Akdeniz Gerçek’in günlerdir gündemde tuttuğu Türkiye’nin plastik atık ithalatı ve bu atıkların denetimsiz bertaraf süreçleri, Akdeniz sahillerinde ciddi bir çevre ve halk sağlığı krizine yol açıyor. Atık kirliliğinin ana kaynağı Adana-Mersin yani Doğu Akdeniz hattından geldiği ve başta Antalya olmak üzere Akdeniz’e yayıldığı biliniyor. Geri dönüştürülemeyerek dereler, kanallar ve sızıntılar yoluyla denizlere ulaşan ithal plastikler; makro-mikroplastik kirliliği oluşturarak insan sağlığını tehdit ederken, turizminin kalbi olan Antalya’nın dünyaca ünlü Mavi Bayraklarını kaybetme riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Güray Doğan, Akdeniz Gerçek muhabirine yaptığı detaylı açıklamada sorunun akademik ve teknik kısmını açıkladı.
SORUNUN TEMELİ DIŞ KAYNAKLI SANAYİ ATIKLARI
Kirliliğin kaynağına ilişkin teknik değerlendirmelerde bulunan ÇMO Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Güray Doğan, sorunun temelinde kronikleşmiş yerel ihmallerden ziyade dış kaynaklı sanayi atıklarının yattığına işaret etti. Tarım atıklarının dereler vasıtasıyla denize ulaşması ve günübirlik teknelerin yarattığı kirliliğin her zaman var olan ancak şu anki tablo için "düşük ihtimalli" nedenler olduğunu belirten Doç. Dr. Doğan, asıl tehlikenin Seyhan Nehri üzerinden Akdeniz'e karışan plastikler olduğunu belirtti

DENİZLERDEKİ PLASTİK KİRLİLİĞİNİN OLASI KAYNAKLARI
Doç. Dr. Güray Doğan,
"Yurt dışından gelen plastik atıkların önceden kağıt öğütücüler gibi shredder’dan geçirilmiş olması gerekiyor. Bu plastikleri geri dönüştürmeye çalışıyorlar ama geri dönüştürülebilir vaziyette değilse, arıtmasından da geçip denize ulaşıyor olabilir. Büyük olasılıkla böyle bir şey var. Ya da paletlerin altındaki dilmelerin denizle buluşması sonrasında bunların çözünmesi söz konusu olabilir ve bunlar çözününce de karaya vuruyor olabilir. Tekneler ve tarımsal atıkların dere yataklarına boşaltılması da var ancak bizim benzerlik gördüğümüz husus ilk iki olasılığa yakın görüntülerdir. Yani ya yurt dışından geliyor ya da peletlerin altındaki dilmelerden geri dönüşüm tesislerine bırakılıyor ve bu tesislerden bir şekilde denize ulaşıyor"
dedi.
YURT DIŞINDAN ATIK İTHALATI
Doç. Dr. Güray Doğan, Türkiye’nin temel problemlerinden bir tanesinin bu geri dönüşüm tesisleri olduğunu belirterek, “
Geri dönüşüm tesisleri aslında bizim için bir kurtarıcıydı ancak artık kaynak bölge oldular. Özellikle ülkemizin doğu kesimlerinde geri dönüşüm tesisleri kuruluyor ve 'Biz şu şehrin atıklarını toplayacağız ve geri dönüştüreceğiz' diye anlaşma yapıyorlar. Ancak zaman içerisinde o şehirden yeteri kadar geri dönüşüm atığı toplayamıyorlar ve tesis zarar ediyor. Bu sebeple yurt dışından atık ithalatına yöneliyorlar. Bunlar yeteri kadar kaliteli atık olmayınca bir süre sonra ellerinde birikiyor ve işe yaramıyor. O zaman pazar sabahları bakıyoruz bilmem nerede atık geri dönüşüm tesisinde yangın çıkmış"
dedi.

ATIK İTHALATI İÇİN VİZE UYGULANMALI
Atık konteynerla veya herhangi bir şekilde geldikten sonra karaya ulaştığı zaman nereye gittiğinin takibinin söz konusu olmadığını belirten Güray Doğan,
"Dolayısıyla 'Bu atık nereye gitti, kim bertaraf etti, nasıl bertaraf etti?' gibi soruların cevabı boşta kalıyor. En büyük problemlerimizden biri yurt dışından atık ithalatı. Doğru düzgün fizibilite çalışmasının yapılması ve yurt dışı atık ithalatında elçiliklerimizdeki görevli ateşelerimizden izin alınması gibi hususlar söz konusu olmalı. Her atık Türkiye’ye kabul edilmemeli"
dedi.
ATIKLAR AKARSULAR VE BYPASS YOLUYLA DENİZE ULAŞIYOR
Güray Doğan,
"Seyhan’ın sulama kanallarından biri aracılığıyla bu atıklar ulaşıyor. Adana’nın atık su arıtma tesislerinden bir tanesinden bypass yapılarak denize ulaşıyor. Benzer bir şey Antalya’da da var; Düden olabilir, Çakırlar tarafı olabilir, Muratpaşa’nın arka taraflarında Kırcami dediğimiz bölge olabilir. Burada da dereler, sulama kanalları çok sayıda var. Burada herhangi bir geri dönüşüm tesisi kurulmuş olsa -gizli saklı da olabilir, resmi veya gayriresmi de olabilir- ya da oto yıkamacı diye açıp plastik kırma tesisi de yapabilirler. Kontrol mekanizması da zayıf"
dedi.

KAÇAK TESİSLER VE YETERSİZ CEZAİ YAPTIRIMLAR
Doğan,
"Tesis kapalıysa ne valilik ne çevre şehircilik bir şey yapabiliyor. Tesis kapalıyken dışarıdan bir emare yoksa kapalı tesis deyip geçiyorlar. Buralara gece baskınları, gizli baskınlar yapmak gerekiyor. Kurallara uygun ve denetime açık yapılması, yapmayanlar hakkında ciddi yaptırımlar uygulanması gerekiyor. Belediyeler yakaladığı zaman çok komik cezalar veriyor. Ceza miktarı 2 bin 100 küsur lira gibi bir cezaydı. Sadece mühürlüyor ve gidiyor"
dedi.
SU VE ENERJİ KAYNAKLARI KORUNMALI
Doğan,
"Mesele su. Su ve enerji bir ülkenin vazgeçilmez iki kaynağı. Nereden ve nasıl elde edildiği çok önemli hususlar olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla suyun ve enerjinin kesintisiz ve düzgün bir şekilde sağlanması lazım ki vatandaş da bundan faydalansın, ülke gelişimi sağlansın"
dedi.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE EKOSİSTEME ETKİLERİ
Doğan,
"Plastikler denize ulaşınca besin zincirine karışıyor. Gördüğümüz milimetrik boyutta makro plastikler daha sonra parçalanarak küçük parçacıklar haline geliyor, besin zincirine karışıyor ve sofralarımıza ulaşıyor. Denizlerin bir karbon tutma kapasitesi var. Plastikler denizlerin karbondioksit tutmasını engelliyor, dolayısıyla atmosferde daha fazla karbondioksit bulunuyor. Bu da iklim değişikliğinde sıcaklığı arttırmaya yönelik bir etkide bulunuyor"
dedi.
“SORUN TEDBİRLERLE ÖNLENMELİ”
Doğan,
"Bunların denize ulaşmasını engellememiz lazım. Hava kabarcığı bariyerleri ile nehirlerde toplayabilme şansınız var. Arıtma tesislerinde kum filtrelerde tutulabiliyor ancak kum filtreler oldukça maliyetli ve yüksek elektriğe ihtiyaç duyan mekanizmalar. Bazı yatırımları gözden geçirmemiz ya da ülkemizi tek kullanımlık plastiklerden ve plastik geri dönüşümünden arındırmamız gerekiyor. Özellikle sahil şeridini arındırmamız ve bertaraf edilebilir plastikleri kullanmaya yönelik teşvikler yapmamız gerekiyor. Bir şeyi üretirken ve tüketirken bütüncül düşünmemiz gereken bir durumla karşı karşıyayız"
dedi.