Savaş Yüksek Oktanlı Gayet Boktan Bir Şeydir
Başlıktaki sözler sanatçı Ferhan Şensoy'a (1951-2021) aittir...
James Gordon Brown Birleşik Krallığı'n eski başbakanı, İşçi Partisi'nin eski lideri ve Britanyalı devlet adamıdır. 1997 ile 2007 yılları arasında Tony Blair'in hükûmetinde Maliye Bakanlığı yaptı...
Gordon Brown, ABD Başkanı Donald Trump'ı Amerikan kamuoyunun desteğini kaybettiği ve 3 Kasım 2026 ara seçimlerinde bir "uyanış çağrısı" ile karşı karşıya olduğu konusunda uyardı.
British Gas'ın sahibi olan enerji devi Centrica'nın CEO'su (patronu) Chris O'Shea ise İngiltere'nin kış enerji ihtiyaçları için kritik öneme sahip bir depolama tesisinin "neredeyse tamamen boş" olduğunu açıkladı ve bu durum sıradan İngiliz vatandaşları için daha yüksek faturalar tehdidini gündeme getirdi.
Jeopolitik Gerilimler Artarken Hollanda Sessizce 86 Ton Altını ABD'den Taşıdı!
Hollanda Merkez Bankası, Mart ve Ağustos ayları arasında Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'da bulunan 86 ton altını Londra'ya taşıdığını doğruladı. Yetkililer, bu değişikliğin artan jeopolitik huzursuzluklar nedeniyle ve rezervlerin bir kriz anında daha kolay kullanılabilmesini sağlamak amacıyla yapıldığını belirtti. İngiltere Merkez Bankası'nda (Bank of England) tutulan altınların, New York veya Ottawa'da depolanan külçelere kıyasla daha hızlı bir şekilde ticarete konu edilebildiği değerlendiriliyor. Bu taşıma işleminin ardından, Hollanda'nın toplam 612 tonluk rezervinin yaklaşık yüzde 32'si Londra'da bulunurken, ABD ve Kanada'nın her birinde yüzde 18,5'lik bir kısım yer alıyor. Hollanda kaynaklı haberlerde ayrıca, Avrupa ile Washington arasındaki ilişkilerin gerginleştiğine dair daha önceki uyarılara ve bazı uzmanların ABD'de büyük miktarda altın stoku bulundurmanın eskisi kadar güvenli olup olmadığını sorgulamaya başladığına dikkat çekiliyor. Hollanda Merkez Bankası (DNB), söz konusu altınlara hiçbir zaman ihtiyaç duymamayı umduğunu ancak daha güçlü bir hazırlık seviyesi sağlamak istediğini ifade ediyor.
İRAN ABD & İSRAİL SAVAŞI NOTLARI
Trump'ın dört ila altı hafta süreceğini söylediği savaş, şu anda yedinci ayında...Savaş 28 Şubat 2026'dan bugüne sürüyor.…
Savaş nedeniyle Brent Petrolü Varil Fiyatı 94.76 dolar ila 97 dolar seviyelerinde dolaşıyor.
Savaş öncesinde fiyatlar 65 dolar civarında seyrediyordu.
15 Nisan 2026'da Başkan Donald J. Trump, Fox Business'ta Maria Bartiromo'ya benzin fiyatlarının düşeceğini söylemişti. Bugün, 4 Eylül 2026'da dizel fiyatı galon başına 5,85 dolarla rekor seviyeye ulaştı. Bu, ABD ekonomisi için kötü bir durum; çünkü ABD içi taşımacılığın % 72'si dizel yakıtla çalışan kamyonlarla yapılıyor.
Öte yandan, Başkan Donald Trump, İran ile yaşanan gerilimde ABD ve İsrail'e destek vermeyi reddetmesi halinde ciddi ekonomik zararla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunarak İspanya üzerindeki baskıyı artırdı.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ise tutumunu değiştirmedi. Sánchez, söz konusu harekat için İspanyol üslerinin kullanılmasına izin vermedi, savaşı haksız olarak nitelendirdi ve savaşa çok daha büyük meblağlar aktarırken küresel sağlık yardımlarından milyarlarca dolar kesinti yapan Washington'ın, Madrid'e ders verecek bir konumda olmadığını söyledi..
Raporlar ABD'nin sağlık yardımı kesintilerinin yaklaşık 18 milyar dolar, savaş harcamalarının ise on milyarlarca dolar düzeyinde olduğunu gösterirken; İspanyol firmaları İran savaşı nedeniyle enerji şokları ve pazar kayıpları nedeniyle şu anda çok ağır bir darbe almış durumda. Ticaret tehditleri şu ana kadar Sánchez'i kararından döndüremedi ve İspanya, misilleme korkusuyla bu sürece ortak olmayacağını belirtmeye devam ediyor.
Öte yandan, Donald Trump, 11 Eylül terör saldırılarının 25. yıldönümünde New York'taki Ground Zero törenine katılmak yerine Pennsylvania'da ayrı bir kampanya tarzı etkinlik düzenleyeceğini duyurdu. Resmi anma töreninin organizatörleri ona konuşma hakkı vermedi; bu, aile üyeleri ve seçilmiş yetkililer için ayrılmış bir gelenekti ve Trump da bu hak olmadan katılmayı reddetti.
Beyaz Saray'daki bir görüşme sırasında bir muhabir, Başkan Donald Trump'a İran'a karşı nükleer silah kullanma ihtimalini göz ardı edip etmediğini sordu.Trump buna şöyle yanıt verdi: "Askeri açıdan tamamen yenildiler... ve şimdi bir de üzerlerine nükleer silah mı kullanacağım? Ne aptalca bir soru."
Trump, İran'ın askeri açıdan zaten yenilmiş olduğunu düşündüğü için nükleer silah kullanmak adına "hiçbir neden" bulunmadığını da söyledi...
Trump’ın İran Teklifi: Barış Anlaşması mı, Baskı Taktiği mi?
“Hürmüz Boğazı’nı yeniden açın; Washington baskıyı hafifletebilir.”
Haberlere göre ABD, Pakistan Genelkurmay Başkanı aracılığıyla Tahran’a bir teklif iletti.
Söz konusu anlaşma; Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve saldırıların durdurulması karşılığında İran'a ekonomik yaptırımların hafifletilmesini içerebilir.Peki bu, barışa giden gerçek bir yol mu; yoksa İran’ı yeniden müzakere masasına zorlamaya yönelik stratejik bir hamle mi?
Bunu şu anda kimse bilmiyor!
Bu arada Wall Street Journal, Trump'ın üst düzey danışmanlarıyla savaşın bittiğinin ilan edilip edilmemesi konusunu tartıştığını yazdı...
Geçen hafta Trump sosyal medyada üzerinde "Görev Tamamlandı" yazan bir pankartın fotoğrafını paylaşmıştı. Aynı pankart 2003 yılında Irak'ta asılmıştı. O savaş ise sonrasında sekiz yıl daha devam etti.
Trump, danışmanlarına nükleer anlaşma olmadan da süreci sonlandırmaya istekli olduğunu söyledi. Bunun için tek bir şartı var: Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz trafiğine yeniden açılması.
Ancak İran geri adım atmıyor. İran Devrim Muhafızları (IRGC), ABD tüm İran aleyhine yaptırımları kaldırana kadar boğazın yeniden açılmayacağını belirtiyor.
Bu görüşmeler, müzakereler ya da pazarlıklar İran'ın bölge genelinde dalgalar halinde misilleme saldırıları başlattığı bir sırada gerçekleşiyor.
İran, Ürdün, Irak, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki ABD üslerini füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alıyor, bombalıyor...
Savaşı tırmandıran, tetikleyen olay, ABD'nin İran'ın güneyindeki bir düğün törenine düzenlediği saldırı oldu. İranlı yetkililer, saldırıda en az beş sivilin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin yaralandığını ifade ediyor...
İran, ABD'nin güney İran'daki hedeflere yönelik son saldırılarında üç İran ordusu pilotunun öldüğünü de ilan etti...
İran Sağlık Bakanlığı, 30 Ağustos ile 2 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen ABD saldırılarında en az 18 kişinin öldüğünü ve 142 kişinin yaralandığını bildirdi...
ABD ordusu, İran'a karşı son saldırı dalgasını tamamladığını ve İslam Devrim Muhafızları'nın (İRAN) askeri altyapısını hedef aldığını açıklamıştı...
CENTCOM, ABD güçlerinin hava savunma sistemlerine, radar tesislerine, denizcilik varlıklarına ve tesislerine, mayın döşeme yeteneklerine ve iletişim merkezlerine saldırdığını belirtti.
Saldırılar, Washington'ın İRAN'ı Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilere ve bölgedeki ABD güçlerine saldırmaya teşebbüs etmekle suçlamasının ardından geldi.
İran buna karşılık olarak ABD hedeflerine, mevzilerine ve Bahreyn, Ürdün, Kuveyt ve Irak dahil olmak üzere bölgesel müttefiklerine füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenleyerek misilleme yaptı.
İran, ABD Tarafından Belirlenen Rotayı Kullanan İki Petrol Tankerini Hürmüz'de Vurdu!
Son denizcilik raporlarına göre, Umman yakınlarındaki Hürmüz Boğazı'ndan çıkış yapan iki petrol tankeri saldırıya uğradı. Suudi Arabistan'a ait bir ham petrol tankeri ve Liberya bayraklı bir süper tanker, dakikalar arayla isabet aldı. Mürettebatın güvende olduğu ve herhangi bir petrol sızıntısı yaşanmadığı bildirildi.
Saldırılar, İran Devrim Muhafızları'nın (IRGC) gemilerin İran onaylı rotaları izlemesi gerektiği konusundaki ısrarını yinelediği ve ABD tarafından belirlenen ya da alternatif koridorları kullanan gemilerin sonuçlarına katlanacağı uyarısında bulunduğu bir dönemde gerçekleşti.
ABD daha sonra, boğazdaki ticari gemilere yönelik saldırı girişimlerinin ardından IRGC-İran ordusu hedeflerini vurduğunu açıkladı.
Dünyanın en hayati enerji geçiş noktalarından birinde gerilimin yeniden tırmanmasıyla birlikte petrol fiyatları da yükselişe geçti.
İran Devrim Muhafızları, Petrol Sevkiyatı İçin Kritik Öneme Sahip Hürmüz Boğazı'nın Kendi Kontrollerinde Olduğunu Belirterek Tam Kapanma Uyarısında Bulundu! İran İslam Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nın tam kontrolü altında olduğunu ve ABD, İran'ın şartlarını kabul etmedikçe boğazın yeniden açılmayacağını açıkladı.
İran'lı yetkililer, İran'ın onayı olmadan hiçbir geminin geçiş yapamayacağı ve İran'ın kendi sevkiyatlarının engellenmeye devam etmesi halinde Basra Körfezi üzerinden yapılan petrol ihracatını herkese kapatılabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Normal şartlarda dünya genelindeki deniz yoluyla taşınan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) büyük bir kısmının geçiş güzergahı olan bu su yolundaki trafik, aylardır süren kriz nedeniyle savaş öncesi seviyelerin çok altına düşmüş durumda.
ABD bazı tankerlerin halen koruma eşliğinde seyrettiğini ve son günlerde milyonlarca varillik geçiş gerçekleştiğini belirtirken; İran bu iddiaları reddediyor ve boğazın izinsiz gemilere kapalı kalmaya devam ettiğinde ısrar ediyor.
İran ordusu, Körfez ülkeleri ve Ürdün'deki Amerikan üslerini ve çıkarlarını hedef alan bir balistik füze dalgası da başlattı. İran, Ürdün'deki ABD ordusuna ağır kayıplar verdirdiğini ve ABD askeri tesislerine düzenlenen koordineli füze ve insansız hava aracı saldırısında "çok sayıda" Amerikan askerinin öldürüldüğünü iddia etti.
İran 2 Eylül Çarşamba günü, Ürdün'deki Amerikan askeri tesislerine füze ve insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda "çok sayıda" ABD askerini öldürdüğünü iddia ederken, ABD yetkilileri Reuters'e şu ana kadar herhangi bir Amerikan kaybının bildirilmediğini söyledi.
Bu iddia, İran Devrim Muhafızları'nın Irak'ın Erbil kentindeki ABD üslerine füze ve insansız hava aracıyla birleşik bir saldırı düzenlediğini açıklamasının ardından geldi...
Bu yoğun füze saldırısı, İran askeri liderliğinin kararlı bir yanıt verme vaadinin derhal hayata geçirilmesiyle gerçekleşti. Üst düzey bir İranlı askeri kaynak, Tahran'ın, ABD saldırısına saatler öncekinden çok daha güçlü bir şekilde karşılık verme kararı aldığını belirterek; bölgedeki tüm ABD askeri üslerinin ve stratejik çıkarlarının artık doğrudan menzil içinde olduğunu ve hızla hedef alınacağını vurguladı.
İranlı askeri kaynak, hem stratejik hem de medyaya yönelik bir uyarı niteliğinde, Washington'daki ABD yönetimine ve askeri liderliğine bir mesaj iletti.
Mesajda, ABD tarafına gökyüzünü yakından izlemeleri ve önümüzdeki saatlerde güçlerinin uğrayacağı aşağılanmaya bizzat tanık olmaları çağrısında bulunuldu.
Bu durum, İran'ın hava savunma sistemlerini aşma ve çatışma kapsamını genişletme kapasitesini göstermeyi amaçlayan caydırıcılık stratejisinde önemli bir değişimi yansıtıyor.
İran'ın Ürdün'deki ABD askeri mevzilerine yönelik füze fırlattığına dair haberler, bölgede daha geniş çaplı bir tırmanışa ilişkin yeni endişeleri beraberinde getiriyor.
İnternette dolaşan görüntülerde gece gökyüzünde ilerleyen parlak cisimler ve uzakta meydana gelen patlamalar görülüyor; ancak yalnızca bu görüntülere bakarak saldırıların tam olarak nerede gerçekleştiğini veya ABD askerlerinin hayatını kaybedip kaybetmediğini kesin olarak tespit etmek mümkün değil.
Doğrulanması halinde, Ürdün'de konuşlu Amerikan güçlerine yönelik bir saldırı önemli bir gelişme teşkil edecektir.
Ürdün, konumu ve bölgesel güvenlik operasyonlarındaki rolü nedeniyle stratejik bir öneme sahiptir; ayrıca ülkedeki ABD personeli ve tesisleri, daha geniş çaplı bir İran-ABD çatışması sırasında potansiyel hedef haline gelebilir.
Haber başlıklarındaki en ciddi iddia, Amerikan askerlerinin öldüğüne dair olanıdır. Bu iddia, resmi açıklamalar veya çok sayıda güvenilir ve bağımsız raporla desteklenmediği sürece doğrulanmamış kabul edilmelidir.
İran'ın Füze Savaşı Amerika'nın Dayanıklılığını Test Ediyor. Savaş Alanı Değişiyor Olabilir!
İran Savaşı, askeri üstünlüğün tek başına sonucu belirlemeyebileceği bir aşamaya giriyor.
Amerika Birleşik Devletleri hala hava gücü, istihbarat, deniz gücü ve hassas vuruş teknolojisinde ezici avantajlara sahip. Ancak İran farklı bir tür zorluk geliştirdi: Amerika Birleşik Devletleri ile eşit konvansiyonel şartlarda savaşmaya çalışmadan, Amerikan güçlerini füzeler ve insansız hava araçlarıyla tehdit etmeye devam etme yeteneği.
30 Ağustos'taki çatışma bu sorunu vurguladı. Amerikan kuvvetleri, Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Larak Adası'nda iki İran roketatarını vurdu.
İran daha sonra Ürdün'deki ABD mevzilerini hedef alan balistik füzelerle karşılık verirken, Ürdün sekiz füzeyi engellediğini bildirdi.
Çatışmanın önemi, söz konusu füze sayısının ötesine geçiyor.
İran, Amerikan saldırılarının hala anında misilleme yanıtı doğurabileceğini gösterdi. ABD için bu, zor bir döngü yaratıyor. Bir fırlatma rampasını imha etmek, acil tehdidi azaltabilir, ancak İran'ın daha geniş füze altyapısını mutlaka ortadan kaldırmaz.
İran'ın her yeni füze fırlatması, Amerikan ve müttefik güçlerinin bölge genelinde gözetim, hava savunma hazırlığı ve askeri koruma sağlamasını gerektiriyor.
İşte burada "stratejik tükenme" kavramı önem kazanıyor. Bu, Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşı sürdürme yeteneğinin olmadığı anlamına gelmiyor.
Bu, siyasi liderliğin sürekli olarak ek askeri operasyonların, finansal, operasyonel ve siyasi maliyetlerini haklı çıkaracak kadar stratejik fayda sağlayıp sağlamadığını sorgulaması gerektiği anlamına geliyor.
Bu hesaplama, Donald Trump'ın Tahran'a ekonomik baskı uygularken savaşı sona erdirme isteğini etkiliyor olabilir. Bildirilen strateji, çatışmayı sürekli askeri operasyonlardan yaptırımlara ve siyasi baskıya doğru kaydıracaktır.
30 Ağustos'taki çatışmaya ait bazı görüntülerde dramatik uyarı sirenlerinin görünürdeki yokluğu da internette spekülasyonları körükledi. Ancak buna ihtiyatlı yaklaşılmalıdır. Görünür veya duyulabilir bir siren sesi olmayan bir video, radar tespitinin başarısız olduğunu veya askeri uyarı sistemlerinin devre dışı kaldığını kanıtlayamaz.
Modern askeri tesisler, sivillerin göremeyeceği güvenli iletişim ve otomatik sistemler aracılığıyla uyarılar alabilir.Bu nedenle asıl önemli olan siren sesi değil, dayanıklılıktır.
İran'ın füze ve insansız hava aracı güçleri, Tahran'a çok daha güçlü bir askeri rakibe karşı bile baskıyı sürdürme mekanizması sağlıyor.
ABD İran'ı daha sert, daha yıkıcı vurabilir. İran savaşı daha uzun süreye yayabilir... Ve uzun süren bir çatışmada, baskıyı sürdürme yeteneği, yıkım gerçekleştirme yeteneği kadar önemli hale gelebilir.
Bu nedenle Washington'ın bir sonraki kararı, bir sonraki füze fırlatmasından daha önemli olabilir.