Medeni Kanun’un kabulünün 100. yıl dönümünde Eşitlik İçin Kadın (EŞİK) Platformu, kadınların bu kanunla elde ettiği eşit yurttaşlık haklarının tehdit altında olduğuna dikkat çekerek kapsamlı bir açıklama yayınladı. "Eşit yurttaşlıktan, laik hukuk düzeninden ve kazanılmış haklarımızdan vazgeçmiyoruz" mesajının vurgulandığı EŞİK açıklamasında, iktidarın son dönemdeki aile ve nüfus politikalarına yönelik sert eleştiriler yöneltildi.
"Bedenimiz ve Emeğimiz Nüfus Politikasının Aracı Olamaz"
EŞİK Platformu tarafından yapılan yazılı açıklamada, son yıllarda “aileyi koruma” ve “nüfusu artırma” başlıkları altında yürütülen stratejilerin, giderek kadınların yaşamını ve haklarını kısıtlayan kapsamlı bir devlet politikasına dönüştüğü savunuldu. 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesiyle başlayan sürecin, kadınların çalışma yaşamından doğurganlığına kadar tüm alanlara müdahale niteliği taşıdığı belirtilerek, "Kadınların yaşam koşullarını değiştirmeden, bakım yükünü paylaşmadan, ekonomik bağımsızlığı güçlendirmeden kadınlardan daha fazla çocuk doğurmalarını istemek sosyal politika değil, kadınların bedenini nüfus politikasının aracı haline getirmektir" ifadeleri kullanıldı.
"Hızlı Değil, Adil Boşanmaya İhtiyaç Var"
Açıklamanın en dikkat çekici bölümlerinden birini, boşanma hakkı ve nafaka etrafında şekillenen yeni hukuki düzenleme arayışlarına yönelik itirazlar oluşturdu. “Boşanma süreçlerini hızlandırma” gerekçesiyle gündeme getirilen düzenlemelerin kadınların güvencelerini zayıflattığı belirtilerek; "Boşanmanın hızlı olması tek başına adalet anlamına gelmez. Tarihsel ve ekonomik eşitsizlikler görmezden gelinerek boşanmanın 'hız' meselesine indirgenmesi, kadınların hak kayıplarını görünmez kılıyor" denildi. Platform, Anayasa Mahkemesi'nin yoksulluk nafakasına ilişkin son kararını da eleştirerek, nafaka, tazminat ve mal rejimi alacağı gibi hakların kısıtlanmasının kadınlara yönelik ekonomik şiddetin önünü açacağını vurguladı.
"Şiddeti Önlemeyen Aileci Politikalar Kabul Edilemez"
Kadına yönelik artan şiddet ve cinayetlere de değinilen EŞİK açıklamasında, 6284 Sayılı yasanın etkin uygulanmaması ve İstanbul Sözleşmesi'nin yokluğu hatırlatıldı. Koruma kararlarının havada kaldığı, faillerin caydırıcı yaptırımlarla karşılaşmadığı bir ortamda "aileyi koruma" söyleminin inandırıcılığının olmadığı ifade edilen metin; "Biz kadınlar, medeni haklarımızın aileci politikaların konusu haline getirilmesine; eşit yurttaşlık yerine makbul kadın ve makbul aile tanımlarının dayatılmasına izin vermeyeceğiz. Medeni yasa kırmızı çizgimizdir" sözleriyle sona erdi.