Şu hakaret olayı!

  • Songül Başkaya

    Songül Başkaya Yazı Arşivi
    27 Ekim 2020 /   995 Okunma

    Şu hakaret olayı!


     Türkiye’de kadın olmak zor zanaat. Basında, siyasette, evde, sokakta, işyerinde aşağılanır, hakaret edilir, yok sayılırsınız. Ve bu durumu olağanlaştırmaya çalışırlar. Siz isyan etseniz de çoğu zaman ne hemcinsleriniz görür ne de görmesi gerekenler…

     

    İşte en basitinden en ağırına şiddetin kol gezdiği günümüz Türkiyesinde maalesef geçmişte kadının ekonomiden siyasete, akademiden sivil topluma her alanda yükselmesini tartışırken, bugün önceliğimiz kadını yaşatmak…

     

    Şöyle bir geriye bakıyorum ne çok yapmışız aslında sadece Antalya’dan. Karınca kararınca benim de az emeğim olmadı…

     

    Antalya’nın en genç kadın gazetecisi ve siyasetçisi olarak seçildiğim Antalya İl Genel Meclisi’nde Antalya Valiliği ve Avrupa Birliği’nde yürütülen Antalya Kadın-Erkek Eşitlik Eylem Planı’nın mutfağında yer aldım…

     

    Antalya İl Genel Meclisi’nin ilk ve son Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu olan KEFEK’in Kurucu Başkanlığı’nı yaptım…

     

    Kadın, engelli, çocuk, yaşlı dahil tüm dezavantajlı gruplara karşı verdiğim şahsi destek ve basın desteği Antalya Valiliği’nden İnsan Hakları ödülüyle taçlandı…

     

    Antalya Kent Konseyi’nin en genç Kadın Meclisi Başkanı oldum. Muratpaşa’da Palmiye Caddesi’ndeki şiddetin sembolü olan Al Yazma Anıtı’nın yapımı bizim dönemimizde gerçekleşti…

     

    Bu ve sayamadığım pekçok çaba Antalya İş Kadınları Derneği’nin 2012’de vermiş olduğu Yılın Kadını ödülünü getirdi…

     

    Onurla taşıyorum…

     

    Ardından önseçime girdiğim Muratpaşa’dan 1. çıkarak Antalya Büyükşehir ve Muratpaşa Meclislerinde CHP’nin ilk ve en genç kadın grup başkanvekili oldum. Kadınların haklarını mecliste de savundum…

     

    80 Yıldır Antalya’da kadın milletvekili çıkaramayan CHP’de son seçimlerde milletvekili aday adayı oldum…

     

    Bugün mecliste olamasak da kadınlara desteğime basında ve yaşamımda devam ediyorum. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nda (TKDF) Canan Güllü Başkanım; Türk Üniversiteli Kadın Derneği Antalya Şubesi’nde de Ayla Yüksel Başkanımızla çalışmaktan mutluyum…

     

    ŞİDDETİN HEPSİNE HAYIR!

     

    Bir gün değil, her gün kadın hareketine destek olan biri olarak kadına hakareti, saldırıyı asla kabul edemem diyerek, hakaret olayını aktarmak isterim…

    Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı Mevlüt Yeni’nin yazdığını bile görmediğim, anında sildiği bir kapalı grup paylaşımı üzerinden yapılan ve linç girişimine dönüşen kampanyaya dair görüşlerimi paylaşmak istiyorum…

     

    İlk seçiminde oy verdiğim ve hatta bir dönem Denetim Komisyonu’nda yer aldığım Başkan Yeni’nin yönetim anlayışına ilişkin eleştirilerimi, muhalefetimi bilen bilir. Bilmeyeler de lütfen arşive baksın…

     

    Ama haksızlık da yapmayalım. Ne olursa olsun kapalı bir grupta dahi yazmaması gereken ama yazdıktan sonra da hatasını anlayıp sildiği, hatta özür dilediği hakarette isim olmasa da hakaret edilen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek’in Basın Danışmanlığı’nı geçtiğimiz günlere kadar yapan Serap Belovacıklı…

     

    Kendisi ile tanışmaya haiz olamadık. Antalya’ya geldiği günden itibaren yerel basınla bir irtibatı oldu mu bilmiyorum ama en azından bizimle olmadı…

     

    İlk ve tek görüşüm CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’un Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü’ne yaptığı ziyaret sırasında oldu. Kapı önünde ayak üstü göz göze geldik…

     

    Bildiğimiz ve duyduğumuz, önce Belovacıklı’nın Mevlüt Yeni’ye hakareti olmuş. Ahmet Oruçoğlu’nun da şahitliğini yaptığı bir hakaret olayı sanırım husumete dönüştü. Yeni ve Belovacıklı arasında gerilimi tırmandıran ise Belovacıklı’yı istifaya sürükleyen haberler…

     

    Başkan Böcek’in hastanede tedavi sürecinin basın açısından yönetilememesi çok eleştirildi. Kendisini ilk günlerde TV ekranlarında da savunduğum Belovacıklı’nın onedio’daki ‘haşera’ ayıbına geç müdahalesini ise eleştirdim…

     

    Bu hakaret olayına gelince…

     

    10 Kişilik bir gruptan sızdırılan ve görmediğim bir hakaret için yine Belovacıklı’nın yanındayım. Olmamalıydı. Ama kişisel hesaplarla birilerinin bu konuyu kaşıdığını düşünüyorum…

     

    Zira bu memlekette daha yakın geçmişte yirmi yıllık gazeteci, iş insanı, aktivist, anne, eş olarak iki farklı siyasi şahsiyetin resimli, isimli mesajı ve açıklamalarıyla hedef oldum…

     

    Kimse görmedi…

     

    Kadın parti yöneticilerine, meclis üyeleri tarafından hakaret edildi…

     

    Tık yok…

     

    Kadın siyasetçiler istifa ettirilip yerine erkekler getirildi, ses yok…

     

    Daha nice kadın, sosyal medya şiddetinin mağduru oldu, gören yok…

     

    Olayı bir rant devşirmeye ve kurumların rekabet mücadelesine çevirmeyin…

    Lütfen herkes kendi hatasını görsün…

     

    Antalya Gazeteciler Cemiyetimiz (AGC) bizim evimiz…

     

    Nokta…


Yorum Yap