Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
24°

Maduro'nun Yargılanması ve Türkiye

YAYINLAMA:
Maduro'nun Yargılanması ve Türkiye

"ABD’nin, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya 23 Aralık’ta görevi bırakıp Türkiye'ye gitmesini önerdiği, bunun karşılığında malvarlığına belli garantiler verdiği, bunu reddedince Trump’ın 25 Aralık’ta operasyon için düğmeye bastığı" şeklindeki haberler, Madura'nın ABD'ye kaçırıldığı günden bu yada medyada dolanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gerçekten Türkiye'yi böyle bir pazarlığın tarafı yapıp yapmadığı bu bağlamda tartışılıyor. Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde Trump ile telefonla görüşmesinin içeriği merak ediliyor.

Erdoğan hafta başındaki kabine toplantısından sonra yaptığı açıklamada, Trump ile telefonla görüşmesinde, son gelişmelerle ilgili Türkiye'nin duyarlılıklarını ileterek, Venezuela'nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdiğini belirttiğini söyledi. Medyada dolaşan yukarıdaki haberlere değinmedi. Hamaset yapmadı. Tahriklere prim vermedi. Ülkemizin ABD ve Venezuela ile ilişkilerini tüm boyutlarıyla gözeten, sağduyu ve sorumluluk yüklü dengeli bir açıklama yaptı.

ABD-Venezuela ilişkilerinde aylardır Türkiye'yi de ilgilendirebilecek gerginlikler yaşanıyordu. Son gelişmeler bu gerginlikleri yakından izleyenler için sürpriz değil. Bu gelişmeleri kısaca anımsayalım..

ABD ordusuna ait donanma unsurları Eylül ayında Venezuela açıklarında, uluslararası sularda “uyuşturucu terör örgütüne ait uyuşturucuyu taşıdığı” ve ABD’ye doğru yol aldığı ileri sürülen bir gemiye saldırı düzenlemişti. ABD’nin, Karayipler bölgesine Venezuela açıklarına bir nükleer denizaltı ile yedi savaş gemisinden oluşan bir deniz filosu ile düzenlediği saldırıda 11 kişi öldürülmüştü. Saldırının gerekçesi olarak, ABD’ye giren uyuşturucunun çoğunun Venezuela’dan gelmesi gösterilmişti. Gelişme iki ülke arasında esasen gergin olan ilişkileri daha gerginleştirmişti.

Karayipler’den ABD’ye gelen uyuşturucu ile uzun süredir mücadele ediliyor. Günümüzde ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı “çok yakın tehdit” olarak değerlendiriliyor. Yaşanan gelişmeler ABD’nin aldığı tedbirleri daha da ağırlaştıracağını gösteriyordu.

Uyuşturucu kaçakçılığına karşı kararlı bir politika izleyen ABD Başkanı Trump, bir süre önce imzaladığı kararnameyle Latin Amerika kökenli uyuşturucu kartelleri ile yerinde mücadele iddiasıyla ordunun daha fazla ve etkin kullanılması talimatı vermişti. ABD hükümeti, Ağustos ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tutuklanması veya mahkûm edilmesine ilişkin bilgi sağlanması karşılığında daha önce 25 milyon dolar olan ödülü 50 milyon dolara yükselttiğini duyurmuştu. Maduro’nun on yılı aşkın süredir ABD’ye uyuşturucu kaçakçılığından sorumlu “Cartel de los Soles”in liderliğini yaptığı ileri sürülüyor. “Cartel de los Soles”in ABD Hazine Bakanlığı tarafından Temmuz ayında, ”Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist” diye tanımlanıyordu. Madura'nın yargılanmak üzere, uluslararası hukuk hiçe sayılarak yakalanması bu sürecin son halkası.

Dünyanın dört bir köşesi ilgi alanı olan ABD’nin, “arka bahçesi” Karayipler’le yakından ilgilenmesini ve o bölgedeki rejimleri yakın takibe almasını yadırgamamak gerekir. Güney Amerika ülkelerinde gerçekleşen darbelerde ABD’nin etkisi, rolü pek çok filme konu olmuştur. Dünyanın bilinen en büyük petrol rezervine sahip ve önde gelen petrol ihracatçılarından olan Venezuela ile yakından ilgilenmesini de doğal karşılamak gerekir.

Otoriter Maduro yönetimindeki ülkede ekonomi çökmüş durumda. Sorumlu olarak Maduro iktidarının hesapsız ve kötü yönetimi gösteriliyor. Hiperenflasyon rekor düzeyde. Ülke, temel ihtiyaç ürünlerinde kıtlık, işsizlik, yoksulluk, beslenme, suç ve yolsuzluk sorunlarıyla boğuşuyor. Üç milyondan fazla Venezuellalının ülkeyi terk ettiği belirtiliyor. Otoriter yönetimlerde gözlenen insan hakları ihlalleri, işkence, keyfi hapis, yargısız infazlar vs. bu ülkede de yaşanıyor.

Ülkenin içinde bulunduğu durum ABD tarafından yakından izleniyor, değerlendiriliyor. Bu ülke dahil, bölgeden ABD’ye yönelik uyuşturucu ticareti ABD’yi haklı olarak kaygılandırıyor. Tedbir olmaya zorluyor. ABD, uyuşturucu kaçakçılığı, organize suçlar, yolsuzlukla, terörizmle mücadeleye her daim önem veren, bu alanlarda uluslararası iş birliğine önem atfeden bir ülke. ”Bu konuda ABD bir iddiada bulunursa bir nedeni olmalı. ABD’nin bir bildiği vardır” da denebilir.

Maduro’nun bir şekilde “tasfiye edilmesi” ve yerine ABD ile yakın ilişkilere önem atfeden “akıllı-uslu” bir yönetimin gelmesi bekleniyordu. Beklenen oldu.

Türkiye-Venezuela ilişkileri

Venezuela, Latin Amerika ve Karayipler bölgesinde Türkiye'nin ilk diplomatik ilişki kurduğu ülkeler arasında yer alır. Diplomatik ilişkiler 1950 yılında kuruldu. Uzun yıllar durgun olan ilişkiler 2017′ den sonra hareketlendi. Bu çerçevede yüksek düzeyde karşılıklı ziyaretler yapıldı. Devlet başkanı düzeyinde karşılıklı resmi ziyaretler de ilk kez 2017’den sonra gerçekleşti. Nicolas Maduro 6 Ekim 2017’de Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulundu. Maduro, 9 Temmuz 2018’de Cumhurbaşkanımızın göreve başlama törenine de geniş bir heyetle katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da 3 Aralık 2018 tarihinde Karakaş’ı ziyaret etti. Cumhurbaşkanı yardımcısı ise, Maduro’nun 10 Ocak 2019 tarihindeki yemin törenine katıldı. Venezuela Cumhurbaşkanı Başkanı Yardımcısı da Ocak 2020’de Türkiye’yi ziyaret etti. Dışişleri Bakanı düzeyinde de karşılıklı ziyaretler, temaslar gerçekleşti. Ekonomik işbirliğini geliştirmeye yönelik forumlar ve Parlamenterler Arası Dostluk Grubu toplantıları düzenlendi.

İki ülke arasındaki yakın ilişkiler göz önünde tutulduğunda, ABD ile Venezuela arasındaki son gelişmelerin Ankara’da dikkatle izlendiği kuşkusuz.

Hatırlanacağı üzere, Türkiye’yi de içine alan “Venezuela ile yeni bir uyuşturucu güzergahı” kurulmaya çalışıldığına ilişkin iddialar geçen yıllarda medyada yer almıştı. Bu çerçevede ortaya atılan iddialarda kokain ticareti rotasının Kolombiya’dan Venezuela’ya döndüğü, yeni bir uyuşturucu güzergahı oluşturmak amacıyla Türkiye’den birilerinin bu ülkede temaslarda bulunduğu ileri sürülmüştü. Türkiye’ye keza Venezuela’dan sıfır gümrük vergisiyle peynir ithal ettiği yolundaki iddialar kuşku yaratmış, konu TBMM’ye taşınmıştı. Ticaret Bakanı yöneltilen bir önergeye verdiği yanıtta, anılan ülkeden 1 gram dahi peynir ithal edilmediğini açıklamak zorunda kalmıştı.

Venezuela üzerinden ülkemizi de içine alan yeni bir uyuşturucu güzergahı kurulmaya çalışıldığı iddialarının ilgili makamlarımızca titizlikle araştırıldığından kuşku duyulmamakta. Bu doğrultuda, “uluslararası uyuşturucu kartelin lideri olduğu” iddia edilen Maduro'nun ABD'deki yargılanma sürecinin de Ankara tarafından yakından izlenmesi bekleniyor. Bu yargılanma sürecinde "Maduro'nın Türkiye'ye gönderilmesi" iddiası dahil, ülkemizi ilgilendirebilecek çeşitli iddiaların gündeme gelmesi beklenmeli

Maduro'nun kaçırılması her ne kadar "Trump vari bir eylem" ise de ABD'de "tarafsız, bağımsızlar yargıçlar " olduğu unutulmamalı. Yargılama süreci sonunda "Maduro'nun Türkiye'ye gönderilmesi" konusunun tekrar gündeme gelebileceği ihtimali de göz önünde tutulmalı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız