Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları -22
Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları -22
İmparatorluğun mali durumu: Devlet sürekli borçlanmaktaydı. Özellikle Abdülmecit devrinde devlet sanki tefecilerin eline geçmiş gibiydi. Asıl acı olanı ise alınan borçların hemen hepsinin gösterişe, debdebeye harcanmasıydı. Devletin yıllık gelirleri, zorunlu giderleri bile karşılamıyordu…
İmparatorluğun askeri durumu: Ordu her yönden çok zayıf, yetersiz hatta savaşamaz haldeydi. Askerlerin silahları hem yetersiz hem de külüstür durumdaydı. Donanma ise yok olmuş sayılabilirdi. Abdülaziz Han devletin başına geçtiğinde elde; 4 tane eskimiş (hurda sayılabilecek) gemi,3-5 kadar ahşap fırkateyn ve korvet ile bazı küçük (deniz savaşı için pek de önemli olmayan) deniz araçlarından ibaretti…
İmparatorluğun adli durumu: O zamanda devletin adli sorunları kelimenin tam anlamıyla Arapsaçı durumundaydı. Gülhane Hattı Hümayunu ve Islahat Fermanı ile fitne tohumları ekilmişti. Bazıları (Türk Töresine hiç olmayan) haçlı yasalarının İmparatorlukta uygulanmasını dahi ister olmuşlardı…
İmparatorluktaki eğitim ve öğrenim durumu: Çok çok önemli olan bu konuda ne yazık ki; başıboşluk, keşmekeşliğin ötesinde yıkıcı ve yok edici bir kötülük kuyusuna düşülmüş gibiydi. Türk Töresine uygun çağdaş bir eğitim ve öğretim yok gibiydi. Asıl tehlikeli durum ise kötülüğe dayalı güçlerin ve onların uşaklarının Devlet-i Ali toprakları içindeki korkunç faaliyetleriydi. Şöyle ki: Tanzimat fermanı ile elde ettikleri tavizler sonucu, kötü güçler ülkenin hemen her yerinde okullar açtılar. Devletin yönetimi altındaki Rumlar, Ermeniler, Sırplar başta olmak üzere bütün Hıristiyan azınlıkları devlete karşı kışkırtmak amaçlarına yönelik eğitim ve öğretim için pek çok misyoner okulları açmışlardı. Sadece Harput yöresinde 62 misyoner okulu ve de 25 kilise açılmıştı. Bu şer yuvalarının merkezi konumunda olanları ise; Gaziantep’teki Antep, Merzifon’daki Anadolu ve İstanbul’daki Robert Kolejleridir. Söz konusu okullarda Hıristiyan öğrenciler okutuluyordu, hocaları ve okul müdürleri ise Misyoner papazlardı. Söz konusu okullarda yetiştirilenler devlete düşman haline getirilerek, başlatılacak isyanların elebaşları olarak görev almaları hedeflenmiştir. Ne yazık ki aynen öyle olmuş, Devlet-i Ali’ye isyan eden azınlıkların yönetim kadrolarının hemen hepsi bu okullarda yetişmiştir…
DEVAMI VAR