Kurt Yediği Ayazı Unutmaz!
TÜİK belli ki talimatla açıklama yapmaya devam ediyor. Öyle olmasa zam yağmurunun sağanak halinde yaşandığı Mart ayı enflasyonunu yüzde 1,94 olarak açıklar mıydı?
TÜİK’in sepetindeki emtialar bir tarafa, tüm vatandaşların her gün aldığı zorunlu tüketim mallarından birkaçının son bir aydaki fiyat artışlarına birlikte bakalım.
15 liralık ekmek 20 liraya yükseldi, artış oranı yüzde 33,33 oldu. Yumurta fiyatı 3,5 liradan 4,5 liraya çıktı artış oranı yüzde 28,50 oldu. Sıvı Yağ (Ayçiçek yağı) litresi 80 liradan 110 liraya yükseldi artış oranı yüzde 37,50 oldu.
Domatesin fiyatı Mart ayında resmen uçtu!
Ay başında 60 liraya satılan domates yüzde 100 artışla 120 liraya ulaştı. Biber de domatesten geri kalmadı. 70 liralık sivri biberin kilosu 150 liraya yükseldi. Artış oranı yüzde 115 oldu.
Kıyma et 800 liradan 950 liraya fırladı. Artış oranı yüzde 18,75 oldu. 1 litre süt 40 liradan 55 liraya yükseldi, zam oranı yüzde 37,50 oldu. Motorin 60 liradan 80 liraya çıktı. Mart ayında akaryakıt fiyatları ortalama yüzde 33,33 zamlandı.
Bu saydığım emtialardaki artış rakamlarıyla vatandaşın Mart ayı enflasyonu neredeyse yüzde 50 olurken pek muhterem TÜİK’in açıkladığı aylık enflasyon oranı yüzde 1,94!
Aklımızla alay etmeye devam ediyorlar.
Olaya bir de şu açıdan bakalım isterseniz; malum ocak ayında asgari ücrete, emekli ve memur maaşlarına zam yapıldı.
Ne kadar yapılmıştı hatırlayalım.
Asgari ücret bir önceki yıla göre yüzde 27 artışla net 28 bin 75 lira olmuştu. SGK ve BAĞKUR emeklileri yüzde 12,90 memur ve memur emeklileri 18,60 oranında zam almıştı.
En düşük emekli aylığı Meclis’in yasal düzenlemesiyle ‘lütfedilip’ 20 bin liraya yükseltilmişti.
Yılın ilk 3 ayında reel fiyat artışları ve alım gücü dikkate alındığında asgari ücret yüzde 50 azalarak 14 bin liraya, en düşük emekli aylığı ise 10 bin liraya düştü!
Peki enflasyon neden kontrol edilemiyor?
Şimdi iktidarın sadık savunucuları diyecekler ki; burnumuzun dibinde savaş var, savaş!
Yahu arkadaş savaş başlayalı daha 40 gün olmadı! Türkiye yaklaşık 5 yıldır hiper enflasyonla boğuşuyor.
Kurtarıcı olarak getirilen Hazine ve Maliye Bakanımızın reçetesi de ne yazık ki borç al, günü kurtar anlayışından öte geçemedi.
Dış borçlara ilave olarak zamlar, vergiler ve cezalarla kamu maliyesini idare etmeye çalışıyorlar.
Sanayici, çiftçi, esnaf gün geçtikçe borç batağına saplanıyor. İflaslar, konkordatolar almış başını gidiyor!
Demek ki, ekonomi artık yönetilemez duruma gelmiş durumda!
Çözüm ne peki?
Buyurun sandığı getirin.
Şayet doğru işler yapıyorsanız millet yine sizi seçer... Merak etmeyin! Millete güvenin…
Hem bu şekilde güven tazelemiş olur içeride ve dışarıda daha güçlü konuma gelirsiniz.
Yok eğer milletin ekonomik anlamda yaşamakta olduğu bu zulüm artık canına tak etmişse; geldiğiniz gibi gidersiniz!
Nasıl ki 3 Kasım 2002 seçimlerinde demokratik yollardan iktidara geldiyseniz yine aynı şekilde milletin tercihiyle gidersiniz.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan bu haftaki grup konuşmasında iktidarın 5G’si var diyerek şunları söyledi:
"Türkiye'nin 5G'ye geçişi resmen ilan edildi. Tabii bu ulaşımın 5G’si... Bir de AK Parti iktidarının 5G'si var: güç zehirlenmesi, görevi ihmal, güveni istismar, gündemi değiştirme ve geçimi unutturma"
Şu bir gerçek ki; Arıkan’ın ifade ettiği AK Parti’nin 5G’sindeki tüm maddeler unutulsa da ‘’Geçim Derdi’’ unutulmayacaktır!
Ne demiş atalarımız;
"Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz"
İktidar erken seçim sandığından ne kadar kaçarsa kaçsın tam zamanında bile yapılsa 5 yıllık seçim döneminin sonuna yani 14 Mayıs 2028’e sadece 760 gün kaldı!
Ekonomik sıkıntıların altında inim inim inleyen millet sandığın bir an önce gelmesini istiyor!
Seçim sandığının geciktirildiği her gün iktidarın hanesine eksi olarak yazılmaktadır.
Çünkü, kurdun yediği ayaz gün geçtikçe artmaktadır!