Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
20°
Kentimizin Emar Sonuçları Endişe Verici

Kentimizin Emar Sonuçları Endişe Verici

YAYINLAMA:

Kentler de insanlar gibi, diğer canlılar gibi nefes alıp verirler. İnsanların kaliteli yaşamları için zorunlu mekânlardır. İnsanlar şehirlere ihanet ederlerse, öncelikle kendi ayaklarına kurşun sıkmış olurlar.

Bu benzetme ve anlayış ışığında gelin hep birlikte Antalya’ya şöyle bir göz atalım. Farklı yönlerini ele alarak kentimizin bir emarını çekelim.

1. Trafik açısından Antalya: Gün geçtikçe hızla artan motorlu araç sayısıyla birlikte caddeler, sokaklar yağmur gibi araba salgınlarıyla dolmakta; bilhassa kaldırımlar motosikletlerin seyahat alanı, motor ve arabaların park ve depolama alanına dönüştürüldüğünden yayaların mal ve can güvenliği alarm verir duruma gelmiş; çözüm için ilgili kurumlara yapılan çağrılar, başvuru ve hazırlanan raporlar geçersiz kılınmakta; STK ve vatandaşın kamu yararının korunmasını esas alan talep ve girişimleri değerlendirmeye dahi alınmamakta; ilgili mercilere yapılan görüşme talepleri de aylar geçmesine rağmen sessiz kalınmakla sonuçlanmakta; sonuçta vatandaş üzerinde ciddi bir güven zafiyeti oluşmaktadır.

2. Egzoz kökenli hava kirliliği: 1. maddede ifade olunduğu gibi, şehir trafik hızının 40 km/saat’in altına düşmesi nedeniyle (WHO’nun da görüşüyle) şehrimizde gizli bir hava-atmosfer kirliliği oluşmakta; kamu sağlığının kanserojen atmosfer ortamından etkilenmesi sonucu toplumun kaliteli yaşamı tedrici mertebelerde olumsuz etkilenir hâle gelebileceği unutulmamalıdır.

(Egzozdan havaya salınım yapan kanserojen gazları şöylece sayabiliriz: CO, CO₂, HC, S, SO₂, HSO₂, NO, NOx, Hg, smog, partikül maddeler vb.)

3. Kentimizde yeşil erozyonu: Şaşkınız. Tüm belediyelerin park ve bahçeler daireleri yetkililerine sesleniyorum. Kentimizde sokak ve caddelerdeki, kent bütünündeki ağaçlarla ilgili budama işlerine lütfen bir bakar mısınız? Genel olarak ağaçlar budanmış olmuyor; ağaçların ne kadar dalı budağı var ise sıfırlanıyor, tıraşlanıyor, geriye dikili kalın bir sopa kalıyor. Ağacın gölge yapan tüm yeşili yok ediliyor, geriye bir çömü, garip bir görüntü kalıyor. Sayın yetkililer, lütfen yapmayın; bu şehir yeşil erozyona uğratılmış oluyor. Yaz aylarındaki 45-50 derece santigrat sıcaklıkta şehir, insan ve şehirdeki canlılar yanıp tutuşuyor. Yalan ise, yanlış ise lütfen buyurun bu şehri birlikte gezip bu budama adı altındaki vahameti birlikte görelim. Uygulamada liyakat kavramı yok olup buharlaşmış.

4. Semt pazarlarındaki sahipsizlik: Konu yıllardan bu yana defaatle dile getirilmekte; sağırlaştıran gürültü kirliliği, bağrışlar çağırışlar, açıkta satılan gıda maddeleri, risk edilen kamu sağlığı, her hafta kentin geniş alanlarında yaratılan ölü bölge sorunları, kontrolsüzlükler, denetimsizlikler, hak ve hukuk ihlalleri vb.

Kentimiz de bir canlı görevi yapan cisme benzediği için kan değerleri, emar ve film sonuçları asla sevindirici değildir. Reçete ortadadır. Lütfen bu kentin tedavisini gelin hep birlikte yapalım. Yoksa hepiniz vebal altında kalırsınız. Lütfen gelin, ortak akılla kentimizin bu önemli sorununu çözelim.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız