Merkez Bankası (TCMB) 28 Şubat 2026 sonrasında 3 haftada yaklaşık 20 milyar dolar değerinde 120 ton altın sattı.
CHP lideri Özgür Özel Brezilya'da Luiz Inacio Lula da Silva'nın yaptığını yapmak istiyor...Lula 30 milyon Brezilyalıyı yoksulluktan kurtarmıştı...Öte yandan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın: "Pırlantaya gelecek vergi düzenlemesini geri çekmekten hiç utanmıyor musunuz?"diyerek hükümete ve hükümeti destekleyenlere seslendi...
BBC Verify-Doğrulama'ya göre Hürmüz Boğazı tamamen kapanırsa küresel buğday fiyatları yüzde 4,2 artacak. Rapora göre gıda fiyatlarındaki artıştan en çok etkilenecek ülkeler “Zambiya, Tayvan, Venezuela, Pakistan ve Türkiye. olacak”
Hem gübrede hem de enerjide dışa bağımlı Türkiye hayvan yeminde ithalatçı, enflasyonu yüksek, verimi düşük...
BBC Doğrulama -BBC Verify, İngiliz Yayın Kurumu (BBC) tarafından 2023 yılında kullanıma sunulan bir hizmettir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:
"En değerli kaynağımız olan suyu bilinçli kullanmalıyız, geçen asırda petrol için yapılan mücadele gelecekte su için yapılacak...Türkiye kişi başına düşen yıllık 1301 metreküp kullanılabilir su miktarı ile su stresi çeken ülkeler grubundadır. Şurası da son derece çarpıcıdır. Dünyanın ortalama yağış miktarı yıllık 990 milimetreyken Türkiye’de bu rakam yıllık 574 milimetredir. Bu manzara bize şunu gösteriyor. Su kaynaklarımızı tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz. Sularımızı daha bilinçli kullanmamız gerektiğinin altını burada bir kez daha çiziyor, tüm kurumlarımızdan ve tüm vatandaşlarımızdan bu konuda azami hassasiyet beklediğimi özellikle ifade ediyorum. Sadece musluktan akan suyu değil, nehirden gürül gürül akan suyu bile israf etmeden kullanmaya özen göstermeliyiz."
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, “Üç tarafı denizlerle, beş tarafı krizlerle dolu Türkiye” dedi...
Yumaklı: bütün konuşmaların 20-25 yıldır "Türkiye'de tarım bitti" üzerinden gittiğini vurgulayarak, nüfusun, turistin, ülkede gıdaya ihtiyaç duyan kesimlerin, ürün çeşitliliğinin arttığını belirtti.
Yumaklı: "Bir de bunun üzerine ürettiğiniz ürünlerin ihracatı konusunda rekorlar kırıyorsunuz. Tarımsal hasılada dünyanın ilk 10 ekonomisi içerisindesiniz. Bu üreticilere bu haksızlığı yapmanın ne manası var, kime ne faydası var? Bunların hiçbirisini kabul etmiyorum. Üreticilerimiz adına kabul etmiyorum," diye konuştu.
Yumaklı: "Bir sektör temsilcisi diyor ki meyve ve sebze fiyatları 4-5 kat artacak. Bir başka dernek açlık kapıda diyor. Bakın ben çok özür dileyerek hazirundan bu müptezellere şunu söylüyorum, cürmünüz kadar yerinizi yakarsınız. Bu ülkenin üreticisine bu ülkenin insanına bu haksızlığı yapmaya hiç kimsenin ne haddi var ne de hakkı var. Bizim üreticimiz en zor zamanlarında bu ülkede tarlasından, bağından, bahçesinden geri durmamış insanlardır. Onların moralini, motivasyonunu kıracak, bu tür şeyleri söylemenin ne anlamı var? Yani hiç kimseye faydası olmayan, gerçek olmayan bu tür söylemler içinde herhalde gerekli işlemlere ilgili birimler yapacaktır."
Yumaklı, "Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi"ndeki konuşmasında, son yıllarda konjonktürün getirdiği olayların zirve yaptığına değinerek, Türkiye'nin bölgesindeki olaylara rağmen güvenli bir liman olduğunu söyledi...
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da "Güvenli Liman Türkiye" paylaşımı yapanlar arasında yer aldı...
Milli Savunma Bakanlığı, geçen yıl Kasım ayında Azerbaycan'da Türkiye'ye ait bir askerî uçağın düşmesiyle ilgili, Doğu Perinçek'in "İsrail vurdu" iddiasını yalanladı...
İstanbul Boğazı'na NATO üssü kurulacak iddiası hakkında da açıklama yapıldı...
"İstanbul Boğazı'na NATO üssü kuruluyor" söylemlerine cevap veren Türkiye güvenlik sözcüleri, "Birçok faaliyet bir arada yürütüldüğü için kavramlar birbirine karıştırılarak dezenformasyon yapılıyor," diyerek Montrö vurgusu yaptı...
Güvenlik kaynakları, sosyal medyada yayılan "İstanbul Boğazı'na NATO üssü kuruluyor" iddialarının yanlış olduğunu duyurdu...Özellikle sosyal medyada devam eden "İstanbul Boğazı'na NATO üssü kuruluyor." söylemlerini değerlendiren güvenlik kaynakları, "Birçok faaliyet bir arada yürütüldüğü için kavramlar birbirine karıştırılarak dezenformasyon yapılıyor. Yabancı komutasında herhangi bir NATO birimi kurulması söz konusu değil. Türkiye, bugüne kadar, Karadeniz'deki tüm faaliyetlerini bölgesel sahiplik ve Montrö Anlaşması esaslarına göre yaptı, bundan sonra da aynı hassasiyetle yapmaya devam edecek. Bu iki hususta taviz verilmesi mümkün değil. NATO veya NATO dışı tüm faaliyetlerin yönetimi ve icrası Karadeniz'e kıyısı olan ülkeler tarafından yapılacak," açıklamasında bulundu.
ANKET:
Sizce muhalefet partileri Türkiye'yi yönetebilir mi?
Evet yönetebilir:%31.3
Hayır yönetemez:%57.5
Fikrim yok/Cevap yok:%11.2
Asal Araştırma
09-16 Mart 2026
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin:
"Avrupa, 1.000 metreküp doğalgaz için 600 dolardan fazla öderken, Rusya Ermenistan’a 1.000 metreküp doğalgazı 177,5 dolara satıyor."
Rus saldırılarının devam etmesine rağmen 1,6 milyondan fazla Ukraynalı Harkiv, Donetsk, Herson ve Sumi bölgelerine geri döndüğü açıklandı...Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği-UNHCR Eylül 2025 itibarıyla , dünya genelinde 5,7 milyon Ukraynalı mülteci kaydetti ve bu rakamın %90'ı Ukrayna dışında çeşitli Avrupa ülkelerinde ikamet ediyordu. Uluslararası Göç Örgütü'nün Mayıs 2022 tarihli eski raporları, yaklaşık sekiz milyon Ukraynalının ülke içinde yer değiştirdiğini söylüyordu...
Economist/YouGov anketleri, ABD Başkanı Trump'ın onay oranının %23'e düştüğünü gösteriyor.
CNN International’ın yayınladığı yeni bir ankete göre Trump tarihin en kötüsü. Öyle ki CNN analisti, “Bu 1 Nisan şakası değil, bu bir felaket” diyor. ABD halkının yüzde 72’si Trump’ın ekonomi politikalarından şikâyetçi.
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Adalet Bakanı Pam Bondi’nin görevden alındığını açıkladı.Trump, Bondi için, "Pam Bondi, geçtiğimiz yıl boyunca Adalet Bakanı olarak sadakatle hizmet etmiş, harika bir Amerikalı vatansever ve vefalı bir dosttu." ifadelerini kullandı.Adalet Bakanı'nın görev sürecinden övgüyle bahseden Trump, "Pam, cinayet oranlarının 1900 yılından bu yana görülen en düşük seviyeye gerilediği, ülkemiz genelindeki suçla mücadele kapsamında yürütülen kapsamlı operasyonları denetleme hususunda olağanüstü bir iş çıkarmıştır. Pam'i çok seviyoruz." dedi...Trump, "Adalet Bakanı Pam Bondi harika biri ve iyi bir iş çıkarıyor" da demişti...
Trump ABD'ni North Atlantic Treaty Organization-NATO'dan ayırabilir mi?
ABD Kongresi'nde 2023'te onaylanan yasaya göre herhangi bir ABD Başkanı, Kongre kararı çıkarmadan ya da Senato'nun üçte ikisinin oyunu almadan ülkeyi NATO'dan çekme hakkına sahip değil.ABD Kongresi'nde iki yıl önce, önceki başkan Joe Biden'ın döneminde kabul edilen bir düzenleme, Trump'ın bu yönde atacağı adımı zorlaştırıyor.
Kongre'nin onayı olmadan 28 Şubat'ta İsrail'le İran'a yönelik askeri harekatı başlatan Trump'ın bu kısıtlamayı ne kadar gözeteceği bilinmiyor.
İsrail parlamentosu Knesset'in onayladığı yeni yasaya göre bundan böyle "İsrail devletinin varlığına son verme amacıyla, bir İsrail vatandaşına veya İsrail'de ikamet eden birine zarar vermek niyetiyle kasıtlı olarak bir kişinin ölümüne neden olan" herkese idam veya müebbet hapis cezası verilecek.Değişiklik özellikle İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da askerî mahkemeler tarafından terör eylemi olarak nitelendirilen bir cinayet suçu işlemekten suçlu bulunan Filistinlileri hedef alıyor. İşgal altındaki bölgelerde yaşayan Filistinliler çoğunlukla askeri mahkemelerde yargılanırken aynı suçları işleyen İsrailliler sivil mahkemelerde yargılanıyor. Uzmanlara göre askeri mahkemelerin mahkumiyete karar verme oranları sivil mahkemelere göre çok daha yüksek.
İran'ın geçişleri durdurduğu günden beri Hürmüz Boğazı'nda sıkışıp kalan 400 gemi/tanker; ödemeyi ABD Doları ile değil, Çin Yuanı ile yaptığını beyan edip çıkış için sıraya girdi...
İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper dünya petrolünün beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının "acil bir ihtiyaç" olduğunu vurguladı...
Trump, petrol ithal eden ülkeleri savaşın başlamasından bu yana neredeyse kapalı olan su yolunu ele geçirmeye çağırırken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron perşembe günü yaptığı açıklamada, boğazı kurtarmaya yönelik bir askeri operasyonun "gerçekçi olmadığını" söyledi..."ABD tarafından bazen ifade edilen, Hürmüz Boğazı'nın askerî bir operasyonla güç kullanarak kurtarılmasını savunanlar var. Bazen diyorum, çünkü söylemler değişiyor. Bu bizim için asla bir seçenek değil ve bunu gerçekçi bulmuyoruz" diyen Macron, böyle bir operasyonun aşırı zaman alacağını ve Boğaz'dan geçenleri, özellikle İran Devrim Muhafızları'ndan gelen "kıyı tehditelerine" maruz bırakacağını belirtti...Macron, Hürmüz Boğazı'nın açılmasına ilişkin, "Bu ancak İran ile birlikte yapılabilir" diyerek öncelikle ateşkes ve müzakerelere dönüş çağrısında bulundu...Fransız lider ayrıca Trump'ın çelişkili açıklamalarından duyduğu rahatsızlığı da dile getirdi: "Ciddi olmalısınız. Ciddi olmak istiyorsanız da, bir gün önce söylediğinizin tersini her gün söylemezsiniz. Ve belki de her gün konuşmamalısınız."
İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail'in İran'a saldırmasının ardından kapanan Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için gerçekleştirilen diplomatik bir toplantıya ev sahipliği yapıyor. ABD'nin katılmadığı toplantıda İngiltere İran'ı, "küresel ekonomiyi rehin almakla" itham etti...İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper'ın ev sahipliğinde yapılan video konferansa Türkiye, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Japonya ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) de aralarında olduğu 40'tan fazla ülke katıldı...
Almanya: "Ülkeler tek başına deniz yollarını kontrol etmemeli..." Almanya Dışişleri Bakanlığı Almanya ve Çin'in Hürmüz Boğazı'nda seyir özgürlüğünün yeniden sağlanmasını istediğini ve devletlerin tek başlarına deniz yollarını kontrol etmemesi ya da geçiş için ücret almaması gerektiği konusunda hemfikir olduklarını bildirdi...
Veri Enstitüsü’nün hazırladığı ve Brand Week Istanbul’da lansmanı yapılan “Türkiye Trendleri 2026” araştırması önümüzdeki dönemi şekillendirecek 10 trendi ortaya koydu.
1. Kum saati toplumu: Orta sınıfa veda
Türkiye’de sosyo-ekonomik yapı şekil değiştiriyor. Veri Enstitüsü araştırmasının en çarpıcı sonuçlarından biri, toplumun yüzde 77’sinin orta sınıfın yok olduğunu ve toplumun “zenginler ve yoksullar” olarak keskin bir şekilde ikiye ayrıldığını düşünmesi. Katılımcıların yüzde 69’u kendi ekonomik gelecekleri hakkında derin bir belirsizlik ve kaygı duyuyor. Bu durum, markalar için “ortalama”ya hitap etme devrinin kapandığını, ya fiyat avantajı ya da yüksek katma değer sunan uçlarda konumlanmanın gerekliliğini gösteriyor.
2. “Kale aile”ye sığınma
Toplumsal güvenin hızla eridiği bir dönemdeyiz. “En çok kime güvenirsiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 90’ı “Ailem” yanıtını veriyor. Buna karşılık bilim insanlarına güven yüzde 27, arkadaşlara güven yüzde 26, medyaya güven ise sadece yüzde 2 seviyesinde. Dış dünyanın tekinsizliği karşısında birey, güvenli liman olarak gördüğü ailesine, yani kendi kalesine çekiliyor.
3. Sosyal gettolar ve yankı odaları
Kutuplaşma sadece siyasetin değil, pazarlamanın da konusu. Toplumun yüzde 48’i siyasi kutuplaşmanın arkadaşlık ve komşuluk gibi gündelik ilişkilerini olumsuz etkilediğini belirtiyor. Daha da önemlisi, yüzde 46’lık bir kesim farklı toplumsal kesimlerin üzerinde uzlaşabileceği ortak değerlerin azaldığını düşünüyor. Tüketiciler giderek kendi gibi düşünen insanlardan oluşan yankı odalarına hapsoluyor.
4. Anlam ekonomisi: Nicelikten niteliğe geçiş
Tüketim alışkanlıklarında zorunlu ama aynı zamanda felsefi bir dönüşüm yaşanıyor. Katılımcıların yüzde 67’si tüketimlerinde “nicelikten çok niteliğe” önem verdiğini söylüyor. İyi bir yaşam tanımı da değişiyor: Yüzde 55’lik kesim için iyi yaşam, maddi kazançtan çok zihinsel ve ruhsal esenliğe dayanıyor. Markaların artık sadece ürün değil, anlam ve esenlik satması gereken bir dönem başlıyor.
5. Vicdan ve cüzdan paradoksu
Tüketici sürdürülebilirlik istiyor ancak ekonomik gerçekler fren yapıyor. “İklim krizini gündelik hayatımda hissediyorum” diyenlerin oranı yüzde 74 gibi çok yüksek bir seviyede. Ancak yüzde 58’lik bir kesim, ekonomik sıkışıklığın çevre dostu ürünleri tercih etmelerinin önündeki en büyük engel olduğunu açıkça belirtiyor. Tüketici vicdanı ile cüzdanı arasında sıkışıp kalmış durumda.
6. Küçük ödüller kültürü
Büyük hayaller (ev, araba vb.) ertelendikçe, mutluluk arayışı “küçük lüks”lere kayıyor. Toplumun yüzde 65’i, “Büyük harcamalar yapamadığım bu dönemde, küçük ve keyif veren şeyler almak benim için moral kaynağıdır” diyor. Son bir ayda en çok harcama yapılan küçük ödüller ise özel bir tatlı/çikolata (yüzde 50), uygun fiyatlı moda ürünü (yüzde 24) ve kaliteli bir kahve (yüzde 24) olarak sıralanıyor.
7. Yüksek dijitalleşme, düşük güven
Teknoloji hayatın tam merkezinde ama şüphe de yanı başında. Katılımcıların yüzde 73’ü kişisel verilerinin dijital platformlarda nasıl kullanıldığı konusunda endişeli. Yüzde 76’sı ise internet kullanırken dolandırıcılık veya siber saldırı korkusu yaşıyor. Buna rağmen dijitalden kopuş yok; sadece markalardan daha şeffaf ve güven verici politikalar bekleniyor.
8. Uzmanlığın krizi
Kurumsal otoriteye güvenin yerini “bireysel teyit” mekanizması alıyor. Bir haberin doğruluğundan şüphe edildiğinde, “resmi kurum açıklamasına bakarım” diyenlerin oranı yüzde 38 iken, yüzde 58’i “kaynağı kendim kontrol ederim”, yüzde 55’i ise “Google’da araştırırım” diyor. Tüketici artık pasif bir alıcı değil, kendi gerçeğini araştıran bir dedektif gibi davranıyor.
9. Alternatif sağlık otoriteleri
Belki de en şaşırtıcı veri sağlık ve gıda güvenliği alanında. Gıda ürünlerinin içeriği konusunda resmi kurumlardan çok (yüzde 30), sosyal medyadaki bağımsız denetçilere ve hesaplara (yüzde 32) güveniliyor. Geleneksel medya ve markanın kendi beyanları, güven sıralamasında sosyal medya fenomenlerinin ve bağımsız içerik üreticilerinin gerisinde kalıyor.
10. İndirim avcılığı: Yeni normal
Fiyat karşılaştırmak artık bir yoksulluk belirtisi değil, her gelir grubunun benimsediği bir alışkanlık. Toplumun yüzde 78’i alışverişten önce mutlaka fiyat karşılaştırması yaptığını belirtiyor. Eğitim düzeyi ve yaş fark etmeksizin, “indirim avcılığı” tüketici davranışının yeni normali haline gelmiş durumda.