Gündem AESOB
"İki yıldır bir tantana vardı; ancak özellikle 2026’nın başlamasıyla birlikte esnaf camiası tabiri caizse fokur fokur kaynıyor. Malum, önce oda seçimleri yapıldı; şimdi ise 'üst kuruluş' diye adlandırılan Esnaf Odaları Birliklerinde seçim var. Bu süreç bitmeyecek; bunu federasyonlar ve konfederasyonlar takip edecek. 41 yıllık gazeteciyim; bu süreçte 'unumu eledim eleğimi astım' diyen çok az kişi gördüm. Koltuk sevdasından kolay kolay vazgeçilemiyor, hani berberimizi bile değiştirmekte imtina ederiz ya alıştığımız koltuktur söz konusu olan belki de, sanırım sorun da orada başlıyor.
Antalya özeline baktığımızda öyle bir hâl aldı ki özellikle sosyal medyanın yoğun kullanımıyla birlikte içimiz dışımız esnaf seçimi oldu. Kimseden alacağım yok, kimseye borcum yok; kimsenin avukatı ya da sözcüsü de değilim. Ancak şu seçimlere harcanan enerji ve kaynak, meslek örgütü ve üyeler için harcansaydı, inanın her şey çok daha farklı bir noktada olurdu.
Vaatlere bakın, yapılanlara bakın; bir de yapılamayanlara ya da yapılmayanlara... Bunu sadece 2026 seçimleri veya son bir hafta için söylemiyorum; 1990 yılının ocak ayından beri Antalya merkezde, zaman zaman ulusal basında ama genelde yerelde çalışan 41 yıllık bir gazeteci tecrübesiyle yazıyorum.
Ben; Tulgar, Kabakuşak kavgasının göbeğinde yer almış bir muhabirim. Bir parantez açayım: Danışman değilim. Bahsettiğim o dönemi bizim kuşak iyi hatırlar; o zamanlar sosyal medya yoktu. Rakipler akşamdan sabaha yerel basın yoluyla hem birbirlerine verip veriştirir hem de üyelere mesajlarını iletirlerdi. Şimdi ise sosyal medya danışmanları aracılığıyla cilalı fotoğraflar ve yapay zeka destekli metinlerle rüzgar devam ediyor. Hasbelkader ben de paylaşımları görüyor, yazılanları çizilenleri takip ediyorum.
Yok 'hakkında kesinleşmiş cezası var', yok 'kripto', yok 'hırsız' diyerek yüklenmeler bitmek bilmedi. Yetmedi; 'Daha dün araba yıkıyordu', Yok efendim 'tostçuydu', 'Hiç taksi kullanmadı', 'Hiç tost yapmadı' gibi söylemler havada uçuşuyor. Arkadaşlar, beklentiniz nedir bilmiyorum ama benim beklentim şudur: Oraya seçilen insan, esnaf camiasının ufkunu açacak projeler üretmelidir. Altını çiziyorum; ülkenin içinde bulunduğu sürecin de etkisiyle, Orhan Tolunay döneminde Avrupa Birliği destekli ciddi bir proje rüzgarı başlamıştı. Bir gazeteci olarak gelen bültenleri keyifle sayfalara taşıdık; çünkü o dönemde kayıkçı kavgası değil, proje üreten bir yönetim vardı.
Hakkını teslim edelim; Nevzat Tulgar yapılaşmanın ilk adımını atanlardandı, bir şeyler yaptı. O dönemin konjonktüründe, Orhan Tolunay da önemli işlere imza attı; en basitinden bugünkü Esnaf Odaları hizmet binasının mevcut haline gelmesini sağladı. Ardından Abdullah Sevimçok geldi; kendisi beni pek sevmezdi ama bir gayreti vardı. Eğer dedikoduyla veya kişilerle uğraşmak yerine vaktini daha fazla esnafa ayırsaydı, teşkilatı çok daha farklı bir yere taşıyacaktı.
Sonrasında yaşadığımız süreç ise ortada. Çok fazla uzatmayacağım ve şu soruyu soracağım: Ortada iki aday var; Mehmet Ali Alkan ve Adlıhan Dere. Mehmet Ali Alkan için bir sürü şey yazıldı. Dedim ya, avukatı değilim ama merak ediyorum: Madem bu adamın kesinleşmiş cezası vardı, madem bu adam esnafın parasını çaldı; o halde bunca zaman Esnaf Odaları Birliği'nin yönetiminde ne işi vardı?"
Ben de bir şey duydum, birileri Alkan Birlik adayı olmasın diye malum dosyanın temyiz sürecine etki yaptı mı?