Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
16°

Türkiye’nin Sorunlarını Sizce Kim ya da Hangi Parti Çözebilir?

YAYINLAMA:
Türkiye’nin Sorunlarını Sizce Kim ya da Hangi Parti Çözebilir?

TÜRKİYE 1970-2025 ARASINDA TURİZM GELİRİNİ TAM 1256 KAT ARTTIRDI!

Şu anda 88 milyon nüfuslu olan Türkiye turizm gelirini 52 milyon dolardan (1970 yılı) 1980'de 326 milyon dolara, 1990'da 3 milyar 225 milyon dolara, 2000'de 7 milyar 636 milyon dolara, 2010'da 20 milyar 807 milyon dolara, 2025'teyse 65 milyar 230 milyon dolara çıkarmayı başarmıştı...

Ancak 10 milyon nüfuslu Yunanistan 2025'te 27 milyar 720 milyon dolarlık turizm geliriyle Türkiye'den çok daha başarılıdır!  

Teselli ödülümüz: Son bir yılda en çok değer kaybeden altı para birimi (Venezuela, Kuzey Kore, İran, Sudan, Küba, Suriye) arasında Türk Lirası yoktur!

ASAL Araştırma, 11-20 Nisan 2026 tarihleri arasında Türkiye genelindeki 26 ilde yaşayan 2 bin 8 kişiyle kapsamlı bir anket çalışması gerçekleştirdi.

Katılımcılara yöneltilen "Sizce bugün Türkiye’nin sorunlarını hangi siyasi parti çözebilir?" sorusuna verilen yanıtlar, seçmenin mevcut siyasi tabloya olan güvenini ve beklentilerini gözler önüne serdi.

Yapılan araştırma sonucunda, vatandaşların yüzde 35’i "hiçbiri" yanıtını vererek listenin ilk sırasında yer aldı.

Siyasi partiler bazında bakıldığında ise AK Parti yüzde 24 ile ikinci sırada yer alırken, ana muhalefet partisi CHP yüzde 20.5 seviyesinde kaldı.

Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu nedir?

Gıda fiyatlarındaki artış: %26.0

Kira ve konut fiyatlarındaki artış: %14.5

Enflasyonun yüksekliği: %11.4

Elektrik, su ve doğalgaz fiyatlarının yüksekliği: %9.0

İşsizlik: %7.2

Gelir dağılımı adaletsizliği: %6.6

Ekonomi yönetimi: %4.8

Akaryakıt fiyatlarının yüksekliği: %4.3

Cari açık: %3.2

Türk lirasının değer kaybı: %2.0

Faizlerin yüksekliği: %1.5

Liyakatsizlik: %1.5

Kamuda israf: %1.4

Diğer: %1.8

Sorun yok: %2.0

Fikrim yok / Cevap yok: %2.8

Asal Araştırma

13-21 Şubat 2026

NEFES YAZARI AYTUNÇ ERKİN:

"Türkiye’nin sorunlarını kim çözer: Hiçbiri yüzde 35

Son olarak ASAL Araştırma’nın 11-20 Nisan 2026 tarihleri arasında toplam 26 ilde yaşayan 2 bin sekiz kişiyle yaptığı anket çalışmasından bir ayrıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Soru şu: Sizce bugün Türkiye’nin sorunlarını hangi siyasi parti çözebilir?

Yanıtlar: Hiçbiri yüzde 35, AKP yüzde 24, CHP yüzde 20.5.

Bu yanıtlar üzerinde üç değerlendirme yapılabilir:

- Halkın üçte biri sorunların kimsenin çözemeyeceğine inanıyor. O zaman iktidarın da muhalefetin de -özellikle muhalefetin- “hiçbiri” üzerine kafa yorması gerekiyor.

- Halkın dörtte birine yakını iktidar partisinden umutlu. Yüzde 24, AKP’nin değil ama Tayyip Erdoğan’ın halkta hala kredisi olduğuna işaret ediyor.

- Bu noktada Özgür Özel’in daha çok kafa yorması gerekiyor. Çünkü; halkın beşte birini ikna etmiş durumda CHP.

ORC ARAŞTIRMA ANKETİ:

SİYASİ PARTİ OY TERCİHLERİ

"TÜRKİYE GENELİ"

29-31 Mart 2026

26 İl / 2460 Katılımcı

“Bu Pazar Genel Seçim Olsa”

AK PARTİ %32,5

CHP %30,7

DEM %8,9

MHP %7,6

İYİ %5,2

ZP %3,6

BBP %3,5

YRP %2,6

SP %2,0

A Parti %1,2

CELAL ŞENGÖR'ÜN İMZA GÜNÜ...

Bilim ve kitap tutkunları için kaçırılmayacak bir buluşma!

Prof. Dr. Celal Şengör, 3 Mayıs 2026 Pazar günü saat 14.00’te Olivium Kitap Festivali’nde (Olivium Outlet Center, İstanbul Zeytinburnu'nda yer alan outlet alışveriş merkezidir) okurlarıyla bir araya geliyor.Şengör, kitaplarınızı imzalamak için sizi Olivium Alt Çarşı katına bekliyor...

“Atatürk’ laf edenin şempanzeden farkı yoktur,” diyen Profesör Celal Şengör'ün paylaşımı:

"Merak ediyorum.Ömrüm boyunca hiç bir tarikat ve cemaate üye olmadım. Hiç bir zaman şeyh-şıh önünde saygıyla durmadım, elini eteğini öpmedim. Destekledikleri partiye oy vermedim.  Diyenler var mı? Sayımızı bilelim..."

Celal Şengör’ü Büyüleyen Film: Krakatoa: Büyük Macera

Atatürk sevgisinde herkesi geride bırakan, Jeolog Profesör Doktor Celal Şengör’ün gazeteci yazar Sefa Kaplan ile yaptığı nehir söyleşi Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından “Bir Bilim Adamının Serüveni” adıyla yayınlandı.

Profesör Doktor Celal Şengör bu kitabın 38. sayfasında “Krakatoa: East of Java” adlı sinema filminden bahsediyor. Bu sıralar bu kitabı okumakta olduğumdan ve bu kitabı herkese tavsiye ettiğimden Profesör Doktor Celal Şengör’e ulaşarak kendisine bir soru sordum. Sorduğum soru ve Profesör Doktor Celal Şengör’den aldığım yanıtı aşağıda okuyabilirsiniz.

Hakan Sonok: “This Changing Earth” başlıklı makaleyi okuyunca jeoloji konusundaki bildiklerinizin yanlış ya da eksik olduğunu anladığınızda uğradığınız moral çöküntüsünü Türkiye sinemalarında “Krakatoa: Büyük Macera” adıyla gösterilen orijinal adı “Krakatoa: East of Java” adlı sinema filmini seyrederek, bu filmin yardımıyla aştığınızı söylüyorsunuz… Dünya (Kuzey Amerika) sinemalarında 1969’da, Türkiye’de 1971’de gösterilmeye başlanan ve özel görüntü efektleri dalında Oscar ödülüne aday gösterilen bu film çok iyi bildiğiniz gibi 26 Ağustos 1883’te 36.000’den fazla insanın öldüğü yanardağ patlamasının yol açtıklarını konu alıyordu… Bu film hakkındaki kişisel izlenimlerinizi, düşüncelerinizi, yorumlarınızı, sizde bıraktığı derin izi ayrıntılı olarak anlatabilir misiniz?

Profesör Doktor Celal Şengör: Sumatra ile Java arasındaki boğazda bulunan meşhur volkanın 1883’teki büyük indifaını ve bu indifa sonucu oluşan tsunaminin çevreyi tahribini anlatan filmi Harbiye Konak Sineması’nda seyrettiğimi hatırlıyorum. Filmi izleyince orada anlatılan volkanik olayların güzelliği beni büyüledi ve ben jeolojiye devam dedim. O filmdeki yanardağ patlamasının tarihini ben filmi seyrederken çok az biliyordum. Ama filmde tabiatın muazzam gücü karşısında biz insanların gündelik sorunlarımızın ne kadar anlamsız şeyler olduğunu idrak ettim. Bu büyük doğa gücü ayrıca çok güzel manzaralar yaratıyor: Filmde yanardağın indifaı, lâv akıntıları ve volkan bombaları, muazzam tsunaminin karaya varışı gibi sahneleri seyrederken, biz insanların (hatta tüm canlıların) bu doğa gücü karşısında fiziksel olarak ne kadar aciz olduğumuzu ama aklımızla onları anlayabildiğimiz ve Kaptan Henderson gibi, bilgili olursak onlardan nasıl kurtulabileceğimizi düşündüm. Bilgi bir doğa olayını yaratmakla eşit değerdedir. Bilgili insan o doğa olayının gücünün bile ezemediği yüce bir varlıktır. Bu hisler beni tekrar jeolojiye dönmeğe ikna etti. Güzellik, yani estetik tatmin ve bilgi ve o bilginin kamçıladığı yaratıcı düşünce. Bunlar bir hayatı doldurmaya çok çok yeter diye düşündüm. Bugün de aynı düşünce içindeyim ve o filmin yapımcılarına şükran duyuyorum. Bir de Krakatoa East of Java demeselerdi film kusursuz olacaktı. Gerçi, eskiden Sumatra’ya Java Major denirdi. Acaba filmin yapımcıları bunu düşündüler mi, sanmam. Ben East of Java’nın talihsiz bir yanlışlık olduğunu düşünenlerin ne yazık ki haklı oldukları kanaatindeyim…İlginize çok teşekkür eder, saygılar sunarım.

TRUMP'A VE ALMAN MERZ HÜKÜMETİNE DESTEK AYNI: YÜZDE 34'E DÜŞTÜLER!

ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşı sayesinde, Dünya Bankası 2026'da enerji fiyatlarının %24'lük bir ARTIŞ göstereceğini tahmin ediyor.

Çin’in ihracat geliri ithalat giderinden 1.2 trilyon dolar fazla...Çin ekonomisi göz kamaştırıyor...

Altın onsu son 30 günde yaklaşık yüzde 4,97 oranında değer kaybetti...

Bu satırlar yazıldığında Brent Petrolü'nün Varil Fiyatı: 114 Dolardı...

ABD ve İsrail ordusu 28 Şubat 2026'da başlattığı İran'a saldırılarında etkisiz,aciz kaldı ve adeta dayak yedi...

ABD hükümeti vizyonsuz, iktidarsız, çaresiz, yalnız (İsrail hariç tüm müttefiklerince terk edildi) ve çok kararsız bir tutum sergiliyor...

İngiltere ile bozulan ilişkilerini onarmaya çalışan Donald Trump'ı Başkan seçenlerin yüzde 41'i bugün ABD ekonomisinin berbat durumda olduğunu söyledi...

Benzinin galonu 4,18 dolara çıkınca Trump'ı destekleyen ABD vatandaşlarının oranı yüzde 47'den 34'lere düştü...(Kaynak: Reuters/Ipsos anketi)

ABD İran'la savaşında yenilgiyi kabul etmiş görünüyor...ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford Ortadoğu'dan ayrılırken ABD-İran Savaşı'nın ABD'ne maliyetiyle ilgili iki ayrı rakam var: 25 ila 50 milyar dolar...

İsrail'in ABD'nden temin ettiği silah ve cephanenin çok büyük oranı (ya da büyük çoğunluğu) için en ufak bir ödeme yapmadığı bilgisi teyit edildi...

İsrail'e aktarılan silah ve cephanenin çok büyük bölümünün faturası Amerikalı vergi mükelleflerinin cebinden çıkıyor...ABD'nin İsrail'e verdiği çoğu savaş malzemesinin finansmanı FMF; United States Foreign Military Financing programı aracılığıyla gerçekleştiriliyor.

ABD vatandaşı oyuncu Sean Penn: “Başkan Trump, Amerikalılar, Cumhuriyetçiler, Demokratlar, Bağımsızlar ve doğan her yeni çocuğun düşmanıdır. İnsanlığın düşmanıdır…” dedi...

ABD'ni tehdit eden belki de en büyük problem 10 kişiden 3'ünün çok aşırı derecede şişman olması...Obezite her türlü sağlık sorununu tetikliyor, her türlü hastalığı davet ediyor...

ABD'ndeki en az 45 milyon insanın aşırı derecede yoksul olduğu da biliniyor...

Hükümet askeri harcamalar için ayrılacak ek 445 milyar doların finansmanı için  2027'de yoksul ABD vatandaşlarına yapılan sağlık ve konut yardımı gibi ödemelerden 73 milyar dolarlık kesinti planlıyor.

ABD hükümeti 2027 savaş bütçesini 1 trilyon 500 milyar dolara yükseltmek istiyor...Pentagon tarafından yayımlanan 2027 mali yılı bütçe dökümanlarına göre, silahlı kuvvetlerin toplam mevcudunun %2’den fazla artırılması öngörülüyor. Teklif edilen plan, 40 bin 100 muvazzaf ve 4 bin 400 yedek personelin kuvvetlere dahil edilmesini içeren kapsamlı bir genişleme stratejisine dayanıyor.Bütçe taslağına göre artıştan en büyük payı 18 bin 300 yeni kadro ile Kara Kuvvetleri alırken, Hava Kuvvetleri 9 bin 900, Deniz Kuvvetleri ve Deniz Piyadeleri ise toplamda 13 bin 500 yeni personel istihdam edecek. Özellikle en yeni kuvvet olan Uzay Kuvvetleri’nin personel sayısının 2 bin 800 kişi artırılarak mevcut kapasitesinin önemli ölçüde büyütülmesi, modern savaş alanındaki önceliklerin de değiştiğini kanıtlıyor.Personel sayısındaki bu devasa artışın sürdürülebilir kılınması için Pentagon, askeri personelin refah düzeyini artırmaya yönelik bütçe kalemlerini de genişletti. 2027 bütçesi kapsamında asker maaşlarına kademeye bağlı olarak %5 ile %7 arasında bir zam yapılması planlanıyor. Ayrıca, askeri lojmanların modernizasyonu, kışla yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve sağlık hizmetlerine erişimin artırılması için 57 milyar dolarlık dev bir kaynak ayrılmış durumda. Yeni personelin büyük bir bölümünün; insansız hava araçları (İHA), yapay zeka entegreli sistemler, siber güvenlik ve gelişmiş füze savunma sistemleri gibi yüksek teknoloji odaklı alanlarda görevlendirilmesi bekleniyor.

Bir oturum sırasında ABD Kongre Üyesi 1965 doğumlu Demokrat Partili Adam Smith, Ayyaşlığıyla ünlü Savaş Bakanı Pete Hegseth'e Donald Trump yönetiminin Ukrayna'nın yeteneklerini neden yanlış değerlendirdiğini ve Trump yönetiminin Ukrayna'yı neden elverişsiz bir anlaşmaya zorlamaya çalıştığını sordu. Hegseth soruyu cevaplayamadı...

Emekli 4 yıldızlı ABD Deniz Kuvvetleri Amirali ve eski Deniz Komandosu William McRaven, Donald Trump hakkında şunları söyledi: "Eylemlerinizle bizi çocuklarımızın gözünde utandırdınız, dünya sahnesinde küçük düşürdünüz ve en kötüsü de bizi bir ulus olarak böldünüz."


ABD'de sivillerin elinde yaklaşık 400 milyondan fazla ateşli silah olduğu tahmin edilmektedir.

Fentanil, ABD'deki yıllık 107.000'den fazla uyuşturucu doz aşımı ölümünün yaklaşık %70'inden sorumludur.

ABD'nde yaklaşık bir milyon evsiz insan bulunmaktadır.

İngiliz Kral Charles'tan Donald Trump'a: "Sayın Başkan, şöyle demiştiniz: ‘Eğer ABD olmasaydı, Avrupa Almanca konuşuyor olacaktı...İngiltere olmasaydı ABD halkı Fransızca konuşuyor olacaktı...Sayın Başkan, geçen yıl Windsor Kalesi’ni ziyaretinizden sonra Beyaz Saray’ın Doğu Kanadı’nda yapılan bazı düzenlemeleri fark ediyorum.Ve üzülerek söylüyorum ki, biz İngilizler Ağustos 1814’te Beyaz Saray’da küçük bir ‘gayrimenkul geliştirme’ girişiminde bulunmuştuk! ”

İngiliz-Amerikan savaşı sırasında, Ağustos 1814’te İngiliz ordusu Washington’u işgal etmiş ve Beyaz Saray’ı ateşe vermişti.

CDU'lu (Almanya Hristiyan Demokrat Birliği Partisi) Şansölye Başbakan Friedrich Merz, İran yönetiminin ABD'yi "aşağıladığını", ABD'nin İran'la uzlaşma ve kalıcı barışa ulaşabilmek için plana sahip olmadığını, İran ordusunun çetinceviz olduğunu, öngörülenden daha iyi savaştığını, direndiğini söyledi...

Merz: "İranlılar Amerikalıları Pakistan'a kadar getirip sonra hiçbir sonuç almadan geri gönderdiler. ABD halkı İran yönetimi tarafından aşağılanıyor."

Merz, savaşın Almanya'ya olumsuz ekonomik etkisinden şikayet ederek, bunun "vergi mükellefleri için çok büyük maliyeti olduğunu" da söyledi...ABD ve İsrail'in İran'a yönelik tutumundan "hayal kırıklığına uğradığını" belirten Merz, "sorunun" birkaç günde çözülmesinin hedeflendiğini ancak bunun gerçekleşmediğine vurgu yaptı.

Haziran 2025'teki 12 gün savaşı sırasında da Merz, "İsrail kirli bir işi hepimiz adına yapıyor" açıklamasıyla İran'ın nükleer programını, nükleer kapasitesini yok etmeyi amaçlayan İsrail & ABD ortak bombardımanına destek vermişti.

Almanya için Alternatif (AfD) partisi Forsa tarafından yapılan ankette yüzde 27'lik halk desteğine ulaştı...

Anket RTL televizyonu için yapıldı.

CDU/CSU'dan oluşan muhafazakâr blok ise iki puan kaybederek yüzde 22'ye geriledi...

Forsa'nın son anketine göre, seçmen desteğinde üçüncü sırada yüzde 15 ile Yeşiller yer alıyor. Hükümet ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 12'de. Sol Parti de bir puan artışla yüzde 12 oy oranına sahip...

630 sandalyeli parlamentoda 328 milletvekiline sahip olarak kurulan koalisyon hükümetine seçmen desteği artık yüzde 34...

Katılımcıların yüzde 15'i Başbakan  Friedrich Merz'den memnun olduklarını söyledi...Almanya'da Başbakan'ın performansını beğenmediklerini söyleyenlerin oranı ise yüzde 83'e tırmandı...Hafta sonu yayımlanan ve Bild gazetesi için Insa tarafından yapılan bir başka ankette de AfD'nin oy oranı yüzde 28 olarak ölçülmüştü.

CDU'lu (Almanya Hristiyan Demokrat Birliği Partisi) eski Şansölye Başbakan Angela Merkel yaklaşık 1 milyon 200 bin Suriyeliyi 2011 sonrasında Almanya'ya kabul etmişti...Almanya şimdilerde Suriyelileri geri göndermeye çalışıyor...

İngiltere gibi bazı ülkeler şekerli içeceklere vergi getirmişti...Almanya'da da şeker vergisi getirilmesi planlanıyor. Şekerin sağlıksız olduğu ve obezite ile diyabete yol açabileceği biliniyor.Şekerli içecekler obezite, tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları ve diş çürüklerinin başlıca nedenleri arasında görülüyor. 200 mililitrelik bir porsiyon içecek 20 ila 34 gram serbest şeker içeriyor.

Rusya lideri Putin, Bakan Sergey Lavrov'un dış politika konusundaki sert tutumu hakkında yorum yaptı: "Tonunu biraz yumuşat...Sen Dışişleri Bakanı’sın, Savunma Bakanı değilsin."

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Rusya'nın Kursk bölgesinde Rusya lehine Ukrayna aleyhine savaşırken esir düşmekten kaçınmak için kendi canlarına son veren Kuzey Koreli askerleri övdü.Onları "büyük onuru savunmak için tereddüt etmeden kendini yok etme ve intihar yolunu seçen kahramanlar" olarak nitelendirdi. 3000'e yakın Kuzey Korelinin Ukraynalılarca öldürüldüğü tahmin edildi...

Karadeniz kıyısındaki büyük bir Rus petrol rafinerisi bu ay üçüncü kez Ukrayna insansız hava araçları tarafından vuruldu, büyük bir yangın çıktı ve yakınlarda yaşayan insanların tahliyesine neden oldu. Rus hava savunmasının yetersiz olduğu açıkça ortaya çıktı...

Her zamanki gibi, Pakistan zor durumda.Pakistan, İran ile 900 km'lik sınırını, Suudi Arabistan'a olan ekonomik bağımlılığını ve ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşında diplomatik arabulucu rolünü dengelemek zorunda...

Bir İsrailli asker, Gazze'nin kuzeyindeki Beit Hanoun'un TAMAMEN YIKIMINI gösteren bir video yayınladı.

Macar Başbakanı Péter Magyar: "Amerikan kuklası Viktor Orban, on milyarlarca doları Birleşik Arap Emirlikleri ve Amerika Birleşik Devletleri'ne aktaran oligarklarla bağlantılı. Bunun hesabını soracağım..."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız