Zübük
Aziz Nesin tarafından 1961 yılında yayınlanan Zübük romanı 65 yılda tam 36 defa basıldı. Almanca ve Arapça başta olmak üzere birçok dile çevrildi.1980 yılında senaristliğini Atıf Yılmaz’ın, yönetmenliğini Kartal Tibet’in yaptığı ve büyük usta Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı aynı adlı sinema filmi 12 Eylül Askeri Yönetimi tarafından yasaklansa da daha sonraki yıllarda gişe rekorları kırdı. Anlayacağınız hem romanı hem de filmi büyük ilgi gördü.
Aziz Nesin’in sosyal ve politik unsurların etkileşimini mizahi bir üslupla anlattığı Zübük romanı toplumumuz tarafından oldukça beğenilmiş, satış rekorları kırmış, sinemaya uyarlanan filmi büyük ilgi görmüştü.
Sonraki yıllarda ‘’Zübük’’ ifadesi Aziz Nesin’in kurguladığı bir karakteri tanımlamaktan çıkmış ve “çıkarı uğruna her kılığa giren, sözüne güvenilmez, yalancı” bir toplumsal tipi tanımlayan genel bir ifadeye dönüşmüştür.
Zübük, hala revaçta!
Peki neden?
Nedeni çok basit aslında. 65 yıl evvel yazılan romanın başkarakteri olan Zübükzade İbraam Bey’in başta siyasi arena olmak üzere toplumun her kesimindeki örnekleri o kadar çoğaldı ki!
Mesela; dün hakaret ettiklerinin bugün elini ayağını öpen, dün etmediği lafı bırakmadıklarını bugün kutsal bir figür gibi azizleştiren tiplerle aynı havayı soluyoruz!
Aynı mahallede, aynı şehirde, aynı topraklarda yaşıyoruz!
Ve ne yazık ki bu tipler hala toplumda el üstünde tutulup, itibar görebiliyorlar!
Siyasette varlar.. Ticarette varlar.. Akademide, Sanatta, Sporda varlar.. Köyde varlar, Kentte varlar..
Var oğlu, varlar!
Nereye elimizi uzatsak bir ‘’zübük’’e değmemesi neredeyse imkânsız!
Anlayacağınız tüm yaşamımızı işgal etmiş ‘’boş-beleş’’ tiplerle bir ömrü birlikte yaşamak zorunda kalmışız.
Vah ki, vahhh!
Sonra da diyoruz ki; neden bu kadar duyarsız bir toplum olduk? Hangi ara bu kadar sosyal çürümüşlük aldı başını gitti diye?
Sorulması gereken asıl soru şu bence: Toplumsal yapımızı bir ağ gibi saran bu zübük anlayışı neden giderek artan şekilde ilgi görüyor?
Sorunun cevabı çok basit aslında.. Zübükler familyasına mensup kişi sayısı o kadar çok arttı ki, bu zübük tipler de bu kadar ilgi görmeye başladı!
Acı gerçek budur!
Adam, iktidarın ülkeye yaşattığı ekonomik buhranda inim inim inleyen köylünün, esnafın, memurun sorunlarını çözmek için çalışacağını vaat ederek seçimi kazanıyor, milletvekili oluyor sonra da milletten aldığı emanete ihanet ederek karşı mahallede esas duruşa geçip selam veriyor!
Vay ki, vayyy!
Edebiyatımızın büyük ustalarından Şair Neyzen Tevfik, yıllar önce çok iyi betimlemiş bu tipleri. Hatırlayalım bir kez daha, ne demişti Neyzen Usta bu zübükler hakkında:
Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler...
Künyeni almak için, partiye ettim telefon..
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!..
Aziz Nesin bile romanını yazarken, Neyzen Tevfik bile şiirini kaleme alırken gün gelecek memlekette bu kadar çok zübük olacağını tahmin edememiştir kesinlikle!
Şimdi gel de ‘’ateist’’ dedikleri Aziz Nesin’e, ‘’ayyaş’’ dedikleri Neyzen Tevfik’e rahmet okuma!
Büyük Ustalara, zübükler diyarından selam ve rahmetler olsun...