Çocuklara 332 Milyon Kitap Hediye Eden Kadın: Dolly Parton

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Çocuklara 332 Milyon Kitap Hediye Eden Kadın: Dolly Parton

Şarkıcı, film yıldızı Dolly Parton'un babası okuma yazmayı hiç öğrenemedi...Bu durum babası için hayat boyu süren bir utanç kaynağıydı...

Bu nedenle film yıldızı, şarkıcı Dolly Parton (1946-2026) hiçbir çocuğun kitapsız kalmamasına karar verdi: ücretsiz bir kitap dağıtım ağı kurdu ve 332 milyondan fazla kitabı ücretsiz olarak dağıttı...

Bu dağıtım ağında doğumdan 5 yaşına kadar olan çocuklara her ay yaşlarına uygun bir kitap gönderilir. Kitaplar doğrudan çocuğun evine postalanır.  Ailenin gelir durumu şartı aranmaz...Bu harika kampanya  Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, İngiltere, Avustralya ve İrlanda'da uygulanmaktadır.  Her ay 3 milyondan fazla çocuğa kitap yollanmaktadır...

Dolly Parton'un en ünlü eseri 1973'te Porter Wagoner'ın gösterisinden ayrılmak amacıyla ve ona veda etmek için yazdığı "I Will Always Love You" adlı şarkıydı...

Dolly Parton bu ünlü şarkıyı 1973 yılında Porter Wagoner'a teşekkür etmek ve iş ortaklıklarını bitirmek için yazdı.

Ayrılık Kararı: Parton, yedi yıl boyunca birlikte çalıştığı Porter Wagoner’ın televizyon programından kendi solo kariyerine odaklanmak için ayrılmak istedi.

Veda Yolu: Ayrılığı kelimelerle anlatmakta zorlanan Parton, duygularını ifade etmek için "I Will Always Love You" şarkısını yazdı ve Wagoner'a söyledi...

Wagoner'ın Tepkisi: Porter Wagoner şarkıyı dinledikten sonra çok duygulandı ve Parton'ın kendi yoluna gitmesine bu harika eser sayesinde izin verdi.

If I should stay

I would only be in your way

So I'll go, but I know

I'll think of you every step of the way

And I will always love you

I will always love you

You

My darling, you, mm-mm

Bittersweet memories

That is all I'm taking with me

So goodbye, please don't cry

We both know I'm not what you, you need

And I will always love you

I will always love you

I hope life treats you kind

And I hope you have all you've dreamed of

And I wish you joy and happiness

But above all this, I wish you love

And I will always love you

I will always love you

I will always love you

I will always love you

I will always love you

I, I will always love you

You

Darling, I love you

Ooh, I'll always, I'll always love you

SAUNA İKLİMİ CEZAEVLERİNDE YATANLARI DA ÇOK OLUMSUZ ETKİLEMEYE DEVAM EDİYOR

Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye genelindeki cezaevlerinde toplam kapasitenin büyük oranda üzerinde mahpus bulunmaktadır. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) tarafından aktarılan Ağustos 2026 Hapishane İstatistikleri verilerine göre cezaevlerinin tablosu şu şekildedir:

Toplam Kapasite: 304.278 kişi

Toplam Mahpus Sayısı: 433.520 kişi

Hükümlü Sayısı: 368.293 kişi

Tutuklu Sayısı: 65.227 kişi

Kapasite Aşımı: Mevcut nüfus, 304.278 kişilik resmi kapasiteyi yaklaşık %42,5 oranında aşmaktadır.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği uyardı: Aşırı sıcaklar hapishanelerde mahpusların sağlığını tehdit ediyor

CİSST,  hapishanelerde aşırı sıcaklara karşı kalıcı önlemler alınması çağrısında bulundu. Derneğe ulaşan başvurularda yetersiz havalandırma, yüksek nem, kısıtlı açık hava süreleri ve erken kapatılan havalandırma kapıları nedeniyle mahpusların zor koşullarda kaldığı aktarıldı
CİSST’in yaptığı duyuruya göre derneğe ulaşan başvurularda, mahpusların kaldığı oda ve koğuşlarda yeterli hava sirkülasyonunun sağlanmadığı bildiriliyor. Serinleme imkanı bulunmayan kapalı alanların yüksek nemle birleşmesi nedeniyle dayanılması güç koşulların oluştuğu belirtilirken, açık hava sürelerinin kısıtlı tutulması ve havalandırma kapılarının erken kapatılmasının da sıcaklığın etkisini artırdığı ifade edildi.
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin aktardığı bilgiler şöyle:

“Aşırı sıcaklar hapishanelerde mahpusların sağlığını tehdit ediyor! CİSST'e ulaşan başvurularda; oda ve koğuşlarda yeterli hava sirkülasyonunun sağlanmadığı, serinleme imkânı bulunmayan kapalı alanların yüksek nemle birlikte dayanılması güç koşullara dönüştüğü, açık hava sürelerinin kısıtlı tutulduğu ve havalandırma kapılarının erken kapatıldığı aktarılıyor. Yaşlı, engelli, kronik hastalığı bulunan, hamile veya düzenli ilaç kullanan mahpuslar bu koşullardan çok daha ağır etkileniyor. Aşırı sıcaklara karşı geçici ve kişisel çözümler değil, bütün hapishaneleri kapsayan kalıcı önlemler alınmalıdır...

Aşırı Sıcaklarda Hapishanelerde Neler Yaşanıyor?

İklim krizinin de etkisiyle yaz aylarında ciddi oranda yükselen sıcaklıklar, hapishanelerde halihazırda ağır olan yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor.  Gerekli önlemler alınmadığında, yüksek sıcaklık mahpusların yaşamını ve sağlığını ciddi biçimde etkiliyor... Aşırı sıcaklar mahpusları nasıl etkiliyor? CİSST’e ulaşan başvurularda, mahpusların kaldığı odalarda ve koğuşlarda yeterli hava sirkülasyonunun sağlanmadığı aktarılıyor. Serinleme imkanı bulunmayan kapalı alanlar, yüksek nemle birlikte dayanılması güç koşullara dönüşüyor. Açık hava sürelerinin kısıtlı tutulması ve havalandırma kapılarının erken kapatılması ise sıcaklığın olumsuz etkilerini daha da artırıyor.”

“Sıcaklar bazı mahpusları daha ağır etkiliyor!” diyen CİSST, “Yaşlı, engelli, kronik hastalığı bulunan, hamile veya düzenli ilaç kullanan mahpuslar aşırı sıcaklar karşısında daha fazla risk altında. Bu koşullar mevcut hastalıkların ağırlaşmasına ve yeni sağlık sorunlarına neden olabiliyor...

Mahpusların sağlığını korumak devletin sorumluluğudur. Devlet, özgürlüğünden yoksun bıraktığı her bireyin yaşam hakkını, beden ve ruh bütünlüğünü korumak ve insan onuruna uygun yaşam koşulları sağlamakla yükümlüdür. Aşırı sıcaklarda infaz koşulları, mahpusların sağlığını koruyacak ve hastalıkların ağırlaşmasını önleyecek şekilde düzenlenmelidir... Hangi önlemler alınmalı? Temiz ve serin içme suyuna günün her saati kesintisiz erişim sağlanmalı. Odalar, koğuşlar ve ortak alanlar yeterli biçimde havalandırılmalı. Uygun vantilatör ve soğutma araçları idare tarafından sağlanmalı. Duş ve serinleme imkânları artırılmalı; su kısıtlamalarına son verilmeli. Açık hava saatleri günün daha serin zamanlarına göre düzenlenmeli.

Risk grubundaki mahpusların sağlık durumları düzenli olarak takip edilmeli... Uluslararası standartlar ne söylüyor?  Uluslararası standartlara göre hapishanelerde; İklim koşulları gözetilmeli, mahpusların kaldığı alanlarda yeterli hava ve havalandırma sağlanmalıdır. Duş imkânları iklim koşullarına uygun olmalı ve gerektiğinde daha sık duş alınabilmelidir... Aşırı sıcaklara karşı önlem almak zorunluluktur. İklim krizinin etkisiyle daha sık ve şiddetli yaşanan sıcak hava dalgaları karşısında, geçici ve kişisel çözümler değil, bütün hapishaneleri kapsayan kalıcı önlemler alınmalıdır. Mahpusların suya, havalandırmaya, serinleme imkânlarına ve sağlık hizmetlerine erişimini güvence altına alacak adımlar gecikmeden atılmalıdır. Mahpusların sağlığı, alınmayan önlemlerin sonucu olarak tehlikeye atılamaz” bilgisini paylaştı.
SELAHATTİN DEMİRTAŞ VE OSMAN KAVALA GÜNDEMLERİ
Halkların Demokratik Partisi liderlerinden biri olan Selahattin Demirtaş, 27 Ağustos 2026 itibariyle 3.583 gündür cezaevindedir. Cezaevinde dokuz yılını 4 Kasım 2025'te dolduracak olan Demirtaş'ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) pek çok kez hak ihlali kararı vermiştir...Tutuklanma Tarihi: 4 Kasım 2016...


Sivil toplum ve insan hakları aktivisti Osman Kavala 27 Ağustos 2026 itibarıyla 3 bin 222 gündür hapistedir. Kavala'nın özgürlüğü 18 Ekim 2017'de İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alınmasıyla sona erdi. Gezi davası soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan Kavala, 14 günlük gözaltı süresinin ardından 1 Kasım 2017'de "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamalarıyla tutuklandı.

Osman Kavala'nın annesi Necla Kavala, 1926 ya da 1927 doğumludur ve halen hayattadır...

Osman Kavala'nın haklarının ihlal edildiğine hükmeden AİHM Büyük Dairesi, Salı günü, Kavala'nın "mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini" bildirdi.

AİHM kararında, Kavala'nın tutukluluğu ile mahkûmiyetinin AİHS'e aykırı olduğu kaydedilmiş ve kendisine yönelik tedbirlerin, onu susturmak gibi ikincil bir amaç güttüğü belirtildi.

Kararda, Türkiye'de Osman Kavala'ya yönelik yargılamanın, siyasi muhaliflerin, insan hakları savunucularının ve gazetecilerin, kapsamı geniş biçimde yorumlanan ceza suçlarına dayanılarak tutuklanması ve yargılanması sürecinin bir parçası olarak görüldüğü de not edildi.

Mahkeme ayrıca, Türkiye'deki yapısal eksikliklerin, özellikle siyasi açıdan hassas davalarda yürütme organının yargı kararları üzerinde etki kurmasını kolaylaştırdığını ifade etti.

AİHM bunlara ilaveten, Türkiye'nin Osman Kavala'ya 70 bin euro manevi tazminat ödemesine, ayrıca 43 bin euroluk yargılama masraflarının da Türkiye tarafından karşılanmasına hükmetti.

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi'nin, 2017'den bu yana cezaevinde bulunan iş insanı ve sivil toplum aktivisti Osman Kavala'nın haklarının ihlal edildiğine dair hükmünü, "Türkiye'ye karşı takınılan yanlı yaklaşımın son örneği" olarak değerlendirdi.

Adalet Bakanlığı kaynakları, "AİHM'in bugün açıklamış olduğu Mehmet Osman Kavala başvurusu hakkındaki karar hem başvurunun ele alınış ve karara bağlanış süreci ile hem de kararda Mahkeme'nin kendi yerleşik içtihatlarına aykırı değerlendirmeler taşıması itibarıyla Türkiye'ye karşı takındığı yanlı yaklaşımın son örneğini teşkil etmektedir" açıklamasını yaptı.

Bakanlık kaynakları, Osman Kavala'nın "Bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından yapılan yargılamalar sonucunda (...) Gezi Kalkışmasının organizasyon, planlama ve yönlendirilmesinde yer almak, süreci yönetmek ve finanse etmek eylemlerinden" suçlu bulunduğunu ve "Türk Ceza Kanunu'nun 312'nci maddesinde düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırıldığını" savundu.

AİHM'in, "bağımsız ve tarafsız Türk mahkemeleri tarafından hukuka uygun olarak yapılan yargılama sonucunda Kavala hakkında verilen ve kesinleşen mahkumiyetin yok hükmünde değerlendirilmesi gerektiğini" savunan kaynaklar, AİHM'in aynı zamanda, uluslararası hukukun temel ilkelerini hiçe sayarak ulusal yargı yetkisini de "gasp ettiğini" ileri sürdü.

Bakanlık kaynakları ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "Türk yargı ve idari makamlarına yönelttiği kötü niyet isnadının kesinlikle kabul edilemeyeceğini" ileri sürdü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum da, X hesabından paylaştığı mesajında, "AİHM siyasi proje kararlar verdikçe Türkiye için hiç bir kıymeti kalmıyor. Belli ki Türkiye AİHS'e (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) taraf olma durumunu ve AİHM'e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmeye zorlanıyor. Türkiye aleyhine siyasi hesaplarla kararlar verilmeye devam edilirse bu durumun kaçınılmaz hâle geleceğini tüm muhataplar bilmelidir. İş bu noktaya gelirse AİHM sisteminin çöküşü de önlenemez olur" ifadelerini kullandı.

Uçum, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sanchez Amor'u da "hadsizlik"le itham etti…
STARBUCKS & VOLKSWAGEN

Starbucks sendikası boykot çağrısında bulundu. Starbucks İşçileri Birliği yaptığı açıklamada, "'Bizim mücadele ettiğimiz şey... saatte 17 dolar ücret, hayatta kalmak için yeterli dinlenme saati, temel iş yeri hakları...' dedi....

Starbucks'ın kârı 2025'te 25,5 milyar dolara yükseldi.

Volkswagen (VW) Otomobil Fabrikaları 100 bine varan personelini işten çıkaracak...

MEL BROOKS'UN BEĞENDİĞİ 20 FİLM

28 Haziran 1926 doğumlu film sanatçısı Mel Brooks'un 
100. yaş günü şerefine, kendisinin belirlediği en sevdiği 20 film Los Angeles'ta sinemaseverlerle buluşuyor... American Cinematheque iş birliğiyle düzenlenen ve "Programmed by Mel Brooks: 100 Years at the Movies" adı verilen bu özel retrospektif serisi, 3 Eylül - 12 Kasım 2026 tarihleri arasında sinemaseverlere sunulacak...


City Lights (1931)

Top Hat (1935)

A Night at the Opera (1935)

The Grapes of Wrath (1940)

Broadway Melody of 1940 (1940)

Double Indemnity (1944)

I Vitelloni (1953)

Shane (1953)

Psycho (1960)

The Miracle Worker (1962)

The Twelve Chairs (1970)

The Elephant Man (1980)

This Is Spinal Tap (1984)

Down and Out in Beverly Hills (1986)

When Harry Met Sally… (1989)

Dances with Wolves (1990)

Schindler’s List (1993)

Ed Wood (1994)

Dolemite Is My Name (2019)

Jojo Rabbit (2019)
Mel Brooks'un parodi filmi High Anxiety'de Alfred Hitchcock filmlerine atıflar yapmıştı...

Dial M for Murder (1954), Family Plot (1976), Frenzy (1972), North by Northwest (1959), Notorious (1946), Psycho (1960), Rebecca (1940), Shadow of a Doubt (1943), Spellbound (1945), Suspicion (1941), The Birds (1963), The Lodger: A Story of the London Fog (1927), The Man Who Knew Too Much (1934), The Man Who Knew Too Much (1956), The Ring (1927), The 39 Steps (1935), Torn Curtain (1966), Under Capricorn (1949), Vertigo (1958), and The Wrong Man (1956).

TRUMPİZM KURBANLARINDAN BAZILARI

U.S. Immigration and Customs Enforcement (ICE) federal verilerine göre Temmuz ayında tam olarak 49.571 göçmen gözaltına alınarak, Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminin en yüksek aylık tutuklama sayısına ulaştı. Bu rakam, Haziran ayındaki 43.021 tutuklamaya kıyasla %15'lik, Şubat ayındaki 29.241 tutuklamaya kıyasla ise %70'lik bir artışı temsil etmektedir.

Taktik Değişikliği: İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin liderliğinde, geniş yankı uyandıran büyük şehir baskınları yerine havalimanları, trafik kontrolleri ve rutin mülakatlar sırasında sessiz ama yoğun tutuklamalar yapılmıştır.

Bölgesel Dağılım: Operasyonların yarısından fazlası Teksas, Florida, California ve Georgia eyaletlerinde gerçekleşmiştir. Teksas ve Florida tek başına yaklaşık 20.000 tutuklamaya sahne olmuştur.

Yerel İş Birlikleri: ICE ile ortaklık kuran yerel emniyet birimlerinin uyguladığı federal göçmenlik yetkilerini kapsayan 287(g) anlaşmaları, Temmuz ayındaki toplam tutuklamaların %13'ünü (yaklaşık 6.500) oluşturmuştur.

Sabıka Durumu: Analiz edilen verilere göre, Temmuz ayında gözaltına alınanların %51'inin herhangi bir suç kaydı bulunmamaktadır ve bu kişiler adli bir suçlamayla karşı karşıya değildir.

Haiti Vatandaşları: Bu yüksek dalga, Geçici Koruma Statüsü (TPS) hakları ellerinden alınan Haiti kökenli göçmenlere yönelik ilk kitlesel tutuklama dalgasını da içermektedir.

Bütçe ve Kadro: Kongre tarafından onaylanan milyarlarca dolarlık ek fon ve sahaya sürülen 12.000 yeni sınır dışı etme memuru ile operasyon kapasitesi ciddi ölçüde artırılmıştır.

ARNAVUTLUK SATILIK DEĞİL HAREKETİ GÜCÜNÜ KORUYOR

Arnavutlar, 16 Mayıs 2026'dan bugüne yaklaşık 90 gündür Trump'ın damadı Jared Kushner'ın lüks tatil köyü projesine karşı protestolarını sürdürüyor.

16 Mayıs 2026 tarihinde Avlonya (Vlora) yakınlarındaki Zvërnec köyünde başlayan ve kamuoyunda "Flamingo Devrimi" (Revolucioni i Flamingove) olarak adlandırılan protestolar, 26 Ağustos 2026 itibarıyla yaklaşık 90 gündür kararlılıkla sürdürülmektedir.

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ve kızı Ivanka Trump'ın yatırım şirketi Affinity Partners aracılığıyla hayata geçirmek istediği milyar dolarlık lüks tatil köyü projesine karşı yürütülen bu hareket, Arnavutluk'un modern tarihindeki en dikkat çekici sivil direnişlerden birine dönüşmüştür.

Projenin hedef aldığı Sazan Adası ve Vjosa-Narta lagünü (Zvërnec kıyı şeridi), Akdeniz'in en önemli biyolojik çeşitlilik merkezlerinden biridir. Göçmen kuşların geçiş noktası olan bu bölge, başta pembe flamingolar olmak üzere koruma altındaki pek çok türe ev sahipliği yapmaktadır.

Sembolizm: Protestocular, sokaklarda pembe flamingo maketleri ve posterleri taşıyarak bu hassas ekosistemin betonlaşmasına karşı çıktıklarını göstermektedir.

Yasal Düzenlemeler: Arnavutluk hükümetinin, projeden hemen önce (Şubat 2024'te) koruma altındaki doğal alanlarda 5 yıldızlı otel yapılmasına izin veren yasayı onaylaması halkta büyük tepki çekmiştir.

Arnavutluk Satılık Değildir": Göstericiler, devlet arazilerinin şeffaf olmayan süreçlerle yabancı seçkinlere "peşkeş çekildiğini" savunarak Başkent Tiran'da "Albania is not for sale" (Arnavutluk satılık değildir) sloganlarıyla yürümektedir.

Mülkiyet Tartışmaları: Bölgedeki arazilerin bir kısmının, komünizm sonrası dönemden beri mülkiyet hakları çözülmemiş yerel halka ve Yunan azınlık ailelerine ait olduğu iddia edilmektedir.

Mayıs ayı sonunda şantiyedeki özel güvenliklerin protestoculara sert müdahalede bulunması ve polis çatışmaları (tazyikli su, göz yaşartıcı gaz kullanımı) olayları yerel bir çevre hareketinden ulusal bir hükümet karşıtı dalgaya dönüştürmüştür.

Başbakan Edi Rama: Projeyi ülkenin turizmini üst segmente taşıyacak "ekonomik bir dönüm noktası" olarak savunmaya devam etmektedir. Rama, protestoları bölge ülkelerinin (özellikle Yunanistan'ın) kışkırttığı bir "hibrit savaş" veya "Trump karşıtlarının" bir oyunu olarak nitelendirmiştir.

Halk ve Muhalefet: Hareket; çevrecilerden Z kuşağı gençlerine, sol gruplardan muhafazakarlara kadar çok geniş bir taban bulmuştur. Protestocular sadece mevcut hükümeti değil, eski yolsuzluk iddiaları nedeniyle geleneksel muhalefet partilerini de reddederek tamamen sistem karşıtı bir duruş sergilemektedir.

KIZAMIK ÖLÜMLERİ

ABD eyaleti Pensilvanya'da iki kişi kızamık salgınından hayatını kaybetti; bu, eyalette 35 yıl sonra görülen ilk kızamık kaynaklı ölümler.

Eyalet sağlık departmanına göre, her iki kişi de aşılanmamıştı.

Aşı karşıtı açıklamaları ve komplo teorileriyle bilinen Children’s Health Defense kuruluşunun kurucusu olan ABD Sağlık Bakanı RFK Jr. döneminde, Amerika Birleşik Devletleri'nde on yıl boyunca hiç ölüm bildirilmemesinin ardından, 2025 yılında kızamık kaynaklı üç ölüm bildirildi.

Aşılar konusunda insanları korkutmanın, güvensizlik hissi yaymanın ve ebeveynlere çocuklarımız için makul kararlar verebilmemiz için tarafsız bilgi sağlayacak gerçek doktorlara ve gerçek tıp uzmanlarına güvenmemenin gerçek hayatta sonuçları var.

Amerika Birleşik Devletleri, 47 farklı bölgede bildirilen 2.777 doğrulanmış vaka ve Pennsylvania'da teyit edilen yılın ilk iki kızamık kaynaklı ölümüyle birlikte, son 35 yılın en ciddi kızamık salgını artışını yaşıyor.

Çocukluk çağı aşılama oranlarındaki düşüşün tetiklediği bu keskin artış; federal yetkililer, halk sağlığı uzmanları ve yönetim arasında zorunlu aşı uygulamaları, halka yönelik bilgilendirme çalışmaları ve salgın yönetimi protokolleri konusunda hararetli bir tartışma başlattı.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nden (CDC) alınan en son verilere göre, salgın şimdiden 2025 yılının tamamında kaydedilen 2.289 vakayı geride bıraktı.

Bilanço: 2.777 doğrulanmış vaka ve 2 ölüm (Pennsylvania'da son 35 yılın ilkleri).

Salgını Tetikleyen Unsurlar: Hastaların %94'ü hiç aşılanmamıştır veya aşılanma durumları bilinmemektedir.

Yurt İçi Yayılım: Salgınlar büyük ölçüde yerel kaynaklı olup, vakaların %94'ü uluslararası seyahatlerden ziyade 36 aktif yurt içi bulaşma zinciriyle ilişkilidir.

Demografik veriler: Vakaların %47'sinin 5 ila 19 yaş arası bireylerde görülmesiyle, yükü en çok çocuklar ve gençler üstlenmektedir.

Mevcut Kritik Bölgeler: Güney Carolina yılın başlarında yaklaşık 1.000 vakalık büyük bir salgın yaşamıştı; şu anda ise özellikle Lancaster İlçesi gibi birbirine sıkı sıkıya bağlı topluluklar nedeniyle, ulusal vaka sayılarını Pennsylvania ve Ohio yükseltiyor.

Halk sağlığı krizi, aşı politikasını siyasetin gündemine taşıdı. Bu yeniden alevlenmenin temel nedeni, toplum bağışıklığındaki düşüştür; ABD'de anaokulu çağındaki çocuklar arasındaki ulusal MMR (Kızamık, Kabakulak ve Kızamıkçık) aşılama oranları %92,4'e gerileyerek, sürü bağışıklığını korumak için gereken %95'lik eşiğin oldukça altına indi. Bu arada, tıbbi gerekçelere dayanmayan muafiyet oranları da rekor düzeyde bir artışla %92,4'e ulaştı.

Başkanlık Kararnamesi: Başkan Donald Trump, çocukluk çağı aşılama takvimlerinin azaltılmasını ve karma MMR aşısının üç ayrı doz halinde uygulanmasını öneren bir başkanlık kararnamesi imzaladı.

Uzmanlardan Sert Tepki: Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) de dahil olmak üzere tıp uzmanları, bu öneriyi sert bir dille eleştirdi.

Uzmanlar; aşının bölünmesinin sağlık hizmeti maliyetlerini önemli ölçüde artıracağı, aşıya uyumu azaltacağı ve şu anda iki dozla %97 oranında etkinlik sağlayan bir aşı konusunda ebeveynlerin kafasını karıştıracağı uyarısında bulunuyor.

Alternatif Çözümler: Halk sağlığı yetkilileri, A vitaminini aşı yerine kullanma yönündeki bilimsel olmayan iddialara da karşı çıktı. Yüksek dozlar yetersiz beslenen bireylerde ciddi komplikasyonları hafifletebilse de, uzmanlar A vitamininin kızamık enfeksiyonunu önleyemeyeceğini vurguluyor.

Yetkililerin verdiği yanıt, federal mali yardım ile yerel düzeydeki doğrudan müdahaleler arasında bölünmüş bir yapı sergilemeye devam ediyor.

Federal Finansman: Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS), yerel düzeydeki kontrol altına alma çalışmaları ve tanı desteğini finanse etmek amacıyla etkilenen eyaletlere 8,5 milyon dolar tahsis ederek "kapsamlı ve yoğun bir salgın müdahalesi" başlattı.

Merkezi Mesajlaşma Eksikliği: Eleştirmenler ve eski CDC danışma kurulu üyeleri, federal hükümetin aşılanmayı aktif bir şekilde teşvik etmeye yönelik ulusal halk sağlığı kampanyaları veya bütüncül tanıtım stratejileri konusunda ciddi bir eksiklik bulunduğuna dikkat çektiler.

Yerel Önlemler: Eyalet sağlık birimleri, standart yerel protokollere başvurmaktadır. Bu kapsamda, virüse maruz kalan ve aşılanmamış bireyler için 21 günlük karantina uygulaması ile çevrimiçi yanlış bilgilendirmeyle mücadele etmeye yönelik yerel bilgilendirme çalışmaları yürütülmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri'nin verilerinin, 2026 yılının sonlarında Panamerikan Sağlık Örgütü (PAHO) tarafından incelenmesi planlanıyor. Süregelen yerel bulaşma zincirleri, ülkenin 2000 yılından bu yana sahip olduğu resmi kızamık eliminasyon statüsünü kaybetme tehlikesiyle ciddi biçimde karşı karşıya olduğu anlamına geliyor.

TRUMPİZMİN KURBANLARI BAŞKALDIRIYOR

ABD Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) enflasyon ölçüsü Haziran'dan Temmuz'a yıllık yüzde 3,7 olarak ilan edildi...Aylık bazda %0,2 artarken, yıllık bazda %3,7 seviyesinde sabit kaldı. Piyasa beklentisi ise yıllık %3,6'ya gerilemesi yönündeydi.Gıda ve enerji kalemlerini dışarıda bırakan ve Fed’in asıl kılavuz olarak kabul ettiği çekirdek enflasyon aylık %0,2, yıllık %3,3 artışla beklentilere paralel gerçekleşti.

Ağustos 2026 itibarıyla yapılan güncel kamuoyu araştırmalarında, ABD Başkanı Donald Trump’ın görev onay oranı %33 ile başkanlık döneminin en düşük seviyesine gerilemiştir...

Anket Sonuçları: Reuters/Ipsos ile The Economist/YouGov anketlerine göre Amerikan halkının %64'ü Trump'ın performansını onaylamamaktadır.
UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI

Ukrayna dronları Rusya genelinde 16 hedefi vurdu...Hedefler arasında petrol sahaları, havaalanları, askeri tesisler ve lojistik merkezler yer aldı.Novorossiysk'teki ana tahıl terminallerini askıya alan drone saldırılarının ardından ProZerno, Ağustos ayı için Rus tahıl ihracat tahminini 1,5 milyon tona kadar düşürdü...Bu, Ağustos 2025'e kıyasla dört kat az...

Bu saldırılar devasa Rus karşı saldırılarını tetikleyecek ve Ukrayna'daki yıkımı büyütecektir...

Rusya'nın Gelendzhik kentinde benzin arzı tavuk dişi kadar nadir hale geldi. Sürücülerin benzin istasyonlarında 16 saate kadar beklediği bildiriliyor.

Emtia piyasası gurusu Jeff Currie, şöyle konuştu:

“Karadeniz tahıl koridoru, devre dışı. Karadeniz petrol limanları, devre dışı. Rus rafinerileri, devre dışı. Kızıldeniz bloke. Hürmüz Boğazı bloke… Hiç bu kadar kötü bir durum görmedim.”
Başlıca Emtia ÇeşitleriEnerji: Petrol, doğalgaz, kömür ve benzin.

Değerli Metaller: Altın, gümüş, platin ve bakır.

Tarımsal Ürünler: Buğday, pamuk, mısır, kahve ve şeker.

Hayvansal Ürünler: Canlı hayvan ve et ürünleri.

ABD'nin eski Rusya Büyükelçisi Michael McFaul, Ukrayna'nın Bağımsızlık Günü vesilesiyle Kiev'de düzenlenen ve dünya liderlerinin bir araya geldiği toplantıda ABD'nin yer almamasını eleştirdi.

McFaul, Rusya'nın işgali sürerken liderlerin Ukrayna'ya giderek ülkenin bağımsızlık mücadelesini desteklemeyi amaçlayan anlaşmalar imzalamasının kendisini derinden etkilediğini ifade etti.

Sosyal medyada paylaştığı bir iletide McFaul, "Bugün Ukrayna'da özgür dünyanın bu kadar çok liderini görmek... bir Amerikalı olarak beni utandırıyor," dedi. McFaul ayrıca, ABD'nin bir zamanlar "özgür dünyanın" lideri konumunda olduğunu ancak artık "aktif bir üyesi bile olmadığını" sözlerine ekledi.

Onun bu yorumları, diğer uluslararası liderlerin sergilediği somut varlık ve taahhütler ile Washington'ın Ukrayna'ya destek konusundaki —kendi bakış açısına göre— zayıflamış rolü arasında bir tezat oluşturuyor.

2012-2014 yılları arasında ABD'nin Rusya Büyükelçisi olarak görev yapan McFaul, Batı'nın Ukrayna'ya verdiği desteğin sürdürülmesi konusunda önde gelen savunuculardan biri olmuştur.

TRUMP'IN AÇIKLAMASI

Trump, "Rusya-Ukrayna Savaşı’nı sona erdirmek için çok sıkı çalışıyoruz. Hem Moskova hem de Kiev uzlaşmaya hazır görünüyor. Her iki taraf da savaşın sona ermesini istiyor” ifadelerini kullandı.

Trump, Hürmüz Boğazı konusunda istedikleri noktaya yakın olduklarını kaydederek, ABD'nin İran'ın nükleer silah üretmesine asla izin vermeyeceğini vurguladı. Trump, “Bu durumun çok yakında sona ereceğini düşünüyorum. Venezuela'da zafer kazandık ve çok yakında burada da büyük bir zafer kazanacağız” diye konuştu.

Trump, ABD Donanmasının Hürmüz Boğazı'nda tam kontrole sahip olduğunu öne sürerek, boğazdaki tüm mayınların da dün itibarıyla tamamen temizlendiğini dile getirdi. Hürmüz Boğazı'ndan sadece ABD'nin izin verdiği gemilerin geçebildiğini savunan Trump, “Boğaz şu anda açık durumda, dün gece 22 tekneyi imha ettik, ablukayı aşanlar var, donanmamız inanılmaz bir iş çıkardı, ordumuz da öyle. Boğaz açık ve dün 10 milyon varil petrol geçirildi” açıklamasını yaptı.

ABD Başkanı Trump, İran lideri Mücteba Hamaney'in ölüp ölmediğine ilişkin soruyu ise “Öldüğünü sanmıyorum. Çok ağır yaralandı. Vücudunun sol tarafı, kolu, bacağı, her yeri. Çok ağır yaralandı ama öldüğünü sanmıyorum” diye yanıtladı.
NETANYAHU'NUN AÇIKLAMASI

Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran yönetimine uyguladığı ekonomik yaptırımı överek, İran ile diplomatik bir anlaşmaya varmanın mümkün olmadığını ileri sürdü.Netanyahu, İran ile mevcut duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Netanyahu, 28 Temmuz'da Beyaz Saray'da Trump ile yaptığı görüşmeye atıfta bulunarak, "Üç olasılık hakkında konuştuk. Birinci olasılık, elbette (ABD-İran) bir anlaşma yapmanızdır. İyi bir anlaşma, buna bir itirazımız yok. Oradaki o grupla, o 'vahşilerle' bir anlaşma yapılıp yapılamayacağı konusunda şüphelerim var, sana (Trump) onlarla bir anlaşma yapmanın imkansız olduğunu söylüyorum" ifadelerini kullandı.İkinci olasılığın askeri hamle olduğunu savunan Netanyahu, "Kendimizi koruyacağız, İran'ın bize saldırmasına izin vermeyeceğiz. Bize saldırırlarsa hayal bile edemeyecekleri bir darbe alacaklar" değerlendirmesinde bulundu.Netanyahu, üçüncü olasılığın ise İran'a yönelik "kuşatmanın sıkılaştırılması" olduğunu savunarak, Trump'ın Tahran yönetimine yönelik ekonomik yaptırımına övgüde bulundu.

Son olarak Netanyahu, işgal altındaki Batı Şeria'da yasa dışı 104 yerleşim yeri ve 160 tarım merkezinin kurulmasından övgüyle söz ederken, "Bunun bir kısmı önceki Amerikan hükümeti döneminde yapıldı, bir kısmı da şimdiki Amerikan hükümeti döneminde yapıldı" ifadelerini kullandı.

Bir Suudi medya haberine göre ABD, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve bölgedeki Tahran yanlısı grupların saldırılarını durdurması karşılığında İran'a yaptırımların hafifletilmesini teklif etti.
Al Arabiya'nın dayandırdığı üst düzey bir kaynak, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir'in, Tahran'daki görüşmeler sırasında ABD'nin teklifini İranlı yetkililere ilettiğini belirtti...

ABD Hürmüz Boğazı'ndan her gün 8 milyondan fazla varil petrol taşındığını söylüyor.Oysa gerçekte çok daha az varil petrol taşınıyor...

Trump'ın İran'a karşı savaşı sayesinde dizel yakıt fiyatları fırlıyor.
Sonuç olarak, Endonezya Bali'nin dizel enerji santrallerini güneş enerjisiyle çalıştırmayı planlıyor.

YENİ JAMES BOND OYUNCUSU KİM OLACAK?

Bir sonraki James Bond filmi oyuncusu için kapsamlı seçimin üç adaya kadar daraltıldığı iddia ediliyor...

Callum Turner (Eternity, Masters of the Air) ve Jack O'Connell (Sinners, Lady Chatterley's Lover) ve Jack Lowden (Slow Horses, Dunkirk) bu üç aday... 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız