Okullarda artan şiddet olayları önleyici tedbirlerle çözülmek yerine tüccarlara yeni bir pazar açıldı. Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, "Çocukları kurşun geçirmez çantalarla koruyamayız; güvenlik eğitimle oluşur" diyerek duruma tepki gösterdi.
Türkiye’de eğitim kurumlarında artan silahlı saldırı olayları güvenlik tartışmalarını derinleştirirken, bu tabloyu fırsata çeviren savunma sanayii sektörü yeni bir ürünle ortaya çıktı. Okullarda yaşanan trajediler ve yetersiz kalan güvenlik önlemleri kamuoyunda tartışılırken, bir şirket öğrencilerin muhtemel saldırı anında kullanabileceği "balistik okul çantası" geliştirdi. Çocukların güvenliğini sağlamak yerine onları çatışma ortamının parçası haline getiren bu yaklaşım, sorunun üstünün nasıl örtüldüğünü gözler önüne serdi.
GÜVENLİK YERİNE TİCARET
Ankara'da yürütülen çalışmayla tasarlanan çantanın, normal bir okul çantasına göre yalnızca 300 gram daha ağır olduğu ve dikkat çekmeden kullanılabildiği savunuldu. Projede yer alan İş Geliştirme Uzmanı Mehmet Evci, ürünün ticari kaygıdan uzak olduğunu iddia etse de okullardaki şiddet sarmalının koruyucu kalkanlar ve satılabilir güvenlik ekipmanlarıyla çözülmeye çalışılması dikkat çekti. Kahramanmaraş’taki ve Manisa’daki okul saldırılarının ardından hız kazanan bu tasarımlar, eğitim alanlarının nasıl birer güvenlik risk alanına dönüştüğünün ve bu durumun nasıl ticari bir pazara evrildiğinin somut bir örneği oldu.
ÖNLEM DEĞİL, ÇARESİZLİK
Uluslararası laboratuvarlarda 9 milimetre ve 44 Magnum gibi ağır silahlara karşı test edildiği belirtilen çantanın, saldırı anında çocuk ile saldırgan arasında bir bariyer oluşturacağı ifade edildi. Ancak eğitimciler ve uzmanlar, okullarda alınması gereken temel idari ve güvenlik önlemlerinin eksik bırakılarak sorumluluğun çocukların sırtındaki çantalara yüklenmesini eleştiriyor. Devletin ve kurumların okullardaki şiddet ve silahlanma sorununa kalıcı çözümler üretmek yerine, çocukların sırtına kurşun geçirmez kalkanlar yüklemesi, güvenlik politikasındaki iflasın ve yaşanan acıların ticarete dökülmesinin en acı tablosunu oluşturuyor.
"EĞİTİM NEREDEN NEREYE GELDİ"
Konuya ilişkin Akdeniz Gerçek’e konuşan Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, yaşananların öğrenciler için büyük bir travma olduğunu ve eğitimin geldiği noktayı gözler önüne serdiğini belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitimin kalitesini artırması gerekirken okullarda rehber öğretmen, psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanı eksikliklerinin giderilmediğini vurgulayan Öztürk, norm kadrolar yüzünden okullardaki uzman sayısının yetersiz kaldığına dikkat çekti.
“SÜREKLİ DİN DERSİ AÇIYORLAR”
Okullarda en çok açık olan derslerin başında seçmeli din derslerinin geldiğini belirten Öztürk, çocukların nitelikli bir eğitimden mahrum bırakılarak gerici bir eğitim sürecine itildiğini ifade etti. Öztürk, eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:
"Bugün bakıyorsunuz; en çok açık, boş ders ihtiyacı ne var, seçmeli derslerden din dersi. Sürekli din dersini açtıkları için öyle oluyor. Okulda çocukların eğitim-öğretimi düzgün almadığı için, gerici bir eğitim aldığı için çocukların okuldaki öğretmenleri rol model almaları artık mümkün değil. Kimi rol model alıyor? Bugün televizyonlarda, bilgisayar oyunlarında elinde silahlı olan bir sürü kişiyi rol model alıyorlar. Biliyorsunuz Türkiye'deki TV'lerde bir sürü dizi oynanıyor, hemen hemen hepsi böyle mafyatik tipler cezaya bile girmiyor, milleti öldürüyor ve milletin gözünde de büyük bir rol oynuyor ve herkes onu rol model alıyor. Öğrenciler de bunu alıyor."
"TEK SORUMLU İKTİDAR VE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’DIR"
Okullarda silah kullanılmasının, yaralanma ve ölümlerin yaşanmasının tek sorumlusunun Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ve Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu vurgulayan Öztürk, izlenen politikaların bu tabloyu yarattığını ifade etti. Bir çanta üretip çocukları kurşun geçirmez kalkanlarla donatmanın bir çözüm olamayacağını belirten Öztürk, şunları söyledi:
“Örneğin turnike koyuyorlar, turnike parasını öğrencilerden alıyorlar, velilerden alıyorlar. Oraya bekçi koyuyorlar, bekçiyle polisle çözülecek iş değil ki bu. Vereceğin eğitimle ilgili. Bugün yurt dışındaki okullarda lisesi, ortaokulu, üniversitesi yan yana, duvarları çevrili bile değil, sessizce millet kendi sınıfına girip çıkıyor, hiçbir şey olmuyor. Ama bizde duvarları demirler, böyle yarı açık cezaevi gibi yapılmış bütün okullar. Ama içeriye isteyen istediği gibi giriyor. Güvenlik böyle alınmaz. Güvenlik dediğimiz eğitimle oluşacak bir şey.”
Velilerin de çaresiz bırakıldığını ve popüler kültürün yarattığı şiddet sarmalından etkilendiğini belirten Öztürk, çocukların zırhlı çantalarla değil, bilimsel, laik ve kamusal bir eğitim sistemiyle korunması gerektiğinin altını çizdi.