Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 ölüm istatistiklerini açıkladı. TÜİK'in 2025 verileri, dolaşım sistemi hastalıklarının Türkiye'de en önemli ölüm nedeni olmayı sürdürdüğünü gösteriyor. Türkiye’deki ölümlerin yüzde 34,7'si bu hastalık grubuna bağlı gerçekleşiyor. Bu tablo; hipertansiyon, diyabet, obezite, yüksek kolesterol, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşam gibi risk faktörlerinin hâlâ önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu da ortaya koyuyor.
Sağlıksız Besleniyoruz
Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümleri azaltmak için sigarayla mücadele, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin yaygınlaştırılması ile hipertansiyon ve yüksek kolesterolün erken tanı ve etkin tedavisi büyük önem taşıyor.
Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin yüksek seyretmesinin temelinde birden fazla etken bulunuyor. Bunların başında; hipertansiyon, yüksek LDL kolesterol, diyabet, obezite, sigara kullanımı, fiziksel hareketsizlik ve sağlıksız beslenme geliyor. Buna ek olarak nüfusun giderek yaşlanması, kronik hastalıkların artması ve bazı bireylerin risk faktörlerini yeterince erken tanıyıp kontrol altına alamaması da ölüm oranlarını artırıyor. Oysa bilimsel çalışmalar, bu risk faktörlerinin etkili şekilde yönetilmesiyle kalp krizi ve inme gibi ölümcül olayların önemli bir bölümünün önlenebileceğini gösteriyor. Bu nedenle koruyucu sağlık hizmetleri, düzenli taramalar ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi büyük önem arz ediyor.

40 Yaşından Sonra Kontrol Şart
Uzmanlar, dolaşım sistemi hastalıklarını önlemede erken tanının önemine vurgu yapıyor ve kritik yaş eşini 40 sonrası olarak belirtiyorlar. 40 yaşından sonra, herhangi bir şikâyet olmasa bile herkesin kardiyovasküler risk değerlendirmesinden geçmesi gerekiyor. Bu kontrollerde; düzenli tansiyon ölçümü, açlık kan şekeri veya HbA1c, lipid profili (özellikle LDL kolesterol), bel çevresi ve vücut kitle indeksi değerlendirmesi ile sigara kullanımı ve aile öyküsünün sorgulanmasını kişinin sonraki sağlıklı yaşamında büyük bir katkı sağlıyor. Düzenli kardiyolojik kontroller, risk faktörlerinin erken saptanmasına ve kalp krizi ile felç gibi ciddi olayların önlenmesine yardımcı oluyor.
Ayrıca; bilimsel verilere göre, kalp ve damar hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir olması nedeniyle özellikle hipertansiyonun kontrol altına alınması, LDL kolesterolün düşürülmesi, sigaranın bırakılması, diyabetin iyi yönetilmesi, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve ideal kilonun korunmasıyla kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümleri önemli ölçüde azaltıyor.