Ortadoğu Genel Valisi
Tom Barrack; asıl mesleği emlakçılık olan bu zat-ı muhterem ABD Başkanı Trump tarafından 7 ay önce Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi olarak atandı. Bay Barrack, göreve başladığı günden beri yaptığı açıklamalarla Ortadoğu coğrafyasını yeniden şekillendirme çabasında olduğunu ayan beyan gösteriyor! Nasıl mı? Gelin anlatayım…
ULUS DEVLETTEN EYALET SİSTEMİNE GEÇİN
Batan bir İmparatorluğun küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti ‘’Ulus Devlet’’ esasıyla kurulmuş, tüm vatandaşlarının ortak bir dil, ortak bir kültür ve ortak değerleri paylaşmasıyla yek vücut olmuştu.
Bay Barrack, göreve başlar başlamaz Osmanlı İmparatorluğundaki "millet sisteminin" farklı etnik grupların varlıklarını sürdürmelerine imkân verdiğini söyleyerek ilk nifak tohumlarını ekmeye başladı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus devletten eyalet sistemine evrilmesi gerektiğini ifade eden bu zat güya barışçıl bir anlayışla Ortadoğu Coğrafyasına huzur iklimi gelmesini arzu ettiklerini ifade ediyordu (!)
MEŞRUİYETİ MİLLET İRADESİ DEĞİL TRUMP VERİYOR
Aynı Barrack, ‘’Amerika'nın Dünyadaki Rolünü Şekillendirmek’’ adlı panelde yaptığı konuşmada; "(Erdoğan) 71 yaşına geldi. (Türkiye) bir demokrasi ama otoriter gibi. Başkan Trump dahice bir şekilde çözüm olarak ona meşruiyet vermeliyim dedi. Şu an bu oluyor. Bence bunun sonucunda büyük değişiklikler göreceksiniz" diyordu.
Ülkemin Cumhurbaşkanına meşruiyeti, Millet İradesi değil de ABD Başkanı veriyormuş bu açıklamaya göre!
HEDEFLERİ ENERJİ KAYNAKLARI
Bay Barrack, ‘’1919'dan beri ulus-devletler tarafından engellenmiş durumdayız. Hazar Denizi'nde, Yunanistan ve Türkiye'nin giriş kapısı olduğu Akdeniz'e ulaşımı engellenmiş çok fazla fosil yakıt kaynağımız var. Sağlıklı bir vücudun ortasında bir apse barındıramazsınız. Kıbrıs kilit bir parça. Bu yüzden umudumuz, sürecin orayı da kapsamasıdır’’ derken emperyalizmin bitmeyen vahşi emellerini satır aralarında dile getiriyor ve KKTC’nin bu emellere ulaşmalarında engel olacağını ima ediyordu!
BİR İMTİYAZ DA EKÜMENİK ANLAYIŞA
Bay Barrack, Yunan Gazetesi Kathimerini’ye verdiği röportajda ise Heybeliada Ruhban Okulu’nun ABD Başkanı Donald Trump ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için kilit öneme sahip olduğunu belirtiyor ve “Ruhban okulunun Eylül 2026'da potansiyel olarak yeniden açılmasını hedefliyoruz. İlerlemeyi izlemek ve tartışmaları hızlandırmak için buradayız” diyordu.
Ayasofya’yı ibadete açmanın karşılığı Heybeliada Ruhban okulunu açmak mı yoksa?
Bilemiyoruz…
F-35’LERİ ALABİLMEK İÇİN S-400’LERİ ÇÖPE ATIN
Rusya’dan aldığımız S-400 savunma sistemleri konusunda sosyal medya hesaplarından açıklama yapan Büyükelçi, Türkiye'nin F-35 programına geri dönebilmesi için S-400 sistemini işletmemesi veya bulundurmaması gerektiğini söylüyor milyarlarca dolar verip aldığımız S-400 savunma sistemini çöpe atın demeye getiriyordu!
MEŞRUİYET MİLLİ İRADEDEDİR!
Türkiye’nin egemenlik haklarına ve ulus devlet anlayışına tam olarak müdahale anlamı taşıyan bu hezeyanlara tek laf eden, cevap veren bir Allah’ın kulu oldu mu? Hayır!
Bakın, tarihe not düşmek adına açıkça yazıyorum.
Osmanlı İmparatorluğu’nu içten parçalamakla görevlendirilen ve birçoğumuzun Arabistanlı Lawrence olarak bildiği İngiliz Casusunun tam adı Thomas Edward Lawrence’tı. Bay Barrack’ın tam adı da Thomas J. Barrack!
Söyler misiniz günümüzün Arabistanlı Lawrence’ı Bay Barrrack değil de kimdir?
Bugüne kadarki hezeyanlarını görünce insan ister istemez düşünüyor… Ortadoğu’ya Genel Vali olarak atandığı anlaşılan Thomas’ın, 100 yıl önceki Thomas’tan ne farkı var diye…
Misyonu 100 yıl önceki Lawrence ile aynı olan bu kişiyi derhal Persona non grata (istenmeyen kişi) ilan edip Türkiye’den derhal kovmamız gerekmiyor mu?
Meşruiyetimizi, Trump’tan değil de Milli iradeden alıyorsak eğer!