Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
21°

“Sifiri kimse saymaz”

YAYINLAMA:
“Sifiri kimse saymaz”

Bazen neyin iyi geleceğini bilemezsin.
Hatta daha kötüsü: neyin kötü geldiğini bile göremezsin.

Çünkü insan dediğin şey, acıyı bile “alışkanlık” diye paketleyip cebine koyabiliyor.
Bazı şeyler canını acıtır ama sen buna bir süre sonra “hayat” dersin.
Bazı insanlar seni eksiltir ama sen bunu “sevgi” zannedersin.
Bazı yollar seni yorar ama sen bunu “mücadele” diye kutsarsın.

Sonra bir gün… İçinde bir şey durur.

Dışarıdan bakınca hayat akıyor gibidir.
Sen gülümsersin, işe gidersin, mesajlara cevap verirsin, bir iki kahkaha atarsın.
Ama içeride başka bir film oynuyordur:
Bittiğini hissettiğin şey aslında başlamamış bile olabilir.

Çünkü bazen iyi gelmek için…
Evet, yanlış duymadın.
Kötü gitmek gerek.

Bir şeylerin bozulması, çökmesi, dağılması gerek.
Çünkü o “iyi” dediğin şey her zaman iyi değildir zaten.
Bazen iyi sandığın şey, sadece alıştığın kötülüğün konforudur.

Ve kötü gidiş… İçindeki aptal iyimserliği değil, sahte düzeni yıkar.

Tam da burada başlar asıl mesele.

Kimse sıfırı saymaz. Herkes birden başlar saymaya:

Bir, iki, üç… Birinci adım. İlk başarı. Yeni başlangıç.

Ama kimse “sıfır”ı konuşmaz. Çünkü sıfır öyle havalı değildir.

Sıfırda fotoğraf çekilmez.
Sıfır “paylaşmalık” değildir.
Sıfırda kimse seni alkışlamaz.

Sıfır şudur: Gücünün yetmediği gün. “Ben artık böyle devam edemiyorum” dediğin an.

İlişkinin, hayalin, sabrın bittiği yerde oturup boşluğa bakman. Kendini toparlamak için bir köşeye çekilmen. Hiçbir şey yapamayıp sadece nefes alman.

Sıfır, herkesin korktuğu ama kimsenin anlamadığı yerdir.
Çünkü sıfır, “hiçlik” sanılır. Oysa değil.

Sıfır… “Yeniden kurulum ekranıdır.

Belki de en doğrusu sıfırdan başlamaktır.

Çünkü sıfırdan başlamadan bir adım atarsan, o adım zaten senin değildir.

Sadece eski yaralarınla yeni bir sahne kurarsın.
Sadece başka bir hayal kırıklığını, başka bir şehirde yaşarsın.
Sadece aynı hikâyeyi farklı oyuncularla tekrar oynarsın.

İnsan bazen “yeni bir hayat” istemez aslında. İnsan sadece eski hayatın yükünü taşımadan yürümek ister.

Ve sıfır da tam burada başlar. Hiçbir şeyin yok gibi göründüğü yerde, aslında en kıymetli şeyi bulursun:

Kendini. Kendi sınırlarını. Kendi tahammül çizgini.
Kendi “ben artık bunu istemiyorum” diyebildiğin eşiği.

Ve o eşik, bir lüks değildir. Bu eşik, hayatta kalmaktır.

Bazen kötü gitmesi gerekir bazı şeylerin.
Çünkü iyi dediğin her şey, gerçekten iyi olmayabilir.

Ve senin iyiliğin; başkalarının konforu, düzeni, alışkanlığı olmamalı.

Sıfır, etkisiz değildir. Sıfır, görünmezdir sadece.

Ama şunu kimse söylemez:
Sıfır olmadan bir olmaz. Sıfır olmadan hiçbir şey büyümez.

Çünkü en karanlık yerden çıkanların çoğu şunu anlar:
Bazen kaybettiğin şey “hayatın” değil, sadece yanlış sandığın doğrularındır.

Peki siz…

Sıfırdayken hâlâ “idare etmeye” mi çalışıyorsunuz, yoksa ilk defa gerçekten kendinizi seçmeye mi?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız