Sen Ne Domuzsun Sen!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Sen Ne Domuzsun Sen!

"Açlıktan bahsediyorsun

Demek ki sen Komünistsin...

Demek bütün bünaları yakan sensin

İstanbul'dakileri sen,

Ankara'dakileri sen...

Sen ne domuzsun sen!"  

Orhan Veli Kanık...

"Komünizm, Türk âleminin en büyük düşmanıdır...Her görüldüğü yerde ezilmelidir" sözü, yaygın bir inanışın aksine Mustafa Kemal Atatürk'e ait değildir. Bu ifade, Soğuk Savaş dönemindeki politik atmosferde üretilmiş ve Atatürk'e mal edilmiş tarihsel bir uydurma, sahte vecizedir.

Yazar gazeteci Çetin Altan, bu sözün Atatürk'e ait olmadığını ve sahte olduğunu,uydurulduğunu ilan ettiği  için 1967 yılında TBMM'de dokunulmazlığının kaldırılması süreçlerine dâhil edilen yoğun tartışmaların ve saldırıların hedefi olmuştur...  

Gazeteci ve yazar Çetin Altan'ın 1968 yılında Türkiye İşçi Partisi milletvekiliyken Meclis’te uğradığı fiziksel saldırı ve darp sonucu bir gözünde kalıcı hasar almış ve görme kaybı yaşamıştır.

Bakan Faruk Sükan'ın Nâzım Hikmet'i hakaret içeren, büyük şairi hedef alan sözleri üzerine Çetin Altan yerinden "Nazım Hikmet, Türkiye'nin en büyük şairidir" diye karşılık verdi.

Bu söz üzerine Adalet Partisi sıralarından kalkan Cavit Şadi Pehlivanoğlu TİP sıralarına koştu ve Altan'a ilk yumruğu attı.

"Her işimiz A'dan Z'ye kadar bozuktur." sözü, Türkiye Cumhuriyeti'nin 4. Başbakanı ve ilk Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam'a aittir.

Süleyman Demirel 1970'lerin İç Savaş ortamında büyük yangına benzin sıkmaktan farksız sözler etmiş, "Solculuk yokken Türkiye rahattı" sözünü sarf etmekten çekinmemiştir...

Eğitim Bakanı Mustafa Haşim Paşa (1852-1918? ya da 1920?) şu okullar olmasa eğitim ne güzel yönetilir" demişti...Paşa'dan günümüze yalnızca, “Şu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim” cümlesi kalmıştı...Oğlu Yusuf Haşim, babasının hayattayken böyle bir söz sarf etmediğini, hiçbir yerde buna dair bir kayıt bulunmadığını ve ölümünden sonra üretildiğini belirtse de Birecikli Nazım Ekrem'in 1910 yılında yayımlanan risalesi onu tekzip etmektedir.

Bir zamanlar Genelkumay Başkanlığı yapmış olan İlker Başbuğ, 1789 Fransız Devrimi'nin dünya genelinde başlattığı büyük değişim sürecini ve bu sürecin çağa ayak uydurma yolları arayan Osmanlı İmparatorluğu'na yansımalarını "Yarım Yüzyıla Sığan Büyük Dönüşüm" (1789-1839) adlı eserinde incelemişti. Bu kitap, Fransız İhtilali'nin yarattığı köklü dönüşümleri ele alır...

FRANSIZ DEVRİMİ'NİN ÖNCESİ, DEVRİM YILLARI VE HEMEN SONRASI HAKKINDAKİ AYDINLATICI FİLMLERDEN BİRKAÇI

Napoleon (1927; Abel Gance), Austerlitz (1960; Abel Gance), War and Peace-Savaş Barış" (1965; Sergei Bondarchuk), Waterloo (1970; Sergei Bondarchuk), La nuit de Varennes-Varennes Gecesi (1982; Ettore Scola), Danton (1983; Andrej Wajda), The Lady and the Duke -L'anglaise Et Le Duc (2001;  Éric Rohmer),  Marie Antoinette (2006; Sofia Coppola) , Napoleon (2023; Ridley Scott) Fransa'da oligarşik düzenin nasıl yıkıldığını, Fransız Devrimi'nin öncesini ve sonrasını, Napoleon'un İstila Seferlerini anlatan yığınla filmden sadece birkaçıdır...

Bunlardan en fotoroman tadında olanı yani en yüzeyseli herhalde Ridley Scott'ınkidir...

Devrimlerin önce kendi çocuklarını kurban ettiğini bu filmlerden öğreniriz...Fransız devrimi öncesinde Fransa’nın 28 milyon yoksul vatandaşı 4000 aile tarafından sömürülmekteydi…Kıtlık, açlık çok yaygındı…

RUS DEVRİMİ'NİN ÖNCESİ, DEVRİM YILLARI VE HEMEN SONRASI HAKKINDAKİ AYDINLATICI BİRKAÇ FİLM

1917'de Lenin ve arkadaşlarıyla anlaşan Almanya İmparatorluğu Rusya Komünistlerini İsviçre'den Saint Petersburg'a trenle taşıyarak Rus devrimini başlatmıştı...Almanya karşılığında Rusya ordusu ile savaşını sona erdirdi...Komünistler çok kan dökerek Rusya'nın kontrolünü ele geçirdi...2 milyon Rusya vatandaşının bu dönemde ülkeyi terk ettiği tahmin edilmektedir...Günümüzde Rusya Federasyonu sınırları dışında, etnik köken ve ana dil kriterlerine göre yaklaşık 30 milyona yakın etnik Rus veya Rus kökenli birey yaşamaktadır...Bunların büyük bölümü Kızıl Ordu'da görev almak istemeyen asker kaçaklarıdır…
7 Kasım 1917 – 16 Haziran 1923 arasındaki Rusya İç Savaşı Leon Trotsky'nin kurduğu Kızıl Ordu'nun mutlak zaferiyle sonuçlandı...Savaşa açlık, salgın hastalıklar, ilaç yokluğu da eklendi...Dünya Savaşı, İspanyol Gribi, Rusya İç Savaşı birleşti ve yaklaşık 16 milyon Rusya vatandaşı hayatını kaybetti...

Nobel edebiyat ödüllü Mihail Şolohov Rusya'nın Balzac'ı  olarak ün yapmıştı...Yazarın en ünlü romanı "Don Sakin Akıyor-Durgun Don-And Quiet Flows the Don" adlı eseri 330 dakikalık bir başyapıt filme (1957) uyarlanmıştı...Bu film için Rusların "Gone with the Wind-Rüzgar Gibi Geçti"si yakıştırması yapılıyor...

Bronyenosyets Potyomkin-Battleship Potemkin (1925), Don Sakin Akıyor-Durgun Don-And Quiet Flows the Don(1957), Rasputin (1996; Uli Edel), Ten Days That Shook the World- Dünyayı Sarsan On Gün (1983;Sergey Bondarchuk), Reds (1981; Warren Beatty), Nicholas and Alexandra (1971; Franklin J. Schaffner), Doctor Zhivago (1965; David Lean), Agony: The Life and Death of Rasputin (1981; Elem Klimov), The Assassination of Trotsky (1972; Joseph Losey) Romanov Hanedanı'nın (1613-1917) son günlerini, Dünya Savaşı'ndaki Rusya'yı ve İç Savaş yıllarını neredeyse tüm detaylarıyla canlandırır...

Bu filmlerden sonuncusu Sovyetler Birliği lideri Stalin'in Kızıl Ordu'nun kurucusunu 1940'da Meksika'da öldürtmesini konu alır...

Rusya'nın 1950'lerin ilk yarısına kadar ki serüvenini ise özellikle şu filmlerde bulabilirsiniz: Stalin (1992; Ivan Passer), The Inner Circle (1991; Andrei Konchalovsky), Testimony (1987; Tony Palmer), The Death of Stalin (2017; Armando Iannucci), State Funeral (2019; Sergey Loznitsa)...

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız