Akdeniz Gerçek | Antalya | Antalya Ticaret Borsası’nda Sanayiciden İflas ve Dev Kriz Uyarısı

Antalya Ticaret Borsası’nda Sanayiciden İflas ve Dev Kriz Uyarısı

Antalya Ticaret Borsası (ATB) 1. Meslek Komitesi (Hububat ve Mamülleri) Üyesi Nuri Büyükselçuk, Temmuz Ayı Meclisi’nde sektörün içinde bulunduğu finansal zorluklara, dış ticaretteki risklere ve yüksek faiz kıskacına değindir. Sanayicinin ve üreticinin artık dayanacak gücünün kalmadığını vurgulayan Büyükselçuk, " Üreterek, çalışarak batıyoruz ve çok ciddi bir kriz dalgası geliyor" uyarısında bulundu.

Antalya Ticaret Borsası (ATB) 1. Meslek Komitesi (Hububat ve Mamülleri) Üyesi Nuri Büyükselçuk, Temmuz Ayı Meclisi’nde sektörün içinde bulunduğu finansal zorluklara, dış ticaretteki risklere ve yüksek faiz kıskacına değindir. Sanayicinin ve üreticinin artık dayanacak gücünün kalmadığını vurgulayan Büyükselçuk, " Üreterek, çalışarak batıyoruz ve çok ciddi bir kriz dalgası geliyor" uyarısında bulundu.

Antalya Ticaret Borsası’nda Sanayiciden İflas ve Dev Kriz Uyarısı
KAYNAK: Arda Kır

Konuşmasına piyasadaki olumlu ve olumsuz gelişmeleri değerlendirerek başlayan Nuri Büyükselçuk, üretim verilerini ve Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) durumunu şu sözlerle aktardı:


“Bu yıl hem buğdayda hem de arpada rekor bir rekolte senesi yaşanıyor. 23-24 milyon ton buğday, 10 milyon tona yakın arpa üretimi bekleniyor. Geçen yıl 33-34 milyon ton olan toplam tahıl üretimi, bu yıl yüzde 30 civarında bir artışla kabaca 43 milyon tonu bulacak. Bu durum ülke açısından oldukça sevindirici. Üretimdeki bu artışın bir sonucu olarak bugün itibarıyla buğdayda ihracat serbest bırakıldı.
Sezon başında TMO, 9 ila 10 milyon ton arasında alım yapacağını, bunun için hem finansman hem de depo hazırlıklarını tamamladığını açıklamıştı. Ancak finansman zorlukları nedeniyle hem sanayici hem de zahireciler piyasada çok aktif olamayınca TMO alım hedeflerini yüzde 40 ila yüzde 50 oranında artırmak zorunda kaldı. Gelinen noktada TMO'nun alımları 9 milyon tonu geçmiş durumda ve toplamda 14-15 milyon ton civarında bir alım yapması bekleniyor.

KARADENİZ’DEKİ SAVAŞ VE YEM HAMMADDESİNDEKİ DIŞA BAĞIMLILIK

Sektörün olumsuz tarafına da dikkat çeken Büyükselçuk, Karadeniz bölgesindeki sıcak gelişmelerin iç piyasaya yansımaları hakkında, 

“Son bir hafta 10 gündür Rusya-Ukrayna savaşı ciddi şekilde kızıştı. Rusya artık Ukrayna'nın limanlarını ve sivil gemileri vurmaya başladı. Bildiğimiz kadarıyla bir taraftan 100, diğer taraftan 80 olmak üzere son bir hafta 10 gün içinde 180-190 tane gemi vuruldu. Bu durum nedeniyle hiçbir armatör o bölgeye gitmek istemiyor. Lojistik kriz sebebiyle hububat ve yağlı tohumlarda dolar bazında yüzde 20 ile yüzde 50 arasında bir haftalık süre içinde artışlar meydana geldi. Yemde dışa bağımlılığımız yüzde 56 seviyesinde. Yaptığımız bu ithalatın ürün bazındaki oranları ise son derece kritik. Buğday ithalatının yüzde 98'i, Ayçiçeği ithalatının yüzde 97'si, Mısır ithalatının yüzde 86'sı, Kepek ithalatının yüzde 84'ü kuzey komşularımız olan Rusya ve Ukrayna'dan karşılanıyor. Kuzey komşularımızda yaşanan bu sıkıntılar doğal olarak hem dünya fiyatlarını hem de Türkiye'deki ham madde fiyatlarını etkiledi. Belki spekülatif olarak ama şu anda reel olarak insanları etkiliyor; sanayici ham madde bulamıyor ve gelecekte kaça bulabileceğini kestiremiyor”

 dedi.

“ÖNCEDEN 3 AYLIK STOK OLURDU”

Yüksek faiz politikasının sanayici üzerindeki yıkıcı etkilerini detaylandıran Büyükselçuk, sanayicinin stok tutamadığını ve iflas riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti:


“Yüksek faizler ve bankaların Merkez Bankası politika faizinin çok üzerindeki oranlarla piyasaya para arz etmesi nedeniyle sanayicinin elinde stok kalmadı. Eskiden herkesin elinde 2-3 aylık stok olurdu; bir haftalık yüzde 40-50'lik artışları çok dert etmez, stoktan kullanır ve piyasa normale dönene kadar idare ederdik. Ancak şu anda herkesin eli boş olduğu için ham madde fiyat artışları anında ürünlere yansımak ve zam olarak piyasaya dönmek zorunda kalıyor.  Üreticiler ve sanayiciler maalesef konkordato ve iflas kıskacı altında. Yüzde 40, yüzde 50, yüzde 60 faizlerle maliyetine bakmadan, sadece ticaretini sürdürebilmek için insanlar kredi kullanmak zorunda kalıyor. Bu da sırttaki yükü daha da ağırlaştırıyor. İnsanlar "Şu 6 ayı bir atlatayım, 1 seneyi bir atlatayım" diye düşünüyor ama bu yüksek faiz politikası 3-4 yıldır devam ettiği için artık sürdürülemez aşamaya geldi” dedi.

“SANAYİCİNİN TAKATİ KALMADI”

Büyükselçuk, 

“Sohbet ettiğim tecrübeli bir sanayici dostumuzun da belirttiği gibi; maalesef üreterek batıyoruz. Üreterek, çalışarak batıyoruz ve çok ciddi bir kriz dalgası geliyor. Yaklaşık 40 yıldır ticaretin içindeyim. 1994 krizini, 2001 krizini, 2008'i ve 2018'i yaşadım. Eskiden kriz olurdu, her şey tepetaklak olurdu, fiyatlar 2-3 katına katlanırdı fakat 6 ay ya da 1 sene sonra her şey normale dönerdi. İnsanlar zararlarını kapatır, kalanlarla yola devam ederdi. Ancak mevcut durum bence bir kriz değil, çünkü çok uzun süreli. 3-4 senedir sürekli olarak bu kadar yüksek faizle yürümek zorunda kalmak çok yorucu ve artık sanayicinin takati kalmadı” 

dedi.
Nuri Büyükselçuk, sözlerini 

"Bir süre sonra piyasada üreten firma kalmayacak. Ne yapılması gerekiyorsa bir an önce yapılması gerekiyor"

 uyarısıyla tamamladı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız