Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
21°
Akdeniz Gerçek | Sağlık | Yaz Sıcakları Psikolojiyi Tehdit Ediyor: Uzmandan Ruh Sağlığı İçin Hayati Uyarılar

Yaz Sıcakları Psikolojiyi Tehdit Ediyor: Uzmandan Ruh Sağlığı İçin Hayati Uyarılar

Prof. Dr. Aksoy, sıcak havaların yalnızca beden sağlığını değil, ruhsal dengeyi de ciddi biçimde etkilediğini belirtti. Uyku bozuklukları, dikkat dağınıklığı ve öfke patlamaları artışta.

Prof. Dr. Aksoy, sıcak havaların yalnızca beden sağlığını değil, ruhsal dengeyi de ciddi biçimde etkilediğini belirtti. Uyku bozuklukları, dikkat dağınıklığı ve öfke patlamaları artışta.

Yaz Sıcakları Psikolojiyi Tehdit Ediyor: Uzmandan Ruh Sağlığı İçin Hayati Uyarılar

Yaz aylarında etkisini artıran sıcak hava dalgaları yalnızca fiziksel değil, psikolojik açıdan da ciddi sorunlara yol açabiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Umut Mert Aksoy, özellikle kent yaşamında gece-gündüz farkının silikleştiği, nefes almanın zorlaştığı bu dönemde insan psikolojisinin giderek daha kırılgan hale geldiğini ifade etti. Sıcaklığın zihinsel işleyişi bozduğunu belirten Aksoy, “Sıcak hava dalgalarının kentleri boğduğu, geceyle gündüzün birbirine karıştığı bu yaz günlerinde insan psikolojisinin de giderek kırılganlaştığına tanıklık ediyoruz. Artan sıcaklık yalnızca fiziksel rahatsızlıklara değil, zihinsel bütünlüğü tehdit eden dalgalanmalara da zemin hazırlıyor. Giderek daha sık karşılaşılan öfke patlamaları, tahammülsüzlük, huzursuzluk, dikkatsizlik, unutkanlık ve nedensiz kaygılar sadece bireysel zaaflar olarak değil, çevresel bir baskının ruhsal izdüşümleri olarak değerlendirilmelidir” diye konuştu.

“İnsan Bedeni Alarma Geçer”

Prof. Dr. Aksoy, “İnsan bedeni, sıcaklık artışına karşı hayatta kalma refleksiyle fizyolojik bir alarm durumuna geçer. Damarlar genişler, kalp atışları hızlanır, terleme artar. Ancak bu fizyolojik çaba aynı zamanda beyin fonksiyonlarını da etkiler. Sıcak havalarda kortizol ve adrenalin salınımı artar, uyku düzeni bozulur, gece boyunca derin uykuya geçiş zorlaşır. Uyku yoksunluğu, yalnızca yorgunluk ya da enerji düşüklüğü yaratmakla kalmaz; dikkat, bellek ve duygudurum üzerinde doğrudan etkili olur. Uyku bölünmesi ve uykusuzluk; irritabilite, karar verme zorluğu ve duygusal dalgalanmalara zemin hazırlar” şeklinde konuştu.

“Atak Sıklıklarında Artışlar Tespit Edilmiştir”

Sıcakların psikolojiyi etkilediğini belirten Aksoy, “Öte yandan kronik psikiyatrik hastalığı olan bireylerde hastane yatış oranlarında artış, şizofreni gibi psikolojik bozukluklarda semptom alevlenmesi ve bipolar bozuklukta manik atak sıklığında artış tespit edilmiştir. Bu bulgular sadece bilimsel yayınlarda değil, hastane servislerinin doluluk oranlarında ve acil servislere yansıyan tabloyla da açıkça görülmektedir” şeklinde konuştu.

‘ S I C A K H A V A L A R K A Y G I V E S I N I R L I L I G E N E D E 809529 239736

Etkili Adımlar Atılmalı

Sıcakların uyku düzenini de olumsuz etkilediğini kaydeden Prof. Dr. Aksoy, “Sıcak havalarda vücut gece boyunca yeterince soğuyamadığı için uykuya dalma süresi uzar, uyku evreleri bozulur, dinlendirici derin uyku azalır. Bu durum ertesi gün sinirlilik, kaygı, konsantrasyon düşüklüğü ve unutkanlıkla kendini gösterir. Bu yüzden akşam saatlerinde ekran kullanımını azaltmak, serinletici duşlar almak ve uyunan ortamı havalandırarak mümkün olduğunca serin tutmak önemlidir. Uyku hijyeni uygulamaları, sıcaklık dönemlerinde daha da kıymetlidir. Uyunan odada ısıyı düşürmek adına perde kapatma, vantilatör kullanımı ya da doğal kumaşlardan üretilmiş çarşaflarla serinleme gibi yöntemler, basit ama etkili adımlardır” ifadelerini kullandı.

“Su Kaybı Karar Vermeyi Etkileyebilir”

Su tüketiminin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Aksoy, “Yaz döneminde özellikle su tüketimi, yalnızca fiziksel sağlığı değil, zihinsel dengeyi de doğrudan etkiler. Su kaybı yalnızca halsizlik değil; karar verme zorlukları, dikkatte dağılma ve hatta konfüzyonla sonuçlanabilir. Bu yüzden günlük sıvı alımı 2.5-3 litre seviyesine çıkarılmalı, idrar rengi açık sarı olacak şekilde takip edilmelidir. Aşırı yağlı ve baharatlı gıdalar, vücudun ısı üretimini artırdığı için bu dönemde kaçınılması gerekenler arasındadır. Hafif, sindirimi kolay ve su içeriği yüksek yiyecekler tercih edilmeli; tuz dengesi ise özellikle dış ortamda çalışanlar için dikkate alınmalıdır. Alkol ve yüksek kafein içeren içeceklerin bu dönemde sıklıkla tüketilmesi, kaygı ve huzursuzluk düzeyini artırarak risk faktörüne dönüşebilir” dedi.

Kıyafet Tercihlerine Dikkat Çekti

Prof. Dr. Aksoy, “Vücut ısısının düzenlenebilmesi için açık renkli, teri emen, nefes alabilen pamuklu veya keten gibi doğal kumaşlardan üretilmiş giysiler tercih edilmelidir. Sentetik ve koyu renkli kıyafetler hem beden ısısını artırır hem de terleme nedeniyle bireyin duyusal rahatsızlık yaşamasına sebep olur. Özellikle psikiyatrik hassasiyetleri olan bireylerde, bu gibi dışsal rahatsızlıkların içsel gerilime dönüştüğü gözlenmiştir” dedi.

“Çöküşe Zemin Hazırlayabilir”

Prof. Dr. Aksoy, şu bilgileri paylaştı: “Psikolojik destek arayışı ise hâlâ toplumda yaz aylarında ötelenen bir başlık olmaya devam ediyor. Oysa yaz mevsimi, birçok birey için yalnızlık, sosyal izolasyon, gündelik düzenin bozulması ve fiziksel rahatsızlıklarla birleşerek psikolojik kırılganlık yaratır. Ruhsal destek ihtiyacı, yalnızca kriz anlarında değil, bu tarz mevsimsel risk dönemlerinde de devreye alınmalıdır. Hastane polikliniklerinin yanı sıra, toplum ruh sağlığı merkezleri, mobil danışmanlık hizmetleri ve üniversitelere bağlı psikolojik danışmanlık birimleri de destek ağına dâhil edilmelidir. Özellikle yaşlı bireyler, yalnız yaşayanlar, kronik ruhsal rahatsızlığı olanlar ve yoksunluk koşullarındaki bireyler için erken müdahale programları devreye alınmalıdır. Psikiyatrik başvuruların sıcak dönemlerde arttığı, ancak aynı oranda tedaviye yönelim olmadığı göz önüne alındığında, bu alanda farkındalık çalışmaları daha da önem kazanır. Unutulmamalıdır ki, bireyin psikolojik bütünlüğü yalnızca iç dinamiklerle değil, çevresel koşullarla da şekillenir. Yüksek sıcaklık, bireyin ruhsal eşiğini zorlayan görünmez bir uyarandır. Ve her zorlanma, eğer karşılığı verilmezse, bir çöküşe zemin hazırlayabilir. Bu yüzden yaz mevsimi sadece tatil değil; aynı zamanda ruhsal dengeyi koruma dönemi olarak da görülmelidir.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız