren, rutin işitme testlerinin aksatılmamasını önermektedir.