Neşter mi, Balta mı? Bir Adalet Otopsisi
Adli soruşturmalar, aslında toplumsal vicdanın ameliyat masasıdır. Faili meçhul bir denklem önünüze geldiğinde, elinizdeki soru seti sadece bir yol haritası değil, aynı zamanda bir neşterdir. Eğer o neşteri doğru yere vurursanız, uru temizler ve adaleti sağlarsınız. Ancak elinizdeki neşteri bir baltaya dönüştürürseniz; suçla ilgisi olmayan mahremiyetleri parçalar, yuvaları yıkar ve masumiyet karinesini bir itibar suikastına kurban edersiniz.
Mesele sadece bir dosyayı kapatmak mıdır, yoksa o dosyayı açarken insan onurunu koruyabilmek mi?
Bugün, soruşturma odalarından sızan mahremiyetlerin, narko-baronlara sunulan "konum bilgilerinin" ve mesleki sırların pazarlandığı bir panayır yerine tanıklık ediyoruz. Bilgi sızdıranın cezalandırılmak yerine ödüllendirildiği, "çürük elmaların" ayıklanırken, sepetin çürük olabileceğini unutuyoruz.
Sormamız gereken asıl sorular şunlar değil mi:
• Bir kamu görevlisinin etik duruşu, terfi vaatlerinden veya maddi kaygılardan daha ağır gelmiyorsa, o terazi hala adalet tartıyor sayılır mı?
• Suçun aydınlanması için feda edilen "özel hayatlar", aslında toplumsal güvenin kurban edilmesi değil midir?
• Biz "sıfır hatalı" bir sistem inşasına mı odaklanmalıyız, yoksa sadece hata yapanları ayıklayan bir "temizlik mangası" mı olmalıyız?
Bir otomobil fabrikası, bandından çıkan kusurlu her aracı geri çağırıyorsa; adalet sistemi de hataya yol açan o "üretim bandını", yani liyakatten uzak yükselme kriterlerini, yetersiz ücret politikalarını ve denetimsiz kariyer mimarisini yeniden kurmak zorundadır. Yakalanma korkusunun yerini "adaletin mutlaklığı" algısı almadıkça, her kahramanlık öyküsü bir gün sistemin boşluklarında kaybolmaya mahkumdur.
Gerçeğin özü; failin kiminle fotoğraf çekildiği veya nereli olduğu gibi "magazinel algıların" içine hapsedilemeyecek kadar kutsaldır. Adalet, bir "algı yönetimi" değil, bir "hak teslimi" mücadelesidir.
Sonuçta; sistem mi insanı bozar, yoksa bozuk bir sistem mi "ideal insanı" öğütür?
Asıl başarı, bir soruşturmayı sadece bitirmek değil; o dosyayı kapatırken arkada hiçbir masumun ahını, hiçbir mahremiyetin sızısını ve hiçbir etik yaranın izini bırakmamaktır.