Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
17°

“En Çok Kim Eminse... En Az O Biliyordur...”

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
“En Çok Kim Eminse... En Az O Biliyordur...”

 

 

Işıklar açık.

Ama ortalık aydınlık değil.

 

Bir masa düşün.

Etrafında insanlar var.

Herkes konuşuyor.

Ama tuhaf bir şey oluyor.

Cümleler havada çarpışıyor.

Kimse kimseyi duymuyor.

Çünkü bu bir sohbet değil artık.

Bu, var olma savaşı.

 

Kim daha yüksek sesle konuşursa,

Kim daha net görünürse,

Kim daha az duraksarsa; O “haklı” sayılıyor.

 

Ve sahnenin ortasında biri var.

Kendinden emin.

Hiç durmuyor.

Hiç şüphe etmiyor.

Cümleleri keskin.

Tonlaması güçlü.

Bakışları sabit.

Onu dinleyenler etkileniyor.

 

Çünkü insan emin konuşana inanma eğilimindedir.

Ama kimse şunu sormuyor:

“Bu insan gerçekten biliyor mu... Yoksa sadece emin mi?”

 

Ve işte tam burada başlıyor o meşhur durum:

 

Adına ister Dunning-Kruger de...

İster daha net söyle:

Cehaletin özgüvenle cosplay yapması.

 

Az bilen insanın bir avantajı vardır.

Tehlikeli bir avantaj.

Zihninde boşluk yoktur.

Çünkü o boşlukları fark edecek kadar bile bilmiyordur.

O yüzden her şey ona mantıklı gelir.

Her şey nettir.

Ve netlik çok cezbedicidir.

 

Ama gerçekten bilen biri...

Asla o kadar rahat değildir.

Çünkü bilir ki her bilginin arkasında başka bir ihtimal vardır.

Her doğru başka bir doğrunun gölgesidir.

O yüzden durur.

Düşünür.

Şüphe eder.

 

Ve işte tam bu yüzden...

En tehlikeli insanlar, yanıldıklarını hiç hissetmeyenlerdir.

Çünkü yanıldığını hisseden insan öğrenir.

Ama yanıldığını bile fark etmeyen yön verir.

 

Bugün sosyal medya bununla dolu.

Hayat bununla dolu.

İlişkiler bile bununla dolu.

 

En çok konuşanlar, en az düşünenler.

En net olanlar, en az sorgulayanlar.

 

Ve en korkuncu şu:

İnsanlar artık bilgiyi değil, özgüveni satın alıyor.

 

Çünkü düşünmek zor.

Şüphe etmek yorucu.

Kabul etmek ego ister.

 

Ama emin olmak? Çok kolay.

Ve bu yüzden bugün en büyük cehalet...

 

Bilmemek değil.

“Bilmediğini bilmemek.”

 

Şimdi asıl soru şu:

 

Sen bir şey söylerken gerçekten biliyor musun?

Yoksa sadece emin mi hissediyorsun?

 

Ben Aslı.

 

Bazıları gerçekten bilir... O yüzden susar.

Bazıları hiçbir şey bilmez... O yüzden herkesi susturur.

 

Ve sahne en çok rol yapanları sever....

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız