İktidar Gerçek Gündemi Gizlemek İçin Aleviliği Öne Sürüyor
Bugün halkın gerçek gündemi açıktır: açlık, sefalet, fakirlik ve derinleşen yoksulluk. Her geçen gün artan zamlar karşısında insanlar temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiş, yaşam mücadelesi ağır bir yük haline dönüşmüştür. Emekliler geçinememekte, işçiler emeğinin karşılığını alamamakta, gençler ise umutsuzluk içinde geleceksizliğe sürüklenmektedir.
Bu tablo ortadayken konuşulması gereken tek şey vardır: halkın geçim derdi.
Ancak ne yazık ki ekranlarda ve medyada bu gerçekler yeterince yer bulmamaktadır. Açlık, yoksulluk ve adaletsizlik yerine başka başlıklar öne çıkarılmakta; toplumun en hassas konularından biri olan Alevilik sürekli gündeme taşınmaktadır. Bu durum tesadüf değildir. Bu, açık bir şekilde gündem saptırma çabasıdır.
Çünkü halk gerçek sorunlarını konuşmaya başladığında; yoksulluğun nedenlerini sorgular, adaletsizliğe karşı ses yükseltir ve ortak bir bilinç oluşturur. İşte tam da bu yüzden, iktidar halkın yaşadığı ekonomik yıkımı görünmez kılmak için dikkatleri başka alanlara çekmektedir.
Alevilik bu noktada bilinçli bir şekilde araçsallaştırılmaktadır. Zaten yıllardır hakları teslim edilmeyen Alevi toplumu, bu tartışmalarla daha da çıkmaza sürüklenmekte; asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulan yapılar eliyle, bin yıllık bir inanç ve kültür dönüştürülmeye, özünden koparılmaya çalışılmaktadır.
Ancak bu çaba asla başarıya ulaşamayacaktır.
Alevilik; ne dar tartışmalara sığdırılacak bir konu, ne de siyasi hesaplara malzeme yapılacak bir araçtır. Alevilik bir inançtan öte; bir duruş, bir direniş ve köklü bir toplumsal hafızadır. Bu hafıza, haksızlığa karşı durmayı, eşitliği savunmayı ve mazlumun yanında olmayı esas alır.
Bu nedenle Aleviliği gündeme getirerek açlığı, yoksulluğu ve adaletsizliği unutturmaya çalışmak hem topluma hem de Alevi inancına yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Gerçek gündem bellidir:
Açlık vardır.
Sefalet vardır.
Fakirlik vardır.
Yoksulluk vardır.
Haksızlık ve Adaletsizlik var.
Ve bu gerçekler hiçbir şekilde örtbas edilemez.
Artık meseleleri çarpıtan değil, gerçekleri ortaya koyan bir anlayışa ihtiyaç vardır. Halkın gündemi, halkın kendisi tarafından belirlenmelidir. Hiçbir inanç, hiçbir kimlik; ekonomik yıkımın üzerini örtmek için kullanılamaz.
Bu böyle bilinmeli, böyle yazılmalı.