Yerelde Sistem Değişmeli Mi?

YAYINLAMA:
Yerelde Sistem Değişmeli Mi?

Son günlerde ülkemizde seçim sisteminin değişeceği dillendirilmeye başlandı.
Değişmeli mi?
Evet, değişmeli...
Bana göre genel seçim kanunundan önce işe mahallî idareler seçimlerinden başlanmalı.
Parlamenter bir sistemi benimsiyorsak bunun ilk uygulama alanı yerel yönetimler olmalıdır. 
Yok, başkanlık sistemini savunuyorsak, o zaman aynı anlayış yerel yönetimlerde de karşılığını bulmalı..
Öncelikle hangi sistem olursa olsun belediye teşkilatı bulunan yerleşim yerlerinde, mahalle muhtarlıkları ve belediye meclis üyelikleri kaldırılarak yerine yeni bir temsil modeli düşünülmelidir.
Ben buna “Mahallevekili” diyorum.
Mahallelerin nüfusuna göre belirlenen sayıda mahallevekilinin; siyasi parti listelerinden veya bağımsız olarak seçilmesi ve bu temsilcilerin belediye meclisini oluşturmalı. 
Neden mi bunu söylüyorum. Bir çok büyükşehirde, bırak ilçeyi neredeyse il büyüklüğünde mahalleler var. Temsilcisi ise hiç bir yetki sahibi olmayan mahalle muhtarı...
Parlamenter Sistem Yerelde nasıl Uygulanabilir?
İlin veya ilçenin mülki idare amiri mahallevekilliği seçiminde en yüksek oyu alan partinin grup başkanına, Belediye Başkanlığı görevini verir ve belediye yönetim organını oluşturmasını ister. Seçilen başkan yürütme organını oluşturur ve Meclisin güvenine sunar. Yani güven oylaması...
Böylece mahallevekilleri seçildiği mahallenin sorunlarını doğrudan meclise taşıyan, çözüm için alınacak kararlarda söz sahibi olan temsilci konumunda olur. 
Kısacası bu model, yakın geçmişte ülkemizde uygulanan hükümet sisteminin yerel yönetimlere uyarlanmış bir şeklidir.
Üstelik mahalle muhtarı, belediye meclis üyesi ve belediye başkanı için ayrı ayrı sandıklar kurulmadan, tek sandıkla seçim yapılmış olur. 
Bir başka seçenek ise başkanlık sistemi...
Bu da bugün uygulanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin yerel yönetimlere uyarlanması anlamına gelir.
Bu modelde mahallevekilleri ile birlikte belediye başkanı da doğrudan halk tarafından seçilir.
Belki bugün uygulanan belediye sistemi başkanlık sistemine benzetilebilir.
Fakat önemli bir fark var:
Mevcut sistemde belediye başkanı yalnızca yürütmenin başı değil, aynı zamanda meclis çalışmalarında başıdır. 
Oysa başkanlık sisteminde Cumhurbaşkanı nasıl meclisin bir üyesi değilse, belediye başkanı da belediye meclisinin üyesi olmamalıdır.
İşte burada gerçek anlamda bir yasama-yürütme ayrılığı ortaya çıkar. Yani erkler ayrılığı...
Başkanlık sisteminde belediye başkanı, mahallevekili sıfatı taşımadığı için meclis çalışmalarına katılmaz. Meclis kendi içerisinden meclis başkanını ve diğer organlarını seçer.
Belediye başkanının meclise sunduğu teklif ve öneriler, meclis başkanı tarafından gündeme alınır ve meclis tarafından karara bağlanır. Alınan kararların uygulanması ise yürütmenin başı olan belediye başkanının sorumluluğunda olur.
Böylece karar alma ve uygulama mekanizmaları birbirinden ayrılmış olur.
Peki büyükşehirlerde durum nasıl olmalı?
Hangi sistem tercih edilirse edilsin, temel anlayış büyükşehirlerde de aynı şekilde uygulanır.
Ancak burada mahallevekili değil, ilçe nüfuslarına göre belirlenen sayıda “İlçevekili” seçilebilir.
Böylece aynı kişinin hem ilçe hem de büyükşehir meclisinde görev yapma zorluğu ortadan kalkmış olur.
Genel ile yerel aynı düşünmek lazım diyebilir siniz? 
Elbette bu düşüncelerim tamamen doğru olmayabilir. Uygulanmasının mümkün olmadığı söylenebilir.
Benimkisi bir hukukçu iddiası değil.
Sadece 30 yılı aşkın belediyecilik birikimimin ardından ortaya çıkan bir düşünce.
Ülkemizde Parlamenter Hükümet Sistemi ya da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi uygulanıyorsa, bu sistemlerin yerel yönetimlerde nasıl karşılık bulabileceğini sorguluyorum.
Merkezde doğru kabul ettiğimiz bir sistem, yerelde neden yanlış olsun?
Merkezde uyguladığımız sistemin yerelde de ihtiyaç duyup duymadığını da tartışmamız gerekmez mi?
Elbette en doğrusunu hukukçular, siyaset bilimcileri veya anayasa profesörleri ortaya koyacaktır.
Nihai kararı ise kanun koyucular verecektir.
Benim asıl önerim başka bir noktada.
Çünkü yasama ile yürütmenin birbirinden ayrılması, sadece Ankara'da konuşulması gereken bir mesele değildir.
Bu ayrılık, vatandaşın yönetime en yakın olduğu yerde, yani yerel yönetimlerde de tartışılmalıdır.
Belediye Başkanlarının meclis çalışmalarıyla zaman kaybı olmamalıdır. Enerjisini, zamanını sorumlu olduğu bölgeye hizmet etmek için daha fazla kullanmasının önü açılmalıdır. 
Değişimler çoğu zaman bir soruyla başlar:
“Daha iyisi mümkün mü?”
Bence seçim sistemini tartışıyorsak, bu soruyu sadece genel seçimler için değil, yerel seçimler için de sormalıyız.
Bir başka yazıda, bir başka konuda görüşmek üzere...
Kalın sağlıcakla.
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız