Avrupa’dan gelen sanayilerde ve geri dönüşüm tesislerinde büyük çoğunluğu dönüştürülen atıkların dönüştürülemeyen kısımları Doğu Akdeniz’den başlayarak Antalya sahillerini zehirlemeyi sürdürüyor. Türkiye’nin hurda metal, kağıt, cam ve plastik dahil 12.25 milyon ton genel atık ithal ettiği bilinirken bunların 500 bin tonu plastik atıklardan oluşuyor. Geri dönüştürülemeyen atıkların kentsel deşarjlar ve yoğun yağış sonucu nehirler vasıtasıyla denize taşınması Doğu Akdeniz’deki plastik yükünü katladı. Antalya’da da geri dönüşüm tesislerinin denizlere atık bıraktığı bilinirken Antalya Valisi Hulusi Şahin gerekli denetimlerin yapıldığını söylemişti. Antalya’da Düden, Çakırlar ve Kırcami bölgelerinden de atıkların sahile aktığı biliniyor. Ayrıca doğu illerindeki tesislerde biriken atıkların da Seyhan Nehri üzerinden Akdeniz’e aktığı kaydediliyor.

KİRLİLİK ÖNLENMEZSE TELAFİSİ YOK
Akıntılarla birlikte Doğu Akdeniz’den batıya; Alanya, Kemer ve Antalya kıyılarına kadar sürüklenen makro ve mikroplastikler deniz ekosistemini ağır şekilde zehirliyor. Bölgede avlanan balıkların yaklaşık yüzde 44’ünde mikroplastik izlerine rastlanması sorunun vahametini ortaya koyarken, sahilleri saran kirlilik Türkiye turizminin lokomotifi olan Antalya’da da kırmızı alarm verilmesine yol açtı. Sektör temsilcileri ve çevreciler, denizi ve kıyı saflığını tehdit eden bu kirliliğin önlenememesi halinde bölge turizminin telafisi imkansız bir darbe alacağını vurguluyor. Akdeniz Gerçek Gazetesi’nin uzun süredir gündemde tuttuğu konuya ilişkin Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Rıfkı Aktekin, insan sağlığı açısından konuyu değerlendirdi.

"İNSAN VÜCUDUNDAKİ ETKİLERİNE DAİR BELİRSİZLİKLER SÜRÜYOR"
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Rıfkı Aktekin,
"Mikroplastiklerin insan vücudunda tam olarak nasıl bir etki mekanizmasına sahip olduğu konusunda henüz bilinmeyen pek çok detay bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası sağlık kuruluşları bu alanda ciddi ve geniş kapsamlı araştırmalar yürütmektedir. Şimdilik somut olarak saptanmış kesin klinik veriler sınırlı olsa da doğada onlarca, hatta yüzlerce yıl kaybolmadan kalabilen bir maddenin insan metabolizmasında ve dokularında son derece olumsuz etkiler yaratacağı açıktır”
dedi.
"TEHLİKE DENİZDE YÜZMEKTEN ZİRA BESİN ZİNCİRİNDEN GELİYOR"
Prof. Dr. Mehmet Rıfkı Aktekin,
“Kamuoyundaki genel kanaatin aksine mikroplastikler denize girilmesiyle doğrudan vücuda nüfuz etmekten ziyade, sekonder yolla yani kontamine olmuş deniz ürünlerinin ve besin maddelerinin tüketilmesiyle zararlara yol açar. Denize girmekle veya yüzme sırasında suyun temasıyla ancak bir takım yüzeysel cilt reaksiyonları ve alerjik sıkıntılar yaşanabilir. Asıl temel ve büyük risk; balıklar ile diğer deniz canlılarında biriken mikroplastiklerin sindirim sistemi yoluyla doğrudan insan vücuduna ve kan dolaşımına karışmasıdır”
diye konuştu.

"GIDALAR, İÇME SUYU VE SOLUNUM YOLUYLA ALINIYOR"
Prof. Dr. Aktekin,
"Bunun yanı sıra plastik kapların ısıtılması, plastik şişelerin güneş altında bırakılması ve bu kaplardaki besin maddelerinin tüketilmesi de kimyasal maruziyeti artırıyor. Mikroplastik kirliliği sadece deniz ürünleriyle sınırlı kalmayıp içme suyuna, hatta havadaki toz parçacıklarına karışarak solunum yoluna kadar sirayet edebilmektedir"
dedi.
"KRONİK HASTALIKLAR VE KANSER RİSKİNİ TETİKLEYEBİLİR"
Prof. Dr. Aktekin,
"Plastik maruziyeti akut bir zehirlenmeden ziyade yıllar içerisinde ortaya çıkabilecek kronik hastalıklara davetiye çıkarır. Solunum sistemi bozuklukları, kronik iltihaplanmalar, damar tıkanıklıkları, inme, felç ve kalp-damar sistemi problemleri uzun vadede gündeme gelebilir. Ayrıca hormonal dengeyi bozarak üreme sistemine ve erkeklerde sperm kalitesine ciddi zararlar verebilir. Özellikle havaya karışan mikroplastiklerin solunması veya besin zinciriyle alınması; DNA hasarı ve kronik enflamasyon mekanizmaları üzerinden akciğer ve sindirim sistemi kanserlerini tetikleyebilir. Bilimsel veriler bu ihtimallerin son derece makul olduğunu göstermektedir"
diye konuştu.

"ÇOCUKLARDA SAĞLIK RİSKLERİ KATBEKAT DAHA YÜKSEK"
Aktekin,
"Gelişim çağında olan çocukların organ sistemleri ve metabolizmaları dış çevreden gelen toksik maddelere karşı yetişkinlere kıyasla çok daha hassastır. Hücre bölünmesinin ve doku gelişiminin hızlı olduğu bu dönemde, mikroplastiklerin neden olduğu kimyasal maruziyet ve olumsuz sağlık etkileri çocuklarda katbekat daha yüksek, hızlı ve tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır"
ifadelerini kullandı.