Akdeniz Gerçek’in kent gündemine taşıdığı ve gündemde tuttuğu plastik atık kirliliği dosyası genişliyor. Adana’da ve Mersin’de bulunan çok sayıda geri dönüşüm tesisinden çıkan atığın Akdeniz’e aktığı bilinirken doğu illerinden çıkan atıkların Seyhan Nehri üzerinden Akdeniz’e karıştığı öğrenilmişti. Atıkların rüzgarın da etkisiyle Antalya kıyılarına gelmesi ve sahilleri kirletmesi sebebiyle insan sağlığı, turizm, ekonomi gibi pek çok alan etkilenirken konu 18 Ağustos Salı günü Antalya Valiliği’nde masaya yatırıldı. Toplantıda aynı zamanda geri dönüşüm tesislerinden kaynaklanan sorunlar da konuşuldu.

TOPKAYA SUNUM YAPTI
500 bin tonu plastik olmak üzere toplam 12.25 milyon ton atık ithal eden Türkiye’de geri dönüştürülemeyen atıkların kentsel deşarjlar ve yoğun yağış sonucu nehirler vasıtasıyla denize taşınması Doğu Akdeniz’deki plastik yükünü katladı. Doğu Akdeniz’den Antalya sahillerine gelen plastik atık kirliliğine ek olarak Antalya’da Adana ve Mersin hattına kıyasla daha az geri dönüşüm tesisi bulunuyor. Düden, Çakırlar ve Kırcami bölgelerinde yoğunlukla bulunan ve bir kısmı ruhsatsız tesislere karşı denetim sürse de yarattığı kirlilik de sorun olmaya devam ediyor. Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Topkaya hem geri dönüşüm tesisleri hem de plastik atık sorununu ele alan geniş bir çalışma yaptı. Antalya Valiliği bünyesinde yapılan toplantıda kurumlara sunum yapan Prof. Dr. Topkaya, uyarılarını sıraladı.

PLASTİK İSTİLASI VE İTHAL ATIK TEHDİDİ
Sunumda yer alan çarpıcı görseller ve veriler, kirliliğin en büyük aktörünün plastik atıklar olduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Bülent Topkaya’nın raporunda "Sürdürülebilirliğin Sağlanması" hedeflerinde kısa vadeli en acil önlem olarak "Her türlü atık ithaline son verilmesi" maddesi dikkat çekiyor. Geri dönüşüm tesislerine gelen PP, HDPE, LDPE gibi yüzen plastikler ile PVC ve PET gibi çöken plastiklerin ayrıştırılma süreçlerine dair görseller, bazı malzemelerin doğada parçalanma sürelerinin 500 ila 1000 yılı bulduğunu veya asla yok olmadığını kanıtlıyor. Raporda paylaşılan öğütülmüş renkli mikroplastik yığınlarına ait fotoğraflar, geri dönüşüm sektörünün kontrolsüz yüzünü ve bu zehrin yeraltı sularına ne kadar kolay karışabileceğini açıkça özetliyor.

VAHŞİ DÖKÜM ALANLARINDA SEVİNDİREN DÖNÜŞÜM
Raporda yer alan "Çözümlenen Sorunlar" bölümü, atılan doğru adımların sonuç verdiğini gösteren kıymetli görseller içeriyor. Aşağıoba Düden Sahası'nın 2024 yılına ait drone fotoğraflarında, yol kenarlarına kilometrelerce uzanan beyaz plastik yığınları ve vahşi çöp döküm sahaları görülürken; 2025 yılına ait aynı açılardan çekilmiş fotoğraflarda bu alanların tamamen temizlenerek doğaya kazandırıldığı ve yeşil dokunun korunduğu dikkat çekiyor.
ACİL "3R" KURALI VE RADİKAL KARARLAR
Düden Çayı ekosisteminin korunması için kurumlar arası iş birliği ve kirlilik izleme sisteminin kurulması şart koşuluyor. Prof. Dr. Bülent Topkaya'nın raporu, orta vadede "Tek kullanımlık plastiklerden vazgeçilmesini" uzun vadede ise "Azalt, Tekrar kullan, Geri dönüştür" (Reduce, Reuse, Recycle - 3R) sistemine geçilmesini zorunlu kılıyor. Evsel katı atıkların kaynağında ayrıştırılmasının yanı sıra; çöp konteynerlerinin sokaklardan kaldırılarak parsel içine alınması ve "Kirlettiğin kadar öde" sisteminin hayata geçirilmesi, Antalya'nın geleceğini kurtaracak nihai çözüm önerileri olarak sunuluyor.

KİRLİLİĞİN KAYNAKLARI VE DÜDENLERİN İÇLER ACISI HALİ
Aşağıoba, Bıyıklı ve Kömürcüler düden sahalarını kapsayan haritalandırmalar, potansiyel kirletici unsurları bir bir listeliyor. Zeytinyağı fabrikaları, mermer/taş ocakları, atıksu bağlantısı olmayan yerleşimler, hayvancılık işletmeleri ve Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) büyük bir risk oluşturuyor. Rapordaki yakın çekim düden fotoğraflarında, doğal su yutakları olan bu çukurların içinin kurumuş dallar, hafriyat ve çeşitli çöplerle dolu olduğu, adeta birer çöp tenekesine dönüştürüldüğü gözlemleniyor.

YERALTI SULARIMIZDA KALİTE ÇÖKÜŞÜ
Antalya Havzası yeraltı suyu miktar ve kalite durumunu gösteren haritalar incelendiğinde, şehrin tam kalbinin ve Düden Çayı'nı besleyen havzanın kalite açısından tamamen "Risk Var" statüsünde, yani kırmızı renkle işaretlendiği görülüyor. Uzun mesafeli koruma alanlarını gösteren jeolojik kesitler, otokton kireçtaşlarına karışan kirleticilerin yeraltı suyu akım yönüyle çok uzak mesafelere, doğrudan denize ve kaynaklara kadar nasıl taşındığını ispatlıyor.

KESİN SU KITLIĞINA DOĞRU HIZLI DÜŞÜŞ
Prof. Dr. Topkaya'nın raporunda yer alan "Kişi başı su miktarı" grafikleri, iklim değişikliği ve nüfus artışının yarattığı dehşet verici tabloyu rakamlara döküyor. Falkenmark İndeksi baz alınarak hazırlanan projeksiyonlara göre; Antalya Havzası, Boğaçay ve Korkuteli Düden Çayı bölgeleri şu an "Su Stresi" sınırındayken, 2043 yılından itibaren "Su Kıtlığı" çizgisine inecek, 2055 yılına doğru ise kişi başı su miktarının 500 metreküpün altına düşmesiyle "Kesin Kıtlık" kategorisine girecek.

KESTEL OVASI'NDAN KIRKGÖZLER'E GİZLİ TEHLİKE ROTASI
Uydu görüntüleriyle desteklenen analizler, Burdur sınırındaki Kestel Ovası (Polye) ile Antalya'daki Kırkgözler arasında 34 kilometrelik doğrudan bir yeraltı bağlantısı olduğunu ortaya koyuyor. Kestel Gölü ve Düdeni'ne ait drone fotoğraflarında, devasa tarım alanlarının ortasından geçen kanalların yağış sularını ve tarımsal kimyasalları doğrudan düden girişlerine, oradan da yer altına taşıdığı net bir şekilde görülüyor. Karstik yapı nedeniyle dışarı akamayan bu sular, doğrudan Antalya'nın içme suyu kaynaklarını besliyor.
DENETİMLİ GERİ DÖNÜŞÜM SİTESİ
Konuya dair ulaştığımız Prof. Dr. Bülent Topkaya, Akdeniz Gerçek’e yaptığı açıklamada atık ithalatının yasaklanmasının muhtemel bir yan etkisine de dikkat çekerken bu durumun lisanslı tesisler için yaratacağı soruna değindi. Yurt içinde temiz plastik atık bulmanın zor olduğunu belirten Prof. Dr. Topkaya, yurt dışından kaynağında ayrıştırılmış olarak gelen plastikleri dönüştürmenin daha kolay olduğunu ve ithalata son vermenin geri dönüşümcülerin işlerine mal olabileceğini vurguladı. Yurt içinde de plastik atıklarımızı daha temiz şekilde ayrı toplamamız gerektiğini ifade etti.

OSB BÖLGESİNE ENTEGRE TESİS ÖNERİSİ
Piyasada çok sayıda plastik çeşidi bulunduğunu ve bunların arasında "tetra pak" gibi geri dönüşümü mümkün olmayan türlerin de yer aldığını belirten Prof. Dr. Topkaya; krizin çözümü için Antalya örneğinde devlet kontrolünde, OSB bölgelerine entegre bir "geri dönüşümcü sanayi sistemi" kurulabileceği önerisini de raporuna ekledi. Prof. Dr. Topkaya ayrıca, yaklaşan kış aylarına ve yağışlara dikkat çekerek, Adana’da sürece uygun olmayarak kaçak şekilde dökülen ve Akdeniz’e karışan atık krizinin çözülmesi ve bölgeye dökülen atıkların yağmurlar başlamadan önce acilen temizlenmesi gerektiğini, aksi takdirde aynı sorunun seneye bir daha yaşanacağı uyarısında bulundu.