Kırmızı-Beyazlılardan Cevap Geldi

YAYINLAMA:
Kırmızı-Beyazlılardan Cevap Geldi

Kırmızı-Beyazlılardan Cevap Geldi

Geçen hafta kendi sahamızda kaybettik. 

Bu hafta ise deplasmanda kazandık. 

Futbolun güzelliği biraz da burada.

Bir hafta canın sıkılır, diğer hafta yeniden umutlanırsın.

Antalyaspor’un Bandırmaspor karşısında aldığı 1-0’lık galibiyet de tam olarak böyle bir galibiyet.

Büyük bir skor değil belki.

Ama zamanlaması önemli.

Çünkü Sarıyer karşısında alınan mağlubiyetin ardından Antalyaspor’un nasıl bir cevap vereceği merak ediliyordu.

Cevap sahadan geldi.

Maçın daha 5. dakikasında Pedrinho’nun attığı golle öne geçtik.

Belki erken gelen bir gol.

Ama sadece skoru değiştiren bir gol olmadı.

Takımın üzerindeki baskıyı da biraz olsun azalttı.

Pedrinho’nun Antalyaspor’a katıldığı günden beri beklenen katkılardan biri de buydu.

Sorumluluk almak.

Topu ayağına aldığında fark yaratmak.

Ve en önemlisi, takımın ihtiyaç duyduğu anda sahneye çıkmak.

Bu golle birlikte bunu görmüş olduk.

Ama Antalyaspor’u sadece Pedrinho üzerinden değerlendirmek de doğru değil.

Çünkü bu takımın önünde uzun bir sezon var.

Bir maçta bir futbolcu çıkar, başka bir maçta başka bir isim.

Bazen tecrübeli bir oyuncu sorumluluk alır.

Bazen genç bir futbolcu çıkar ve “Ben de buradayım” der.

İşte Antalyaspor’un bu sezon en önemli noktalarından biri de burada.

Gençlerle tecrübelilerin aynı takımın içerisinde birbirini tamamlaması gerekiyor.

Ensar Buğra Tivsiz gibi genç isimlerin forma şansı bulması bu nedenle önemli.

Çünkü Antalyaspor sadece bugünün maçını kazanmak zorunda değil.

Yarının takımını da kurmak zorunda.

Bir genç futbolcuyu kazanmak, bazen bir transfer kadar değerlidir.

Hatta daha değerlidir.

Çünkü o oyuncu bu kulübün altyapısından, bu formanın içerisinden geliyor.

Taraftarın da genç futbolculara biraz daha sabırlı olması gerekiyor.

Hata yapacaklar.

Eksikleri olacak.

Ama oynadıkça, güvendikçe ve sorumluluk aldıkça gelişecekler.

Tecrübeli oyuncuların görevi de tam burada başlıyor.

Gençlerin yükünü biraz olsun hafifletmek.

Zor anlarda sorumluluk almak.

Takımın dağıldığı yerde toparlamak.

Çünkü şampiyonluk hedefleyen bir takımın sadece yetenekli futbolculara değil, karakter koyabilecek oyunculara da ihtiyacı var.

Bandırmaspor karşılaşması da bunun küçük bir örneğini gösterdi.

Rakip ikinci yarıda önce 10 kişi kaldı, ardından 9 kişi tamamladı.

Normal şartlarda böyle bir maçta farkın açılmasını beklersiniz.

Ama futbol her zaman böyle işlemiyor.

Antalyaspor da son bölümde rahat bir maç oynayamadı.

90+4’te gole yaklaştık.

90+5’te Doğukan’ın filelerle buluşan pası ofsayt gerekçesiyle gol değeri kazanmadı.

90+6’da ise kısa süreli bir gerginlik yaşandı.

Yani 1-0’lık skor tabelada küçük görünüyor olabilir.

Ama deplasmandan alınan üç puanın hikâyesi hiç de küçük değil.

Burada biraz da eleştiri yapmak gerekiyor.

Antalyaspor’un 9 kişi kalan rakibi karşısında maçı daha erken koparmasını isterdik.

Böyle bir maçın son dakikalarını bu kadar stresli yaşamamak gerekiyordu.

Çünkü hedefi büyük olan takım, fırsat bulduğunda maçı bitirmeyi de bilmeli.

Ama diğer taraftan şunu da teslim etmek gerekiyor:

Geçen hafta kaybeden takım, bu hafta deplasmanda kazanmayı bildi.

Ve bazen bir takımın ihtiyacı olan şey tam olarak budur.

Bir reaksiyon.

Şimdi Antalyaspor’un önünde başka bir süreç var.

Bu galibiyet her şeyi bir anda düzeltmedi.

Dört haftadaki kötü sonuçları da unutturmadı.

Ama önemli bir şey verdi:

Özgüven.

Çünkü futbolcunun da taraftarın da yeniden inanabilmesi için bazen bir galibiyete ihtiyacı vardır.

Antalyaspor taraftarı da bunu biliyor.

Biz hemen her şeyi unutacak değiliz.

Eksikleri de konuşacağız.

Yanlışları da eleştireceğiz.

Ama iyi yapılanı da hakkını vererek söyleyeceğiz.

Çünkü taraftarlık sadece kazandığında alkışlamak değildir.

Kaybettiğinde eleştirmek, kazandığında hakkını teslim etmektir.

Antalyaspor’a bugün belki de en çok gereken şey bu denge.

Ne bir galibiyetle şampiyon olduk demek…

Ne de bir mağlubiyetle her şeyi bitmiş saymak.

Daha yolun başındayız.

Ama yolun başında alınan her puanın, kazanılan her maçın ve ortaya konulan her mücadelenin sezon sonunda bir karşılığı olacak.

Ben bu takımda hâlâ güzel şeyler görüyorum.

Pedrinho’nun ayağında…

Gençlerin cesaretinde…

Tecrübeli oyuncuların sorumluluğunda…

Ve en önemlisi, yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir takımın içerisinde.

Antalyaspor’un ihtiyacı olan şey belki de tam olarak bu.

Birbirine güvenen oyuncular.

Formanın ağırlığını bilen futbolcular.

Gençlere sahip çıkan bir takım.

Ve ne olursa olsun takımının arkasında duran bir şehir.

Çünkü bu forma Antalya’nın.

Bu takım bu şehrin.

Biz de bu yüzden her hafta yeniden konuşuyoruz.

Bazen kızıyoruz.

Bazen eleştiriyoruz.

Bazen seviniyoruz.

Ama bir şekilde yine Antalyaspor’u konuşuyoruz.

Bandırma’da alınan üç puan belki sezonun en büyük galibiyeti değil.

Ama belki de önemli bir şeyin başlangıcı olabilir.

Çünkü bazen bir takımın yeniden ayağa kalkması için önce kendine “Ben hâlâ buradayım” demesi gerekir.

Antalyaspor da bu hafta bunu söyledi.

Şimdi önemli olan, bu cevabın tek maçta kalmaması.

Kırmızı-beyazlılardan cevap geldi.

Şimdi sıra, o cevabı devam ettirmekte.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız