“Güller ve Göller Diyarı” olarak bilinen Burdur, bu yıl baharın simgesi olan güllerini don ve küresel ısınmanın etkileri altında karşıladı. Karakent köyünde göl kıyısında kurulu gül bahçelerinde başlayan hasat, her zamankinden sessiz ve eksik ilerliyor.
Geçtiğimiz yıllarda dekarda 600-700 kilogram verim alınan tarlalarda bu yıl bu rakam 150-200 kilograma kadar düştü. Gülün doğaya ve ekonomiye sağladığı katkı sürerken, üreticiler tarihin en düşük rekoltelerinden birini yaşamanın şokunu yaşıyor.

Don Tomurcukları Kuruttu, Gül Bahçeleri Yeşil Kaldı
Burdur’da nisan ayının sonunda yaşanan ani don olayları, çiçeklenme dönemindeki güllerin tomurcuklarını yaktı. Bazı tarlalarda çiçek açamadan kuruyan dallar, üreticilere görsel ve ekonomik kayıp yaşattı.
Bahçelerin birçok yerinde sadece yaprakların kaldığı görülürken, hasat edilen güller miktar olarak geçen yılın çok gerisinde kaldı. Lisinia Projesi alan sorumlusu Öztürk Sarıca, “Don, tomurcukları tamamen durdurdu. Gül var ama çiçeği yok, hasadı yine de yapmak zorundayız çünkü ekonomik bir değeri var” dedi.
Gül Üretimi İklimle Mücadele Edemiyor
Gül, bölgedeki yoğun mısır ve yonca tarımına kıyasla yüzde 75 daha az su tüketen bir bitki olmasına rağmen, küresel iklim değişikliklerinin yıkıcı etkilerine karşı savunmasız kaldı.
Burdur Gölü’nün hızla kuruması, su kaynaklarının azalması ve tarım-hayvancılık baskısı gül üretimini her geçen yıl daha da zorlaştırıyor. Sarıca, “Gül, sadece ekonomik değil, aynı zamanda ekolojik bir kalkandır. Gölde oluşan tozların çevreye yayılmasını engelliyor. Ama iklim değişikliği bu avantajı da riske atıyor” diye konuştu.

Gül Yağı Üretiminde Rekor Düşüş
Geçen yıl 50-100 litre arasında gül yağı üreten üreticiler, bu yıl 20-30 litreye kadar düşen hedeflerle sezona girdi. Sarıca, “Eğer hava şartları iyi giderse belki 30 litre alınabilir ama bu da kesin değil. Aksi takdirde daha da altına düşebiliriz. Gül yağı sadece ihracat ürünü değil, aynı zamanda bölgemiz için döviz girdisidir. Bu kayıp hepimizi etkileyecek” dedi.
Fiyatlar da Düşüşte: Gül Yağı Geçen Yılın Gerisinde
Verimdeki düşüşe rağmen, bu yıl gül yağı fiyatlarında da ciddi bir gerileme bekleniyor. Geçen yıl litre fiyatı 11-12 bin euro arasında seyreden gül yağı, bu yıl 7-10 bin euro aralığında öngörülüyor. Piyasa henüz netleşmese de bu söylentiler bile üreticiyi tedirgin etmeye yetti. Sarıca, “Geçen yıl bu dönemde hasatın ortasındaydık. Şimdi daha yeni başladık ve çok yavaş ilerliyor. Bu durum, hem ürün miktarını hem de fiyatları olumsuz etkiliyor” dedi.
Ekoturizm Umut Işığı Oldu
Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Burdur’daki gül bahçeleri yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Özellikle Mayıs-Haziran döneminde gül hasadını görmek için bölgeye gelen ziyaretçi sayısında artış yaşanıyor.
Geçtiğimiz yıl 100 bin ziyaretçiyi ağırlayan Karakent’te bu yıl bu rakamın aşılması bekleniyor. Sarıca, “Bu yıl da bahçelerimiz dolup taşıyor. Ekoturizm bizim için önemli bir destek oldu. Bu ilgiyle moral buluyoruz” diye konuştu.

Burdur’da Gül Sadece Bir Çiçek Değil
Gül üretimi, Burdur için sadece bir tarımsal faaliyet değil, aynı zamanda su krizine karşı çevresel bir önlem, turizm için cazibe merkezi ve yurt dışına açılan ekonomik bir kapı. Ancak yaşanan donlar, artan sıcaklıklar ve belirsiz piyasa koşulları bölgedeki üreticileri gelecek yıllar için kaygılandırıyor. Sarıca’nın ifadesiyle: “Bu yıl hem doğa hem ekonomi bizi sınadı ama umudumuz var. Gül, bu topraklarda her zaman bir direnç simgesi oldu.”